Karşılıksız çek nedeniyle adli para cezasına mahkûm edilen birçok kişi, mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra artık yapılabilecek bir şey kalmadığını düşünüyor. Özellikle cezanın hapse çevrilmesi veya çek düzenleme yasağı uygulanması durumunda, kesinleşmiş mahkûmiyetin yeniden incelenip incelenemeyeceği önem kazanıyor.
Oysa Yargıtay kararları incelendiğinde, karşılıksız çek nedeniyle verilen bazı mahkûmiyetlerin ciddi hukuki hatalar içerdiği ve bu hataların karar kesinleştikten sonra da giderilebildiği görülmektedir.
Şikâyet süresinin geçirilmesi, ceza sorumluluğunun yanlış kişiye yüklenmesi, çekin kanuni ibraz koşullarının oluşmaması veya mahkûmiyetin hukuki dayanağındaki eksiklikler, kesinleşmiş çek cezalarının yeniden incelenmesini gerektirebilir.
Ancak her hukuki hata aynı sonucu doğurmaz. Bazı aykırılıklar mahkûmiyetin tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayabilirken bazıları yalnızca yeniden değerlendirme veya hükmün düzeltilmesi sonucunu doğurabilir.
Peki, Yargıtay hangi durumlarda karşılıksız çek cezasını bozuyor? Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde hangi hatalar araştırılmalı? Özellikle şirket çeklerinde kimin cezalandırılması gerekir?
1. Şikâyet Süresi Geçtiği Hâlde Verilen Çek Cezası Bozulabilir
Karşılıksız çek suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için yalnızca çekin karşılıksız kalması yeterli değildir. Yetkili kişinin kanuni süre içerisinde şikâyette bulunması da gerekir.
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi, şikâyet süresi bakımından İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesine atıf yapmaktadır.
Buna göre şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Örneğin, çekini bankaya ibraz ederek karşılıksız kaldığını öğrenen hamilin üç aylık süre geçtikten sonra şikâyette bulunmasına rağmen mahkûmiyet kararı verilmiş olabilir.
Bu durumda mahkemenin hak düşürücü süreyi doğru hesaplayıp hesaplamadığı incelenmelidir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 25.01.2021 Tarihli Karar
Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2019/28139 Esas, 2021/470 Karar sayılı dosyasında, karşılıksız çek nedeniyle verilen mahkûmiyetin kanun yararına bozulması istenmiştir.
Somut olayda çek, 27.10.2017 tarihinde bankaya ibraz edilmiş ve karşılıksız kaldığı öğrenilmiştir. Buna rağmen şikâyet 07.03.2018 tarihinde yapılmıştır.
Yargıtay, üç aylık şikâyet süresinin geçirilmiş olduğunu belirleyerek kesinleşmiş mahkûmiyet kararını CMK 309/4-d kapsamında bozmuştur.
Kararda, şikâyet hakkının düşürülmesine ve sanık hakkında verilen adli para cezası ile çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına hükmedilmiştir.
Bu karar, şikâyet süresindeki hatanın kesinleşmiş mahkûmiyet üzerinde doğrudan sonuç doğurabileceğini göstermektedir.
2. Alacaklının Karşılıksız Çeki Öğrendiği Tarih Yanlış Belirlenmiş Olabilir
Karşılıksız çek davalarında üç aylık şikâyet süresinin başlangıcı her zaman çek üzerinde yazılı düzenleme tarihi değildir.
Önemli olan, suçun ve karşılıksız kalma durumunun yetkili şikâyetçi tarafından ne zaman öğrenildiğidir.
Bazı dosyalarda alacaklının bankaya başvurduğu, bankadan ödeme talep ettiği veya çekin karşılıksız kaldığını gösteren belge aldığı tarih, öğrenme zamanının belirlenmesinde önem taşır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 14.04.2025 Tarihli Karar
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2023/15644 Esas, 2025/5270 Karar sayılı dosyasında, şikâyet süresinin başlangıcına ilişkin önemli bir değerlendirme yapılmıştır.
Karara konu olayda şikâyetçi, 23.07.2020 tarihinde bankaya başvurarak çekler nedeniyle bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarların ödenmesini talep etmiştir.
Yargıtay, bu başvuruyu şikâyetçinin çeklerin karşılıksız olduğunu en geç o tarihte öğrendiğini gösteren bir olgu olarak değerlendirmiştir.
Buna karşılık şikâyet 11.12.2020 tarihinde yapılmıştır.
Üç aylık sürenin geçirilmesi nedeniyle kanun yararına bozma yoluyla mahkûmiyetin ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bu karar özellikle önemlidir. Çünkü mahkemenin öğrenme tarihini yanlış belirlemesi, süresinde yapılmamış bir şikâyete dayanılarak mahkûmiyet kurulmasına neden olabilir.
Dolayısıyla kesinleşmiş çek dosyalarında yalnızca çek fotokopisi değil, banka yazışmaları ve alacaklının önceki başvuruları da incelenmelidir.
3. Şirket Çekinden Yanlış Yönetici Sorumlu Tutulmuş Olabilir
Karşılıksız çek cezalarında önemli uyuşmazlıklardan biri, şirket adına düzenlenen çeklerden kimin cezai sorumluluk taşıdığıdır.
Uygulamada şirketin ortağı, eski müdürü veya çeki fiilen imzalayan kişi hakkında mahkûmiyet kararı verildiği durumlarla karşılaşılabilmektedir.
Ancak 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/2. maddesi, tüzel kişilere ait çeklerde sorumluluğun belirlenmesi bakımından özel bir düzenleme içermektedir.
Kanuna göre çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, çek karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, şirketin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesidir.
Böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerin sorumluluğu gündeme gelir.
Bu nedenle bir kişinin yalnızca şirket ortağı olması, her durumda karşılıksız çek suçundan cezalandırılması için yeterli değildir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 11.05.2026 Tarihli Kararı
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 11.05.2026 tarihli kararında, şirket çekinden dolayı hakkında mahkûmiyet kurulan kişinin ceza sorumluluğu tartışılmıştır.
Dosyada sanığın şirket ortaklarından biri olduğu, ancak ticaret sicili kayıtlarına göre çekin ibraz tarihinde şirketi temsil etmeye yetkili kişinin başka bir kişi olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay, çekin ibraz tarihinde karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü kişinin doğru belirlenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
Bu nedenle ilgili hukuka aykırılık yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının değerlendirilmesi amacıyla dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmasına karar verilmiştir.
Önemli ayrım: Bu karar, söz konusu gerekçeyle mahkûmiyetin doğrudan kaldırıldığı bir karar değildir. Ancak ceza sorumluluğunun belirlenmesinde şirket kayıtlarının ve ibraz tarihindeki görev dağılımının önemini ortaya koymaktadır.
Özellikle şirket müdürlüğünden ayrıldıktan sonra ibraz edilen çekler, yönetim kurulu değişiklikleri ve mali işlerden sorumlu kişinin farklı olduğu durumlar bakımından bu inceleme önem taşır.
4. Çekin Kanuni Süresinde Bankaya İbraz Edilmemesi
Karşılıksız çek suçunun oluşabilmesi için çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içerisinde bankaya sunulması gerekir.
Bu koşul, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Çekin kanuni süresinden sonra ibraz edilmesi durumunda, karşılıksız çek suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Mahkemenin ibraz tarihini yanlış kabul etmesi veya ibraz süresini hatalı hesaplaması, mahkûmiyetin hukuki dayanağını etkileyebilir.
Özellikle çekin düzenleme yeri, ödeme yeri ve bankaya fiilen sunulduğu tarih birlikte incelenmelidir.
Kanuni ibraz süresi geçtikten sonra gerçekleştirilen işlem ile süresinde yapılan ibrazın ceza hukuku bakımından aynı sonucu doğuracağı varsayılamaz.
Bu nedenle kesinleşmiş çek cezalarında banka kayıtlarının ve çekin arka yüzündeki işlemlerin incelenmesi önemlidir.
5. Çek Hakkında Geçerli Bir Karşılıksızdır İşlemi Bulunmayabilir
5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen suç, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesine dayanmaktadır.
Bu nedenle mahkûmiyet kararı verilebilmesi için kanunun aradığı karşılıksızdır işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.
Bankanın yaptığı işlemin tarihi, çekin hangi nedenle ödenmediği ve karşılıksız kalan tutarın nasıl belirlendiği önem taşır.
Örneğin, çek hakkında yapılan banka işleminin hukuki niteliği tartışmalıysa veya kanuni unsurların gerçekleşmediği ileri sürülüyorsa, bu iddiaların banka kayıtları üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Her ödeme uyuşmazlığı, kendiliğinden karşılıksız çek suçunu oluşturmaz.
Mahkûmiyetin dayanağı olan maddi olay ile kanundaki suç tanımının örtüşmesi gerekir.
6. Çeki İmzalayan Kişi ile Ceza Sorumlusu Karıştırılmış Olabilir
Özellikle şirket çeklerinde, çeki imzalayan kişinin otomatik olarak suçun faili kabul edilmesi hatalı sonuçlara yol açabilir.
5941 sayılı Kanun, çek karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişiyi esas almaktadır.
Bu nedenle şirket adına çeki fiilen imzalayan kişi ile çekin ibraz tarihinde kanunen sorumlu olan kişi her zaman aynı olmayabilir.
Örneğin, şirket adına çek düzenleyen kişinin daha sonra görevden ayrıldığı bir durumda, çekin ibraz tarihinde şirketin mali işlerinden kimin sorumlu olduğu araştırılmalıdır.
Ancak görevden ayrılma tarihi tek başına bütün uyuşmazlığı çözmez. Ticaret sicili kayıtları, şirketin yönetim yapısı, mali işlere ilişkin görev dağılımı ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde bu ayrımın gözden kaçırılması, ceza sorumluluğunun yanlış kişiye yüklenmiş olması ihtimalini gündeme getirebilir.
7. Adli Para Cezası Hatalı Hesaplanmış Olabilir
Karşılıksız çek suçunda mahkemenin hükmettiği adli para cezası, kanuni sınırlar ve karşılıksız kalan çek tutarı dikkate alınarak belirlenmelidir.
5941 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi uyarınca her bir çek bakımından bin beş yüz güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.
Ayrıca hükmedilecek adli para cezası, kanunda belirtilen karşılıksız kalan tutardan az olamaz.
Bununla birlikte mahkemenin gün sayısını, bir gün karşılığı adli para cezası miktarını veya karşılıksız kalan çek bedelini hatalı belirlemesi hukuki uyuşmazlık doğurabilir.
Özellikle banka tarafından yapılan kısmi ödemelerin ve çek hesabında mevcut tutarın hesaplamaya etkisi incelenmelidir.
Ancak cezanın yüksek bulunması, tek başına bozma nedeni değildir.
Hatanın somut olarak gösterilmesi ve ilgili kanun hükümlerine aykırılığın ortaya konulması gerekir.
8. Şikâyet Hakkı Bulunmayan Kişinin Başvurusu Üzerine Mahkûmiyet Verilmiş Olabilir
Karşılıksız çek suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, kanunen şikâyet hakkına sahip kişinin başvurusuna bağlıdır.
5941 sayılı Kanun’un 5/1. maddesinde hamilin şikâyetinden söz edilmektedir.
Bu nedenle şikâyetçinin suç bakımından yetkili kişi olup olmadığı, özellikle çekin ciro edildiği veya birden fazla kişiye devredildiği durumlarda önem taşır.
Mahkemenin şikâyet hakkını araştırmadan mahkûmiyet kararı vermesi, somut olayın özelliklerine göre hukuka aykırılık oluşturabilir.
Ancak çek üzerinde birden fazla ciro bulunması veya şikâyetçinin ilk lehtar olmaması, tek başına şikâyet hakkının bulunmadığı anlamına gelmez.
Çekin hukuki dolaşımı, hamil sıfatı ve şikâyet tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
9. Kesinleşmiş Çek Cezasındaki Her Hata Kanun Yararına Bozma Nedeni midir?
Hayır.
Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bütün mahkûmiyetler için kullanılabilecek sınırsız bir itiraz yolu değildir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesini düzenlemektedir.
Bu nedenle kararın hangi aşamalardan geçerek kesinleştiği önemlidir.
Örneğin, istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen bir mahkûmiyet bakımından doğrudan CMK 309 hükümlerine dayanılması uygun olmayabilir.
Ayrıca kanun yararına bozma sonucunda verilecek karar, tespit edilen hukuka aykırılığın niteliğine ve CMK 309/4’te düzenlenen bozma sonuçlarına bağlıdır.
Dolayısıyla her başvurunun beraat veya cezanın tamamen kaldırılmasıyla sonuçlanacağı söylenemez.
10. Kesinleşmiş Çek Cezasında Hangi Belgeler İncelenmeli?
Karşılıksız çek nedeniyle verilmiş bir mahkûmiyet kararının hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmek için yalnızca gerekçeli kararın okunması yeterli olmayabilir.
Özellikle aşağıdaki belgeler önem taşır:
- Çekin ön ve arka yüzünün okunaklı örneği
- Bankanın karşılıksızdır işlemine ilişkin kayıtları
- Çekin ibraz tarihi ve banka yazışmaları
- Şikâyet dilekçesi ve mahkemeye sunulduğu tarih
- Şikâyetçinin hamil sıfatını gösteren belgeler
- Şirket çeklerinde ticaret sicili kayıtları ve yetki belgeleri
- Duruşma tutanakları ve gerekçeli karar
- Tebligat belgeleri ve kesinleşme şerhi
- Varsa istinaf, temyiz ve infaz dosyası belgeleri
Bu belgeler birlikte incelenmeden, kesinleşmiş mahkûmiyetin hangi gerekçeyle kaldırılabileceğine ilişkin kesin bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Sık Sorulan Sorular
Yargıtay kesinleşmiş çek cezasını bozabilir mi?
Evet. Kanuni şartların bulunması hâlinde, özellikle CMK 309 kapsamında kanun yararına bozma yoluyla kesinleşmiş çek mahkûmiyetleri hakkında bozma kararı verilebilir. Ancak kararın kesinleşme şekli ve hukuka aykırılığın niteliği önemlidir.
Şikâyet süresi geçmişse çek cezası kesin olarak kalkar mı?
Şikâyetin kanuni süreden sonra yapıldığı ve bu nedenle mahkûmiyetin hukuka aykırı olduğu tespit edilirse, uygun kanun yolu kapsamında mahkûmiyetin kaldırılması mümkün olabilir. Ancak bu sonuç kendiliğinden doğmaz; yetkili merciin karar vermesi gerekir.
Şirket müdürlüğünden ayrılan kişi çek cezası alabilir mi?
Sorumluluk, çekin ibraz tarihinde çek karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü kişinin kim olduğuna ve şirketin yönetim yapısına göre değerlendirilir. Yalnızca daha önce müdürlük yapılmış olması her durumda cezai sorumluluk için yeterli değildir.
Çeki imzalamayan şirket ortağı cezalandırılabilir mi?
Şirket ortağı olmak tek başına yeterli değildir. Ancak kişinin yönetim organındaki görevi ve çek karşılığını hesapta bulundurma yükümlülüğü nedeniyle cezai sorumluluğu bulunabilir.
Çek cezası yanlış hesaplandıysa karar bozulur mu?
Hesaplama hatası kanuna aykırılık oluşturuyorsa, kararın düzeltilmesi veya uygun kanun yolu kapsamında incelenmesi mümkün olabilir. Ancak her hesaplama uyuşmazlığı mahkûmiyetin tamamen kaldırılmasını gerektirmez.
Yargıtay kararıyla çek düzenleme yasağı da kalkar mı?
Bozma sonucunda mahkûmiyetin ve bağlı yaptırımların bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesi hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da kaldırılabilir.
Kesinleşmiş Çek Cezası Dosyanızda Bozma Nedeni Bulunabilir mi?
Karşılıksız çek nedeniyle verilen mahkûmiyet kararlarının tamamının hukuka uygun olduğu varsayılamaz.
Yargıtay kararları, özellikle şikâyet süresinin geçirilmesi ve ceza sorumluluğunun yanlış belirlenmesi gibi konuların kesinleşmiş hükümler bakımından da önem taşıdığını göstermektedir.
Ancak her dosyada aynı hukuki sonuç ortaya çıkmaz.
Bir mahkûmiyetin kaldırılabilmesi için hukuka aykırılığın somut belgelerle ortaya konulması ve başvurulacak kanun yolunun doğru belirlenmesi gerekir.
Hakkınızda kesinleşmiş karşılıksız çek cezası bulunuyorsa, mahkûmiyetin hangi gerekçeyle verildiğinin, şikâyet süresinin ve ceza sorumluluğunun yeniden incelenmesi hukuki açıdan önem taşıyabilir.
Avukat Orçun Akbulut, Aydın ve Efeler merkezli olarak karşılıksız çek cezaları, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ve olağanüstü kanun yolları kapsamında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Dosyanızın incelenmesi ve başvurulabilecek hukuki yolların değerlendirilmesi için iletişime geçebilirsiniz.
Av. Orçun Akbulut
Aydın – Efeler