Bir telefon görüşmesini karşı tarafın haberi olmadan kaydetmek suç mudur? Kendisine hakaret veya tehdit edilen kişi, yaşadıklarını ispatlamak amacıyla gizlice ses kaydı alabilir mi? Eşinin kendisini aldattığından şüphelenen kişinin evine ses kayıt cihazı yerleştirmesi suç oluşturur mu? Peki, izinsiz alınan ses kaydı nedeniyle hakkında dava açılan kişi beraat edebilir mi?
Bu soruların tamamına aynı cevabı vermek mümkün değildir.
Türk hukukunda izinsiz ses kaydı alınması her durumda suç oluşturmadığı gibi, yalnızca delil elde etmek amacıyla hareket edilmiş olması da kaydı kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.
Özellikle son yıllarda cep telefonlarının ses kaydetme özelliklerinin yaygınlaşması, WhatsApp görüşmeleri, iş yerindeki tartışmalar, boşanma uyuşmazlıkları ve sosyal medya üzerinden yapılan ifşalar nedeniyle gizli ses kayıtları çok sayıda ceza soruşturmasına konu olmaktadır.
Burada belirleyici olan yalnızca kaydın gizlice yapılması değildir. Konuşmanın taraflarının kim olduğu, konuşmanın niteliği, kaydın hangi şartlarda alındığı, hangi amaçla saklandığı ve üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Bu makalede izinsiz ses kaydı suçunun unsurlarını, Yargıtay’ın beraat ve mahkûmiyet kararlarına yansıyan ölçütleri, hukuka aykırı delil itirazlarını ve istinaf aşamasında ileri sürülebilecek savunmaları ele alacağız.
İzinsiz Ses Kaydı Almak Hangi Durumlarda Suçtur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda izinsiz ses kaydı alınmasına ilişkin bütün eylemler tek bir suç başlığı altında düzenlenmemiştir.
Somut olayın özelliklerine göre üç ayrı suç gündeme gelebilir:
- TCK 132: Haberleşmenin gizliliğini ihlal
- TCK 133: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
- TCK 134: Özel hayatın gizliliğini ihlal
Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü telefon görüşmesinin kaydedilmesi ile aynı odada bulunan kişilerin konuşmasının gizlice kaydedilmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.
Ayrıca konuşmanın tarafı olan kişi ile konuşmaya katılmayan üçüncü kişinin gerçekleştirdiği kayıt arasında da önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Telefon Görüşmesini Gizlice Kaydetmek Suç mu?
Telefon görüşmeleri, haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilir.
TCK 132, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini korumaktadır. Haberleşmenin gizliliğinin ihlali halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, ihlalin haberleşme içeriklerinin kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmiştir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım vardır.
Kişinin bizzat tarafı olduğu telefon görüşmesini kaydetmesi ile başka iki kişinin telefon görüşmesini gizlice dinlemesi aynı eylem değildir.
Yargıtay uygulamasında, kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi kaydetmesi tek başına TCK 132/1 kapsamında değerlendirilmemektedir. Buna karşılık kaydın içeriği, elde edilme koşulları ve sonradan kullanılması başka suçların oluşmasına neden olabilir.
Örneğin kişinin kendi telefon görüşmesini kaydetmesi ile eşinin telefonuna casus yazılım yükleyerek başkalarıyla yaptığı görüşmeleri kaydetmesi arasında ciddi hukuki fark bulunmaktadır.
İkinci durumda haberleşmenin gizliliğinin ihlali ve somut olayın özelliklerine göre başka suçlar gündeme gelebilir.
Kendi Konuşmasını Gizlice Kaydeden Kişi Ceza Alır mı?
Gizli ses kaydı davalarında en fazla tartışılan meselelerden biri, kişinin bizzat katıldığı konuşmayı kaydetmesidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli, 2018/243 Esas ve 2023/160 Karar sayılı kararında TCK 133 bakımından önemli bir ayrım yapılmıştır.
Karara göre TCK 133/1 kapsamında düzenlenen suçun faili, konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişidir.
Ayrıca iki kişi arasında gerçekleşen konuşmanın taraflarından birinin bu konuşmayı kaydetmesi, TCK 133/2 kapsamında da her durumda suç oluşturmaz. Bu fıkranın uygulanması bakımından en az üç kişinin katıldığı aleni olmayan söyleşiler önem taşımaktadır.
Ancak buradan, kişinin katıldığı her konuşmayı serbestçe kaydedebileceği sonucu çıkarılmamalıdır.
Kaydedilen konuşmanın özel hayata ilişkin olması, kayıtların üçüncü kişilere açıklanması veya başka bir suçun unsurlarının gerçekleşmesi halinde cezai sorumluluk doğabilir.
Dolayısıyla yalnızca karşı tarafın rızasının bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verilmesi de, konuşmanın tarafı olunduğu gerekçesiyle her durumda beraat kararı verilmesi de doğru değildir.
Mahkemenin öncelikle eylemin hangi suç tipine uyduğunu belirlemesi gerekir.
Hakaret veya Tehdit Edilirken Ses Kaydı Almak Suç mu?
Bir kişinin telefonla tehdit edildiğini, iş yerinde ağır hakaretlere maruz kaldığını veya kendisinden şantaj yoluyla para istendiğini düşünelim.
Bu kişi yaşadığı olayı ispatlamak amacıyla cep telefonunun ses kaydetme özelliğini kullanırsa suç işlemiş olur mu?
Yargıtay kararlarında, ani gelişen olaylarda başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması ve delilin kaybolma ihtimalinin mevcut olması önemli ölçütler olarak kabul edilmektedir.
Özellikle kişiye yönelen bir suçun işlendiği sırada, mevcut delilin korunması amacıyla gerçekleştirilen kayıtlar bakımından hukuka aykırılık ve suç işleme kastı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte her tehdit veya hakaret iddiası gizli kayıt yapılmasını haklı göstermez.
Kişinin olaydan günler sonra karşı tarafı araması, konuşmayı önceden planlaması ve belirli ifadeleri söyletmeye çalışması farklı bir hukuki sonuç doğurabilir.
Ani Gelişen Olay Neden Önemlidir?
Yargıtay’ın ses kaydı konusundaki değerlendirmelerinde olayın ani gelişmesi önemli bir ölçüttür.
Örneğin bir kişi beklenmedik biçimde tehdit edilmeye başlanmış ve başka türlü ispat imkânı bulunmadığı için konuşmayı kaydetmiş olabilir.
Buna karşılık daha önce yaşanmış bir tartışmayı ispatlamak amacıyla yeni bir görüşme organize edilmesi, karşı tarafın yönlendirilmesi ve konuşmanın kayda alınması aynı hukuki korumadan yararlanmayabilir.
Bu nedenle mahkemeler şu sorulara cevap aramalıdır:
- Kayıt alınmasına neden olan olay gerçekten ani mi gelişmiştir?
- Kayıt sırasında kişiye yönelen güncel bir saldırı veya suç söz konusu mudur?
- Başka şekilde delil elde etme imkânı bulunmakta mıdır?
- Kayıt yalnızca delili korumak amacıyla mı yapılmıştır?
- Kayıt üçüncü kişilerle paylaşılmış mıdır?
- Konuşma önceden planlanmış veya yönlendirilmiş midir?
Bu soruların cevapları beraat veya mahkûmiyet bakımından belirleyici olabilir.
Yargıtay’a Göre Planlı Ses Kaydı Hukuka Aykırı Delil Olabilir
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2020 tarihli, 2018/39 Esas ve 2020/485 Karar sayılı kararı, gizli ses kayıtlarının delil niteliği açısından önemlidir.
Karara konu olayda, daha önce hakarete uğradığını ileri süren kişi, olaydan sonraki gün karşı tarafla yeniden görüşme ayarlamış ve konuşmayı gizlice kaydetmiştir.
Görüşme sırasında karşı tarafın belirli ifadeleri kullanmasına yönelik yönlendirmelerde bulunulmuştur.
Ceza Genel Kurulu, bu koşullarda alınan kaydın ani gelişen bir olayda delilin korunması kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, kaydın yalnızca gizli yapılması değildir.
Kişinin önceden hazırlık yapması, konuşmayı yönlendirmesi ve yeni bir delil oluşturmayı amaçlaması, kaydın hukuka uygunluğunu etkileyen unsurlar olarak değerlendirilmiştir.
Bu karar, özellikle hakaret, tehdit ve şantaj dosyalarında ses kaydına dayanılarak verilen mahkûmiyet hükümlerinin istinaf ve temyiz incelemelerinde önem taşımaktadır.
Gizli Ses Kaydı Mahkemede Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Bir ses kaydının ceza hukuku bakımından suç oluşturup oluşturmaması ile mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı birbirinden farklı meselelerdir.
Anayasa’nın 38. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217/2. maddesi uyarınca yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispatlanabilir.
CMK 206/2-a kapsamında kanuna aykırı elde edilen delilin reddi söz konusu olabilir.
Bu nedenle bir ses kaydının dosyaya sunulmuş olması, mahkemenin bu kaydı mutlaka hükme esas alabileceği anlamına gelmez.
Mahkeme, kayıtların elde edilme yöntemini ve hukuka uygunluğunu incelemek zorundadır.
Örneğin kişinin başkasına ait telefona izinsiz erişerek elde ettiği kayıt ile kendisine yönelen ani bir tehdidi belgelemek amacıyla aldığı kayıt aynı koşullarda değerlendirilmemelidir.
Ses Kaydı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?
Her somut olayda yeterli değildir.
Ses kaydının hukuka uygunluğu yanında güvenilirliği ve isnat edilen suçu ispat gücü de incelenmelidir.
Özellikle şu hususlar önemlidir:
- Kayıttaki konuşmaların kime ait olduğu
- Kaydın kesintiye uğrayıp uğramadığı
- Ses üzerinde montaj veya değişiklik bulunup bulunmadığı
- Konuşmanın tamamının dosyada mevcut olup olmadığı
- Kayıt tarihinin ve olayın koşullarının belirlenip belirlenmediği
- Kaydı destekleyen başka delillerin bulunup bulunmadığı
Kayıt üzerinde ciddi teknik şüpheler bulunması halinde bilirkişi incelemesi talep edilebilir.
Yalnızca kaydın çözümünün dosyaya konulması, her uyuşmazlıkta orijinal kayıt ve elde edilme koşulları üzerindeki tartışmayı ortadan kaldırmaz.
Ses Kaydı Nedeniyle Açılan Ceza Davasında Beraat Mümkün mü?
İzinsiz ses kaydı nedeniyle hakkında kamu davası açılan kişinin mutlaka mahkûm olacağı söylenemez.
Beraat ihtimali, isnat edilen suçun kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ve somut olayın özelliklerine bağlıdır.
Örneğin iki kişi arasındaki yüz yüze konuşmayı taraflardan birinin kaydetmesi halinde TCK 133 bakımından suçun unsurları tartışılmalıdır.
Aynı şekilde kayıt alınmasının ani gelişen bir olayda delilin korunmasına yönelik olması, hukuka aykırılık ve kast yönünden önem taşıyabilir.
Savunmada yalnızca “kendimi korumak için kaydettim” denilmesi yeterli değildir.
Bu iddianın olayın gelişimi, kayıt zamanı, taraflar arasındaki ilişki, kaydın içeriği ve sonradan kullanım biçimiyle desteklenmesi gerekir.
Beraat Savunmasında Hangi Hususlar İncelenmelidir?
Öncelikle iddianamede hangi TCK maddesine dayanıldığı tespit edilmelidir.
Ardından suçun maddi ve manevi unsurları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle konuşmanın tarafı olunup olunmadığı, haberleşmenin niteliği, özel hayat kapsamında kalan bilgilerin bulunup bulunmadığı ve kaydın üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılmalıdır.
Suçun kanuni unsurlarının oluşmaması halinde CMK 223/2-a; yüklenen fiilin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması halinde CMK 223/2-e; kastın bulunmaması veya hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı gibi durumlarda ise ilgili diğer beraat hükümleri gündeme gelebilir.
Beraat gerekçesinin doğru belirlenmesi, yalnızca davanın sonucu bakımından değil, istinaf ve temyiz incelemeleri açısından da önemlidir.
Gizli Ses Kaydı Nedeniyle Verilen Mahkûmiyet Kararına İstinaf Başvurusu
İlk derece mahkemesinin izinsiz ses kaydı nedeniyle mahkûmiyet kararı vermesi, kararın hukuken doğru olduğu anlamına gelmez.
İstinaf incelemesinde suçun yanlış nitelendirilmesi, eksik araştırma yapılması, hukuka uygunluk koşullarının değerlendirilmemesi veya savunmanın temel iddialarının gerekçesiz bırakılması tartışılabilir.
Özellikle şu durumlarda mahkûmiyet hükmünün hukuki denetimi önem kazanır:
- Konuşmanın tarafı olan kişi hakkında TCK 133/1 uygulanması
- İki kişilik konuşmanın TCK 133/2 yönünden yeterince değerlendirilmemesi
- Ani gelişen olay savunmasının tartışılmaması
- Ses kaydının elde edilme yönteminin araştırılmaması
- Orijinal kayda ilişkin ciddi itirazların karşılanmaması
- Delillerin hukuka uygunluğunun gerekçeli kararda açıklanmaması
Bölge Adliye Mahkemesi, başvurunun kapsamına ve dosyanın özelliklerine göre hukuka aykırılıkları inceleyebilir.
İstinaf başvurusunda yalnızca kararın haksız olduğunun belirtilmesi yerine, hangi maddi ve hukuki değerlendirmenin neden hatalı olduğunun somutlaştırılması gerekir.
Yargıtay Ses Kaydı Nedeniyle Verilen Mahkûmiyet Kararını Bozar mı?
Temyize tabi kararlar bakımından Yargıtay, ceza hükmünün hukuka uygunluğunu denetler.
Gizli ses kaydı dosyalarında özellikle suç vasfının yanlış belirlenmesi, kanuni unsurların oluşmaması ve hukuka aykırı delilin hükme esas alınması bozma tartışmasına konu olabilir.
Ancak her istinaf kararı temyize açık değildir. Temyiz hakkının bulunup bulunmadığı CMK 286 ve ilgili istisnalar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Bu nedenle istinaf ve Yargıtay süreçlerinde başvurulabilecek kanun yolunun öncelikle doğru belirlenmesi gerekir.
Eşinin Sesini Gizlice Kaydetmek Suç mu?
Boşanma davalarında eşlerden birinin diğerinin konuşmalarını kaydetmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Aldatma şüphesi, tehdit, hakaret veya aile içi uyuşmazlıklar nedeniyle alınan kayıtların hukuki niteliği olayın özelliklerine göre değişir.
Eşlerin evli olması, birbirlerinin bütün konuşmalarını kaydetme veya telefonlarına izinsiz erişme hakkı vermez.
Özellikle ortak konuta gizli kamera yerleştirilmesi, araçta ses kayıt cihazı kullanılması veya eşin telefonuna casus yazılım yüklenmesi ciddi cezai sorumluluk riskleri doğurabilir.
Bununla birlikte Yargıtay kararlarında, kayıtların yalnızca aile birliğine yönelen saldırının veya belirli bir hukuki uyuşmazlığın ispatlanması amacıyla alınmış olması, suç işleme kastı ve hukuka aykırılık bilinci yönünden ayrıca değerlendirilmiştir.
Bu kararlar bütün gizli kayıtların serbest olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.
Boşanma Davasında Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189/2. maddesine göre hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Dolayısıyla boşanma davasında sunulan ses kaydının içeriği kadar elde edilme yöntemi de önemlidir.
Örneğin kişinin kendisine yönelen ani bir tehdidi kaydetmesi ile eşinin özel konuşmalarını sürekli dinlemek amacıyla gizli cihaz yerleştirmesi farklı şekilde değerlendirilmelidir.
Boşanma davasındaki delil kabulü ile ses kaydının ceza hukuku bakımından suç oluşturup oluşturmadığı da birbirinden ayrı incelenmelidir.
İş Yerinde Patronun veya Çalışanın Sesini Kaydetmek Suç mu?
İş hukukunda gizli ses kayıtları özellikle mobbing, hakaret, tehdit, ücret uyuşmazlıkları ve iş sözleşmesinin feshi nedeniyle gündeme gelmektedir.
İşçinin işverenle yaptığı görüşmeyi kaydetmesi veya işverenin çalışanları gizlice dinlemesi, somut olayın koşullarına göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
İş yerinde bulunulması, bütün konuşmaların herkes tarafından kaydedilebileceği anlamına gelmez.
Örneğin işverenin çalışanların özel konuşmalarını sürekli dinlemek amacıyla gizli ses kayıt sistemi kurması, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması bakımından ciddi sorunlar yaratabilir.
Diğer taraftan kendisine yönelen ani bir tehdit veya hakareti belgelemek isteyen çalışanın aldığı kayıt bakımından delilin korunması koşulları değerlendirilmelidir.
İş davalarında da hukuka aykırı delil yasağı geçerlidir.
WhatsApp Sesli Görüşmesini Kaydetmek Suç mu?
WhatsApp, FaceTime ve benzeri uygulamalar üzerinden yapılan sesli veya görüntülü görüşmeler haberleşme niteliğindedir.
Bu nedenle görüşmenin kaydedilmesi ve paylaşılması bakımından TCK 132 ve somut olayın niteliğine göre TCK 134 hükümleri gündeme gelebilir.
Kişinin kendi katıldığı görüşmeyi kaydetmesi ile başkalarının haberleşmesini gizlice ele geçirmesi arasında hukuki fark bulunmaktadır.
Ayrıca görüşmenin kaydedilmesi ile kaydın sosyal medyada paylaşılması aynı eylem değildir.
Kayıt başlangıçta hukuka uygun şekilde elde edilmiş olsa dahi, içeriğin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi ayrıca cezai sorumluluk doğurabilir.
Ses Kaydını WhatsApp Grubunda veya Sosyal Medyada Paylaşmak Suç mu?
Ses kaydının üçüncü kişilerle paylaşılması, kayıt alma eyleminden bağımsız olarak değerlendirilmelidir.
Özellikle özel hayata ilişkin seslerin hukuka aykırı biçimde yayımlanması TCK 134/2 kapsamında suç oluşturabilir.
Kişinin kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmesi ise TCK 132/3 kapsamında değerlendirilebilir.
Burada paylaşımın kimlere yapıldığı, içeriğin niteliği ve ilgili suçun aleniyet veya ifşa unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir.
Ses kaydının yalnızca avukata veya yetkili adli makamlara delil amacıyla sunulması ile sosyal medyada yayımlanması aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
İzinsiz Ses Kaydı Suçunun Cezası Ne Kadar?
Türk Ceza Kanunu’nda suçun niteliğine göre farklı cezalar öngörülmüştür.
| Suç | Kanuni ceza |
|---|---|
| TCK 132/1 – Haberleşmenin gizliliğini ihlal | 1–3 yıl hapis |
| TCK 132/1 – İhlalin kayıt suretiyle işlenmesi | Cezanın bir kat artırılması |
| TCK 132/2 – Haberleşme içeriğini hukuka aykırı ifşa | 2–5 yıl hapis |
| TCK 132/3 – Kendi haberleşmesini hukuka aykırı alenen ifşa | 1–3 yıl hapis |
| TCK 133/1 – Başkalarının aleni olmayan konuşmalarını dinleme veya kaydetme | 2–5 yıl hapis |
| TCK 133/2 – Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi izinsiz kaydetme | 6 ay–2 yıl hapis veya adli para cezası |
| TCK 133/3 – Kaydedilen konuşmaları hukuka aykırı ifşa | 2–5 yıl hapis ve 4.000 güne kadar adli para cezası |
| TCK 134/1 – Özel hayatın gizliliğini ihlal | 1–3 yıl hapis |
| TCK 134/1 – İhlalin ses veya görüntü kaydıyla işlenmesi | Cezanın bir kat artırılması |
| TCK 134/2 – Özel hayata ilişkin ses veya görüntüleri hukuka aykırı ifşa | 2–5 yıl hapis |
Cezanın belirlenmesinde suçun işleniş biçimi, nitelikli haller, indirim nedenleri ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilir.
İzinsiz Ses Kaydı Suçu Şikâyete Bağlı mı?
TCK 139 uyarınca haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır.
TCK 73 kapsamında şikâyet süresi, şikâyet hakkı bulunan kişinin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Bunun yanında kanunda öngörülen diğer süre sınırları da dikkate alınmalıdır.
Şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığı, dosyanın niteliğine göre davanın devamı bakımından önem taşıyabilir.
Gizlice Ses Kaydı Alınan Kişi Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
Gizli ses kaydı alınması, ceza sorumluluğunun yanında özel hukuk bakımından da sonuç doğurabilir.
Kişilik hakları hukuka aykırı biçimde ihlal edilen kişi, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Özellikle özel konuşmaların yayılması, kişinin itibarının zedelenmesi veya mahremiyetine ağır müdahalede bulunulması halinde tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak her ses kaydı otomatik olarak manevi tazminat hakkı doğurmaz. Hukuka aykırı kişilik hakkı ihlali ve talebin diğer koşulları somut olayda değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı tarafın haberi olmadan ses kaydı almak kesin olarak suç mudur?
Hayır. Kaydın kim tarafından, hangi ortamda ve hangi amaçla yapıldığına göre hukuki değerlendirme değişir. Ancak rıza bulunmayan her kaydın serbest olduğu da söylenemez.
Telefonla tehdit edilirken ses kaydı almak suç mudur?
Ani gelişen bir olayda, başka şekilde delil elde etme imkânı bulunmadığı için tehdidin kaydedilmesi hukuka uygunluk değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Her olay ayrı incelenmelidir.
İki kişi arasındaki konuşmayı kaydetmek TCK 133 kapsamında suç mudur?
Konuşmanın taraflarından birinin iki kişilik konuşmayı kaydetmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/160 sayılı kararı uyarınca TCK 133 bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Bununla birlikte TCK 134 kapsamında suç oluşması mümkündür.
Ses kaydı nedeniyle açılan davada beraat alınabilir mi?
Evet. Suçun kanuni unsurlarının oluşmaması, hukuka uygunluk nedenleri veya suçun işlendiğinin ispatlanamaması gibi durumlarda beraat kararı verilebilir.
Gizli ses kaydı tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?
Her zaman değil. Kaydın hukuka uygunluğu, güvenilirliği, içeriği ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ses kaydını yalnızca mahkemeye vermek suç mudur?
Kayıtların yetkili makamlara delil amacıyla sunulması ile kamuya açık biçimde yayımlanması farklıdır. Bununla birlikte mahkemeye sunulması, kaydın elde edilmesindeki bütün hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmaz.
Gizli ses kaydı nedeniyle verilen cezaya itiraz edilebilir mi?
Kararın türüne ve kanun yolu koşullarına göre istinaf veya temyiz başvurusu mümkün olabilir. Başvuru süresi ve kararın hangi kanun yoluna tabi olduğu ayrıca incelenmelidir.
Sonuç: Gizli Ses Kaydı Davalarında Belirleyici Olan Olayın Özellikleridir
İzinsiz ses kaydı almak her durumda suç oluşturmaz. Bununla birlikte yalnızca haklı olduğunu düşünmek veya kaydı delil amacıyla almak da kişiye sınırsız kayıt yapma yetkisi vermez.
Gizli ses kaydı nedeniyle açılan ceza davalarında öncelikle suçun doğru nitelendirilmesi gerekir.
Kayıt yapan kişinin konuşmanın tarafı olup olmadığı, olayın ani gelişip gelişmediği, başka delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı ve kaydın sonradan nasıl kullanıldığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Özellikle TCK 132, 133 ve 134 hükümlerinin birbirine karıştırılması, suçun unsurlarının yeterince tartışılmaması ve hukuka aykırı delillerin hükme esas alınması, istinaf ve temyiz aşamasında önem taşıyabilecek hukuki sorunlardır.
Av. Orçun Akbulut – Aydın Ceza Avukatı
İzinsiz ses kaydı nedeniyle hakkınızda soruşturma başlatılmışsa, ceza davası açılmışsa veya mahkûmiyet kararı verilmişse dosyanın somut özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması önemlidir. Aynı şekilde özel konuşmalarınızın izinsiz kaydedilmesi veya paylaşılması nedeniyle şikâyet ve tazminat yollarına başvurulması da mümkün olabilir.
Aydın merkezli avukatlık faaliyetlerimiz kapsamında, ses kaydı suçlarına ilişkin soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu süreçleri hakkında hukuki danışmanlık alabilirsiniz.