Karşılıksız çek nedeniyle verilen adli para cezasının kesinleşmesi, birçok kişi açısından hukuki sürecin sona erdiği anlamına geliyor. Özellikle cezanın ödenmemesi nedeniyle hapis tehdidiyle karşılaşan kişiler, mahkeme kararının artık değiştirilemeyeceğini düşünüyor.
Oysa kesinleşmiş çek cezasının belirli hukuki şartlar altında bozulması veya ortadan kaldırılması mümkündür.Ancak her kesinleşmiş kararın yeniden incelenebileceği ya da her başvurunun infazı durduracağı düşünülmemelidir.
5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında verilen mahkûmiyet kararlarında, yargılama sırasında yapılan bazı hukuki hatalar karar kesinleştikten sonra da önemini koruyabilir. Özellikle şikâyet süresinin geçirilmesi, suçun kanuni unsurlarının oluşmaması veya ceza sorumluluğunun yanlış belirlenmesi gibi durumlar, olağanüstü kanun yollarının değerlendirilmesini gerektirebilir.
Peki, kesinleşmiş çek cezası nasıl bozulur? Kanun yararına bozma başvurusu nasıl yapılır? Yargılamanın yenilenmesi istenebilir mi? Cezaevine girme riski bulunan kişi hangi hukuki yollara başvurabilir?
Kesinleşmiş Çek Cezası Nedir?
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, kanuni ibraz süresi içerisinde bankaya ibraz edilen çek hakkında karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi, hamilin şikâyeti üzerine adli para cezasıyla karşılaşabilir.
Kanunda öngörülen şartların oluşması hâlinde, her bir çek bakımından bin beş yüz güne kadar adli para cezası verilebilir. Ayrıca hükmedilecek adli para cezası, çekin karşılıksız kalan tutarından az olamaz.
Bu suç nedeniyle yapılan yargılamalar icra ceza mahkemelerinde görülür.
Mahkûmiyet kararına karşı kanuni süresi içerisinde olağan kanun yoluna başvurulmaması veya başvurunun sonuçlanması üzerine karar kesinleşebilir.
Ancak kararın kesinleşmesi, hükümdeki bütün hukuka aykırılıkların ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Özellikle mahkûmiyetin kanuni dayanaklarında hata bulunması hâlinde, kararın hangi olağanüstü kanun yoluyla incelenebileceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Kesinleşmiş Çek Cezası Kanun Yararına Bozma Yoluyla Kaldırılabilir mi?
Evet. Kesinleşmiş karşılıksız çek mahkûmiyetleri bakımından kanun yararına bozma, şartları mevcutsa başvurulabilecek önemli hukuki yollardan biridir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesini düzenlemektedir.
Bu nedenle, bir çek cezasının kesinleşmiş olması tek başına kanun yararına bozma incelemesine engel değildir.
Ancak burada önemli bir sınırlama bulunmaktadır.
Kanun yararına bozma, olağan istinaf veya temyiz başvurusunun yerine geçen ikinci bir itiraz hakkı değildir. Ayrıca istinaf veya temyiz incelemesinden geçmiş kararlar bakımından CMK 309’un uygulanma koşulları bulunmayabilir.
Başvurunun başarı şansı, kesinleşmiş mahkûmiyet kararında somut ve hukuken önemli bir aykırılığın tespit edilmesine bağlıdır.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nasıl Yapılır?
CMK 309 kapsamında kanun yararına bozma yetkisi, kural olarak Adalet Bakanlığı tarafından kullanılır.
Hükümlü veya müdafii, kararın neden hukuka aykırı olduğunu açıklayan gerekçeli bir dilekçeyle kanun yararına bozma sürecinin işletilmesini talep edebilir.
Başvuruda özellikle şu hususların ortaya konulması gerekir:
- Mahkûmiyet kararını veren mahkeme ve dosya bilgileri
- Kararın hangi tarihte ve nasıl kesinleştiği
- Yargılama sırasında yapılan somut hukuki hata
- İhlal edildiği düşünülen kanun hükümleri
- Hukuka aykırılığı destekleyen belgeler ve ilgili Yargıtay kararları
Adalet Bakanlığının uygun görmesi hâlinde kanun yararına bozma istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir ve dosya ilgili Yargıtay ceza dairesinin incelemesine sunulur.
Dolayısıyla kişinin doğrudan Yargıtaya dilekçe vermesi, kendiliğinden CMK 309 kapsamında bir bozma incelemesi başlatmaz.
Şikâyet Süresi Geçmesine Rağmen Verilen Çek Cezası Bozulabilir mi?
Kesinleşmiş çek cezalarında özellikle incelenmesi gereken konulardan biri şikâyet süresidir.
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca karşılıksız çek suçunda, İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesindeki şikâyet süreleri uygulanmaktadır.
Buna göre şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Örneğin, çekin karşılıksız kaldığı tarihte bu durumu öğrenen yetkili hamilin, kanuni üç aylık süre geçtikten sonra şikâyette bulunmasına rağmen mahkûmiyet kararı verilmiş olabilir.
Böyle bir durumda, şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığının dosya üzerinden incelenmesi gerekir.
Şikâyet hakkı düştüğü hâlde verilen mahkûmiyet kararı, kanun yararına bozma konusu yapılabilir.
Nitekim Yargıtay uygulamasında, süresinden sonra yapılan şikâyete dayanılarak verilen kesinleşmiş çek cezalarının bozulduğu kararlar bulunmaktadır.
Burada belirleyici olan yalnızca şikâyet dilekçesinin tarihi değildir. Çekin bankaya ibraz edildiği tarih, karşılıksızdır işlemi, şikâyetçinin fiili öğrendiği tarih ve şikâyet hakkının kim tarafından kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın Kesinleşmiş Çek Cezasını Bozduğu Emsal Karar
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 25.01.2021 tarihli kararında, şikâyet süresi geçirildiği hâlde karşılıksız çek nedeniyle verilen mahkûmiyet hükmü incelenmiştir.
Somut olayda çek, 27.10.2017 tarihinde bankaya ibraz edilmiş ve aynı tarihte karşılıksız kaldığı öğrenilmiştir. Buna rağmen şikâyet 07.03.2018 tarihinde yapılmıştır.
Yargıtay, İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğunu belirlemiştir.
Bu nedenle CMK 309/4-d kapsamında kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş, şikâyet hakkının düşürülmesine ve sanık hakkında verilen adli para cezası ile çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bu kararın önemi açıktır: Bir çek cezasının kesinleşmiş olması, şikâyet süresine ilişkin hukuka aykırılığın giderilmesine mutlak engel değildir.
Ancak emsal kararın varlığı, her kesinleşmiş çek cezasının aynı şekilde bozulacağı anlamına gelmez. Her dosyanın şikâyet tarihi, ibraz işlemleri ve kesinleşme süreci ayrı ayrı incelenmelidir.
Kesinleşmiş Çek Cezasında Yargılamanın Yenilenmesi Mümkün mü?
Kanun yararına bozma dışında değerlendirilmesi gereken bir diğer olağanüstü kanun yolu, CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesidir.
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş mahkûmiyet kararının belirli kanuni sebeplerin varlığı hâlinde yeniden ele alınmasını sağlayabilir.
Özellikle hükmü etkileyebilecek yeni olayların veya yeni delillerin ortaya çıkması, CMK 311/1-e kapsamında önem taşıyabilir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Mahkemenin mevcut delilleri yanlış değerlendirdiğini düşünmek veya daha önce ileri sürülen savunmaları tekrar etmek, tek başına yargılamanın yenilenmesi sebebi değildir.
Yeni delilin, önceki delillerle birlikte değerlendirildiğinde beraat veya kanunda belirtilen daha hafif cezalandırma sonucunu doğurabilecek nitelikte olması gerekir.
Karşılıksız çek dosyalarında bu kapsamda ileri sürülecek belgelerin gerçekten yeni olup olmadığı, hükmü etkileyip etkilemediği ve CMK 311’deki koşulları karşılayıp karşılamadığı incelenmelidir.
Yargılamanın yenilenmesi talebi, hükmü veren mahkemeye yapılır.
Kanun Yararına Bozma ile Yargılamanın Yenilenmesi Arasındaki Fark Nedir?
Her iki başvuru da kesinleşmiş kararlarla ilgili olsa da hukuki nitelikleri birbirinden farklıdır.
Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesine yöneliktir.
Yargılamanın yenilenmesi ise CMK 311’de sınırlı olarak düzenlenen sebeplerin bulunması hâlinde kesinleşmiş hükmün yeniden ele alınmasını sağlar.
Örneğin, karşılıksız çek şikâyetinin kanuni süreden sonra yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa kanun yararına bozma gündeme gelebilir.
Buna karşılık, mahkûmiyetin esasını etkileyebilecek ve CMK 311 kapsamında değerlendirilebilecek yeni bir delil ortaya çıkmışsa yargılamanın yenilenmesi tartışılabilir.
Hangi başvurunun uygun olduğu, dosyanın geçmişine ve ileri sürülen hukuki gerekçeye bağlıdır.
Çek Cezasının Kesinleşmesi Hâlinde Hapse Girilir mi?
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/11. maddesi uyarınca, karşılıksız çek suçundan verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda ceza, kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı uygulanmaksızın doğrudan hapis cezasına çevrilir.
Bu nedenle kesinleşmiş çek cezası, yalnızca para ödeme yükümlülüğünden ibaret değildir.
Cezanın infaz aşamasına gelmesi, hükümlünün özgürlüğünü doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Ancak her kesinleşmiş çek cezası bakımından derhâl cezaevine girileceği söylenemez. İnfazın hangi aşamada olduğu, ödeme durumu ve mevcut kararlar incelenmelidir.
Özellikle kesinleşmiş mahkûmiyetin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, infaz işlemleri ile olağanüstü kanun yolu başvuruları birlikte değerlendirilmelidir.
Yargılamanın Yenilenmesi Başvurusu Çek Cezasının İnfazını Durdurur mu?
Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması, kesinleşmiş mahkûmiyetin infazını kendiliğinden durdurmaz.
CMK 312 uyarınca mahkeme, koşulları mevcutsa infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.
Dolayısıyla çek cezası nedeniyle cezaevine girme riski bulunan bir kişinin yalnızca yargılamanın yenilenmesi dilekçesi sunmuş olması yeterli değildir.
İnfazın durdurulması talebinin ayrıca ve somut gerekçelerle ileri sürülmesi gerekir.
Kanun yararına bozma başvurusu da tek başına infazı kendiliğinden durdurmaz.
Bu nedenle hakkında yakalama işlemi bulunan veya cezasının infazına başlanmış kişilerin, başvurularının infaz üzerindeki etkisini ayrıca değerlendirmesi önemlidir.
Çek Borcu Ödenirse Kesinleşmiş Ceza Ortadan Kalkar mı?
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6. maddesi, karşılıksız çek nedeniyle verilen mahkûmiyetler bakımından özel bir düzenleme içermektedir.
Karşılıksız kalan çek bedelinin, kanunda öngörülen ticari temerrüt faiziyle birlikte tamamen ödenmesi hâlinde, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra da hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilebilir.
Aynı hüküm, şikâyetten vazgeçme durumunda da uygulanır.
Bu düzenleme, kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesinden farklıdır.
Çünkü burada mahkûmiyetin mutlaka hukuka aykırı olduğunun ispatlanması gerekmemektedir. Kanunun aradığı ödeme veya şikâyetten vazgeçme şartının gerçekleşmesi esas alınır.
Bununla birlikte çekin yalnızca ana parasının ödenmesi, kanunda öngörülen faiz koşulu bakımından her durumda yeterli olmayabilir.
Ayrıca çek bedelinin ödenmesi ile ceza infaz dosyasındaki adli para cezasının ödenmesi aynı hukuki işlem değildir.
Bu nedenle ödeme belgelerinin ve alacaklıyla yapılan anlaşmaların hukuki sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
Kesinleşmiş Çek Cezası İçin Başvurmadan Önce Hangi Belgeler İncelenmeli?
Kesinleşmiş bir çek mahkûmiyetinin kaldırılıp kaldırılamayacağı, yalnızca gerekçeli karar okunarak her zaman belirlenemez.
Sağlıklı bir hukuki değerlendirme için çekin ön ve arka yüzü, banka ibraz kayıtları, şikâyet dilekçesi, duruşma tutanakları, gerekçeli karar, tebligat belgeleri ve kesinleşme şerhi birlikte incelenmelidir.
Varsa istinaf veya temyiz kararları ile infaz dosyasındaki işlemler de değerlendirilmelidir.
Özellikle şikâyet süresi ve ceza sorumluluğuna ilişkin itirazların, dosyadaki belgelerle somutlaştırılması gerekir.
Hukuka aykırılık tespit edilmeden hazırlanacak genel ifadeler içeren bir dilekçe, tek başına mahkûmiyetin kaldırılmasını sağlamaz.
Sık Sorulan Sorular
Kesinleşmiş çek cezası iptal edilir mi?
Evet. Kanuni şartların bulunması hâlinde kesinleşmiş çek cezası kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi gibi yollarla yeniden ele alınabilir. Ayrıca 5941 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki şartların gerçekleşmesi durumunda mahkûmiyetin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması mümkündür.
Kesinleşmiş çek cezasında Yargıtaya başvurulabilir mi?
CMK 309 kapsamında kanun yararına bozma süreci işletilebilir. Ancak bu yol doğrudan yapılan olağan bir temyiz başvurusu değildir. Başvuru usulü ve kararın daha önce istinaf veya temyiz incelemesinden geçip geçmediği önemlidir.
Çek cezasında şikâyet süresi kaç aydır?
İİK 347 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Çek cezası nedeniyle yakalama kararı varsa kaldırılabilir mi?
Yakalama kararının kaldırılması, infazın hukuki durumuna ve yetkili merciin vereceği karara bağlıdır. Olağanüstü kanun yoluna başvurulması tek başına yakalama kararını kaldırmaz.
Çek cezasında yargılamanın yenilenmesi kaç kez istenebilir?
Kanunda her dosya için geçerli, belirli sayıda başvuru hakkı öngörülmemiştir. Ancak aynı gerekçelerin tekrar edilmesi, yeni ve kanuni bir yenileme sebebi bulunmadıkça yeniden yargılama yapılmasını sağlamaz.
Çek cezası kesinleşmişse avukatla başvuru yapılabilir mi?
Evet. Kesinleşmiş hükmün, şikâyet süresinin, ceza sorumluluğunun ve infaz işlemlerinin incelenmesinden sonra uygun hukuki başvuru hazırlanabilir. Ancak her dosyada bozma veya tahliye sonucu elde edileceği söylenemez.
Kesinleşmiş Çek Cezasında Hukuki İnceleme Neden Önemlidir?
Karşılıksız çek nedeniyle verilen mahkûmiyetlerde, hükmün kesinleşmesiyle birlikte hukuki imkânların tamamen ortadan kalktığı düşünülmemelidir.
Şikâyet süresinin geçirilmesi, suçun kanuni unsurlarına ilişkin hatalar ve CMK’da düzenlenen olağanüstü kanun yolu sebepleri, kesinleşmiş kararın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Ancak her çek dosyasının koşulları farklıdır. Bir dosyada bozma sebebi oluşturan hukuka aykırılık, başka bir dosyada bulunmayabilir.
Kesinleşmiş çek cezası, kanun yararına bozma, yargılamanın yenilenmesi veya infazın durdurulması konusunda hukuki değerlendirme yapılabilmesi için mahkûmiyet kararının ve dosya kapsamının incelenmesi gerekir.
Aydın merkezli olarak ceza hukuku alanında hukuki hizmet sunan Avukat Orçun Akbulut ile kesinleşmiş çek cezaları ve olağanüstü kanun yolları hakkında profesyonel hukuki danışmanlık kapsamında iletişime geçebilirsiniz.
Av. Orçun Akbulut
Aydın – Efeler
Hukuki danışmanlık ve dosya inceleme talepleriniz için iletişim sayfası üzerinden başvurabilirsiniz.