Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan veya hâlen ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlü bakımından en önemli meselelerden biri, cezanın doğru hesaplanıp hesaplanmadığıdır. Çünkü mahkeme tarafından verilen hapis cezasının kesinleşmesi, infaz sürecinde hiçbir hukuki denetim yapılamayacağı anlamına gelmez.
Uygulamada bazı hükümlülerin koşullu salıverilme tarihleri yanlış hesaplanabilmekte, tutuklulukta geçen süreleri eksik mahsup edilebilmekte veya haklarında uygulanmaması gereken infaz rejimleri uygulanabilmektedir.
Bu gibi durumlarda infaz hâkimliğine başvuru, hükümlünün özgürlüğünü doğrudan etkileyebilecek önemli bir hukuki yoldur.
Ancak her infaz hâkimliği başvurusu tahliye sonucunu doğurmaz. Başvurunun konusu, hukuki dayanağı ve tespit edilen hatanın infaz süresine etkisi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İnfaz Hâkimliğine Başvuru Nedir?
İnfaz hâkimliğine başvuru, cezanın yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkan ve kanunen infaz hâkimliğinin görev alanına giren uyuşmazlıkların yargısal denetime taşınmasıdır.
İnfaz hâkimliklerinin görevleri 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nda, infaz hesabına ilişkin önemli başvuru yolları ise 5275 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.
Özellikle 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca, çektirilecek cezanın hesabında duraksama bulunması veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği konusunda uyuşmazlık çıkması hâlinde infaz hâkimliğinden karar istenebilir.
Dolayısıyla infaz hâkimliği, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünü yeniden yargılayan bir mahkeme değildir. Bununla birlikte cezanın hukuka uygun biçimde infaz edilip edilmediğini denetleyebilen önemli bir yargı merciidir.
İnfaz Hâkimliğine Başvuru ile Tahliye Olunur mu?
Evet. Somut dosyada tahliyeyi gerektiren bir infaz hatası bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde, infaz hâkimliğinin vereceği karar sonucunda hükümlünün tahliyesi mümkün olabilir.
Örneğin hükümlünün koşullu salıverilme tarihi geçmiş olmasına rağmen cezaevinde tutulduğu veya önceki tutukluluk sürelerinin eksik mahsup edilmesi nedeniyle cezasının olduğundan uzun hesaplandığı anlaşılabilir.
Böyle bir durumda infaz hesabının düzeltilmesi, hükümlünün cezaevinde kalması gereken sürenin sona erdiğini ortaya koyabilir.
Ancak tahliye için yalnızca hesap hatasının varlığı yeterli değildir. Düzeltilmiş infaz hesabına göre hükümlünün salıverilme şartlarını taşıması ve başka bir hukuki nedenle cezaevinde tutulmaması gerekir.
Hangi İnfaz Hataları Tahliyeye Neden Olabilir?
1. Tutukluluk Süresinin Eksik Mahsup Edilmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kanuni şartları taşıyan özgürlüğü sınırlayıcı sürelerin cezadan indirilmesi gerekir.
Özellikle birden fazla soruşturma veya kovuşturma dosyası bulunan kişiler bakımından mahsup işlemleri önem taşır.
Önceden tutuklu kalınan sürenin hiç hesaba katılmaması veya eksik hesaplanması, koşullu salıverilme tarihini değiştirebilir.
Bununla birlikte başka dosyadaki her tutukluluk süresi otomatik olarak mahsup edilemez. Suç tarihleri, mahkûmiyetlerin kesinleşme tarihleri ve mahsubun kanuni koşulları birlikte incelenmelidir.
2. Yanlış Koşullu Salıverilme Oranının Uygulanması
5275 sayılı Kanun’un 107. ve 108. maddeleri kapsamında koşullu salıverilme oranları suçun niteliğine, suç tarihine, tekerrür durumuna ve özel infaz hükümlerine göre farklılık gösterebilir.
Bu nedenle bir hükümlü hakkında uygulanması gereken oran yerine daha ağır bir oran uygulanmışsa infaz süresi olduğundan uzun hesaplanabilir.
Örneğin genel infaz rejimine tabi olması gereken bir mahkûmiyetin, hukuki dayanağı bulunmadığı hâlde daha ağır bir infaz rejimine göre hesaplanması önemli sonuçlar doğurabilir.
Ancak her oran uyuşmazlığı doğrudan tahliye sebebi değildir. Öncelikle doğru oranın belirlenmesi, ardından yeni infaz hesabının yapılması gerekir.
3. Tekerrür Hükümlerinin Yanlış Uygulanması
İnfaz hukukunda karşılaşılan önemli uyuşmazlıklardan biri tekerrür ve ikinci kez mükerrirlik uygulamasıdır.
Adli sicil kaydında birden fazla mahkûmiyet bulunması, hükümlü hakkında kendiliğinden ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanabileceği anlamına gelmez.
Önceki mahkûmiyetlerin kesinleşme tarihleri, suç tarihleri, tekerrür süreleri ve önceki hükümlerdeki tekerrür uygulamalarının niteliği incelenmelidir.
Bununla birlikte kesinleşmiş hükümde yer alan tekerrür uygulamasının hukuki niteliği ile infaz makamlarının bu hükmü uygularken yaptığı hesap hatası birbirinden ayrılmalıdır. Her tekerrür itirazı infaz hâkimliğinde çözülemez; bazı uyuşmazlıklar hükmü veren mahkemenin değerlendirmesini gerektirebilir.
Bu konuda ayrıntılı bilgi için sitemizdeki İkinci Kez Mükerrirlik Nasıl Kaldırılır? 2026 başlıklı yazımız incelenebilir.
4. Birden Fazla Cezanın Yanlış Toplanması
Hükümlünün birden fazla kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunması hâlinde cezaların infaz bakımından değerlendirilmesi ayrıca önem taşır.
5275 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre her ceza bağımsızlığını korur. Ancak koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanabilmesi bakımından cezaların toplanması gerekebilir.
Farklı suç tarihlerine veya farklı infaz rejimlerine tabi mahkûmiyetlerin hatalı değerlendirilmesi, infaz hesabında yanlışlığa neden olabilir.
Bu nedenle yalnızca toplam ceza miktarının değil, her ilamın kendi hukuki özelliklerinin de incelenmesi gerekir.
5. Denetimli Serbestlik Tarihinin Yanlış Belirlenmesi
Denetimli serbestlikten yararlanma şartları, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi ve ilgili geçici hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Hükümlünün suç tarihi, cezasının niteliği, koşullu salıverilme tarihi, iyi hâl durumu ve uygulanabilir özel hükümler önemlidir.
Denetimli serbestlik tarihinin hatalı hesaplanması, hükümlünün ceza infaz kurumunda gereğinden uzun kalmasına yol açabilir.
Ancak denetimli serbestliğe ayrılma, cezanın tamamen sona ermesi anlamına gelmez. Hükümlü, kalan infaz sürecini kanunun öngördüğü yükümlülükler altında geçirir.
İnfaz Hâkimliğine Başvuru İnfazı Kendiliğinden Durdurur mu?
Hayır.
5275 sayılı Kanun’un 98/2. maddesine göre, aynı madde kapsamında yapılan başvurular cezanın infazını kendiliğinden ertelemez.
Ancak mahkeme veya infaz hâkimliği, olayın özelliklerine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Hükümlünün yalnızca dilekçe vermiş olması, cezaevinden çıkarılmasını veya hakkındaki infaz işlemlerinin otomatik olarak durdurulmasını sağlamaz.
Özellikle infazın devam etmesi hâlinde telafisi güç sonuçlar doğabileceği ileri sürülüyorsa, başvuruda infazın durdurulması talebinin somut gerekçelerle açıklanması gerekir.
İnfaz Hâkimliğine Başvuru Nasıl Yapılır?
Başvurunun hazırlanmasından önce infaz dosyasının bütün olarak incelenmesi gerekir.
Öncelikle kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, infaz savcılığı kayıtları, müddetname, varsa cezaların toplanması kararı ve mahsup belgeleri temin edilmelidir.
Ardından şu hususlar belirlenmelidir:
- Hükümlü hangi suçlardan ceza almıştır?
- Suçların işlenme tarihleri nedir?
- Mahkûmiyetler hangi tarihlerde kesinleşmiştir?
- Hangi koşullu salıverilme oranları uygulanmıştır?
- Tutukluluk ve gözaltı süreleri doğru mahsup edilmiş midir?
- Tekerrür veya ikinci kez tekerrür uygulaması mevcut mudur?
- Denetimli serbestlik tarihi doğru belirlenmiş midir?
- Hesap düzeltildiğinde tahliye koşulları oluşmakta mıdır?
Başvuruda yalnızca “infaz hesabım yanlıştır” denilmesi yerine, hangi işlemin hangi hukuki nedenle hatalı olduğu ve bu hatanın infaz süresini nasıl etkilediği açıklanmalıdır.
İnfaz Hâkimliği Kaç Günde Karar Verir?
İnfaz hâkimliğinin her başvuruyu belirli ve değişmez bir gün sayısı içerisinde sonuçlandıracağı söylenemez.
Başvurunun niteliği, uygulanacak özel usul hükümleri, dosyadaki belgeler ve başka kurumlardan kayıt istenip istenmediği değerlendirme süresini etkileyebilir.
5275 sayılı Kanun’un 101. maddesi kapsamında verilen kararlar bakımından duruşma yapılmaksızın karar verilmesi esastır. Karar öncesinde Cumhuriyet savcısının ve hükümlünün yazılı görüşleri istenebilir.
Özellikle hükümlünün gereğinden fazla ceza infaz ettiğine ilişkin somut bir iddia bulunuyorsa, bu durumun dilekçede açıkça ortaya konulması ve başvurunun ivedilikle değerlendirilmesinin istenmesi önem taşır.
İnfaz Hâkimliğinin Ret Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Evet. İnfaz hâkimliği kararlarına karşı kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde itiraz yoluna başvurulabilir.
Ancak başvuru süresi ve itirazı inceleyecek merci, kararın hukuki niteliği ve uygulanacak mevzuat dikkate alınarak belirlenmelidir.
Bu nedenle ret kararının gerekçesi, tebliğ veya öğrenme tarihi ve kanun yolu bildirimi birlikte incelenmelidir.
İtiraz dilekçesinde önceki başvurunun aynen tekrarlanması yerine, ret kararındaki hukuki ve maddi değerlendirme hatalarının somut olarak gösterilmesi gerekir.
İnfaz Hâkimliği ile Hükmü Veren Mahkemenin Görevi Arasındaki Fark
İnfaz sürecindeki her uyuşmazlığın infaz hâkimliği tarafından karara bağlanması mümkün değildir.
5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi önemli bir görev ayrımı öngörmektedir.
Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama bulunması veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde, kural olarak hükmü veren mahkemeden karar istenir.
Buna karşılık çektirilecek cezanın hesabında duraksama bulunması veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğine ilişkin uyuşmazlıklarda infaz hâkimliği görevlidir.
Dolayısıyla yanlış mercie yapılan başvuru, hükümlünün tahliye imkânının değerlendirilmesini geciktirebilir.
Cezaevindeki Hükümlünün Tahliyesi İçin Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Bir hükümlünün infaz hâkimliğine başvuru yoluyla tahliye edilip edilemeyeceği değerlendirilirken yalnızca müddetnameye bakılması yeterli olmayabilir.
Özellikle şu belgelerin birlikte incelenmesi önem taşır:
- Kesinleşmiş gerekçeli mahkûmiyet kararları
- Kesinleşme şerhleri
- İnfaz savcılığı kayıtları ve müddetname
- Cezaların toplanmasına ilişkin kararlar
- Önceki tutukluluk ve gözaltı kayıtları
- Mahsup kararları
- Tekerrüre esas alınan mahkûmiyetler
- Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik işlemleri
- Varsa infaz hâkimliği tarafından verilmiş önceki kararlar
Bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi, hükümlünün cezaevinde kalması gereken sürenin doğru belirlenmesi bakımından önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
İnfaz hâkimliğine dilekçe verirsem hemen tahliye olur muyum?
Hayır. Dilekçe verilmesi tek başına tahliye sonucunu doğurmaz. Başvurunun kabul edilmesi ve düzeltilen hukuki duruma göre tahliye koşullarının oluşması gerekir.
İnfaz hâkimliği kesinleşmiş cezayı kaldırabilir mi?
İnfaz hâkimliği kural olarak kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz. İnfaz hesabı ve infaz işlemlerine ilişkin görev alanına giren uyuşmazlıkları karara bağlar. Mahkûmiyet hükmünün kaldırılması veya değiştirilmesi farklı hukuki yolları gerektirebilir.
Müddetnamem yanlışsa yeniden hesaplama yapılabilir mi?
Evet. İnfaz hesabında hukuken önemli bir yanlışlık bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde gerekli düzeltme yapılabilir. Ayrıntılı değerlendirme için İnfaz Hukuku kategorimizdeki müddetnameye itiraz yazısını inceleyebilirsiniz.
Hükümlünün ailesi infaz hâkimliğine başvurabilir mi?
Başvuruyu yapabilecek kişiler ve temsil koşulları, uyuşmazlığın türüne ve ilgili kanun hükümlerine göre değerlendirilir. Hükümlünün kendisi veya yetkili müdafii ya da vekili aracılığıyla başvuru yapılması mümkündür. Aile bireylerinin her durumda hükümlü adına doğrudan başvuru yetkisi bulunduğu varsayılmamalıdır.
İnfaz hâkimliğine başvuru için avukat zorunlu mu?
Her infaz başvurusunda avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak birden fazla mahkûmiyet, tekerrür, mahsup veya farklı infaz rejimleri söz konusuysa dosyanın hukuki yönden incelenmesi önem taşır.
Sonuç: Hatalı İnfaz Hesabı Hükümlünün Özgürlüğünü Etkileyebilir
İnfaz hukukunda yapılan bir hata yalnızca matematiksel bir yanlışlık değildir. Bazı durumlarda hükümlünün özgürlüğünden gereğinden uzun süre yoksun bırakılmasına neden olabilir.
Bu nedenle infaz hâkimliğine başvuru yapılmadan önce mahkûmiyet kararları, suç ve kesinleşme tarihleri, tekerrür uygulaması, mahsup işlemleri ve koşullu salıverilme hesabı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle tahliye tarihini etkileyen somut bir hukuka aykırılık bulunduğunda, uygun hukuki başvuru yolunun belirlenmesi ve gerektiğinde infazın durdurulmasının talep edilmesi önemlidir.
Aydın İnfaz Hukuku Avukatı – Av. Orçun Akbulut
Aydın merkezli Avukat Orçun Akbulut tarafından ceza ve infaz hukuku alanında; kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının incelenmesi, müddetname ve infaz hesaplarının değerlendirilmesi, tekerrür uygulamalarının denetlenmesi, infaz hâkimliğine başvuru ve infazın durdurulması taleplerinin hazırlanması konularında hukuki hizmet sunulmaktadır.
Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası, Didim ve Çine başta olmak üzere farklı illerdeki infaz dosyaları da hukuki değerlendirmeye konu olabilmektedir.
İnfaz dosyasında önemli olan yalnızca hükümlünün kaç yıl ceza aldığı değil, bu cezanın hangi hukuki rejime göre ve ne kadar süreyle infaz edilmesi gerektiğidir.
İnfaz hesabının doğru yapılması, hükümlünün kanundan doğan haklarının korunmasının temel şartlarından biridir.
Mevzuat ve güncel düzenlemeler için Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden 5275 sayılı Kanun incelenebilir.