Eşin akıl hastalığını evlenmeden önce gizlemesi, aile hukukunda hem evliliğin geçerliliği hem de boşanma bakımından önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak bir eşte psikiyatrik rahatsızlık bulunması veya bu rahatsızlığın evlenmeden önce diğer eşe anlatılmamış olması, tek başına her durumda evliliğin iptal edileceği anlamına gelmez.
Burada temel soru hastalığın yalnızca gizlenip gizlenmediği değildir.
Öncelikle hastalığın evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı, niteliği, kişinin evlenmesine hukuken engel oluşturacak ağırlıkta bulunup bulunmadığı ve gerektiğinde ayırt etme gücü üzerindeki etkisi araştırılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu, eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunmasını mutlak butlan sebebi olarak düzenlemiştir.
Bu nedenle bazı dosyalarda boşanma davasından önce şu sorunun cevaplandırılması gerekir:
“Bu evlilik baştan itibaren mutlak butlanla sakat olabilir mi?”
Akıl Hastalığı Evliliğin İptal Sebebi midir?
Belirli şartlarda evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 145. maddesine göre eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunması evlenmenin mutlak butlanla batıl olmasına yol açar.
Buradaki en önemli ifade “evlenmeye engel olacak derecede”dir.
Dolayısıyla her psikolojik veya psikiyatrik rahatsızlık evliliğin iptali sonucunu doğurmaz.
Bir kişinin geçmişte psikolojik destek almış olması, psikiyatriye başvurmuş olması veya psikiyatrik ilaç kullanmış olması tek başına evliliğin mutlak butlanla iptal edilmesi için yeterli değildir.
Hastalığın niteliği ve evlenmeye engel oluşturup oluşturmadığı somut olayda tıbbi veriler üzerinden değerlendirilmelidir.
Evlenmeye Engel Akıl Hastalığı Ne Demektir?
Türk Medeni Kanunu’nun 133. maddesinde akıl hastalarının, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemeyecekleri düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile TMK m.145/3 birlikte değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla davada yalnızca bir hastalık tanısının mevcut olup olmadığına bakılması yeterli değildir.
Asıl mesele hastalığın evlenmeye engel olacak nitelikte bulunup bulunmadığıdır.
Bu değerlendirme hukuki olduğu kadar tıbbi incelemeyi de gerektirir.
Mahkeme, gerektiğinde sağlık kayıtlarını getirterek ve uzman değerlendirmesi alarak evlenme tarihinde mevcut olan sağlık durumunu araştırabilir.
Hastalığın Gizlenmesi Şart mı?
Mutlak butlan bakımından önemli bir ayrım burada ortaya çıkmaktadır.
TMK m.145/3’teki mutlak butlan sebebi açısından kanunun aradığı temel unsur, eşlerden birinde evlenme tarihinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunmasıdır.
Bu nedenle diğer eşin hastalığı bilip bilmediği veya hastalığın kendisinden özellikle gizlenip gizlenmediği ile mutlak butlan sebebinin varlığı aynı mesele değildir.
Başka bir ifadeyle:
“Benden hastalığını gizledi.”
iddiası ile
“Evlenme tarihinde evlenmeye engel derecede akıl hastalığı vardı.”
iddiası hukuken birbirinden ayrılmalıdır.
Birinci iddia evlenme iradesinin oluşumu ve başka hukuki sebepler bakımından önem taşıyabilir. İkinci iddia ise doğrudan mutlak butlan hükümleri bakımından değerlendirilir.
Psikiyatrik İlaç Kullanmak Evliliğin İptali İçin Yeterli midir?
Hayır.
Bir kişinin antidepresan veya başka bir psikiyatrik ilaç kullanmış olması tek başına evliliğin iptal sebebi değildir.
Aynı şekilde kişinin psikiyatri kliniğine başvurmuş olması da tek başına yeterli kabul edilemez.
Önemli olan teşhis, hastalığın ağırlığı, evlenme tarihindeki durum ve hastalığın evlenmeye engel nitelikte bulunup bulunmadığıdır.
Bu nedenle yalnızca ilaç kutusu, reçete veya tek bir hastane başvurusu üzerinden kesin hukuki sonuç çıkarmak doğru değildir.
Ancak bu belgeler daha kapsamlı sağlık kayıtlarının araştırılması bakımından başlangıç delili niteliğinde önem taşıyabilir.
Hastalık Evlendikten Sonra Öğrenilirse Ne Yapılabilir?
Evlilikten sonra eşin geçmişten beri devam eden ciddi bir psikiyatrik hastalığının bulunduğunun öğrenilmesi halinde öncelikle hastalığın evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin evlilikten önce yıllarca devam eden tedaviler, hastane yatışları veya düzenli ilaç kullanımı bulunuyorsa bunların evlenme tarihindeki sağlık durumunun tespitinde önemi olabilir.
Ancak hastalığın evlenmeden sonra ortaya çıkmış olması ile evlenme tarihinde zaten mevcut olması aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Mutlak butlan bakımından evlenme anındaki durum belirleyicidir.
Bu nedenle dava açılmadan önce kronolojik bir sağlık tablosu oluşturulması yararlı olabilir:
İlk teşhis ne zaman konuldu?
Tedavi ne zaman başladı?
Hangi hastanelerde takip yapıldı?
Evlilik tarihinde tedavi devam ediyor muydu?
Hastaneye yatış bulunuyor muydu?
Hangi ilaçlar kullanılıyordu?
Evlenme öncesinde alınmış sağlık kurulu raporu var mıydı?
Bu soruların cevapları dosyanın hukuki niteliğini değiştirebilir.
Evlilik Öncesi Sağlık Raporu Varsa Dava Açılamaz mı?
Evlilik işlemleri sırasında sağlık raporu alınmış olması tek başına daha sonra evliliğin geçerliliğinin hiçbir şekilde tartışılamayacağı anlamına gelmez.
Somut olayda raporun içeriği, hangi incelemelerin yapıldığı, önceki sağlık kayıtlarının bulunup bulunmadığı ve evlenme tarihindeki gerçek sağlık durumu önem taşıyabilir.
Özellikle evlilikten önce uzun süreli psikiyatrik tedavi bulunduğu halde bunun evlilik işlemleri sırasında ortaya çıkmadığı ileri sürülüyorsa, önceki sağlık kayıtlarının kronolojik olarak incelenmesi gerekebilir.
Ancak sağlık raporunun gerçeğe aykırı olduğu sonucuna yalnızca taraf beyanıyla varılamaz.
Tıbbi kayıt ve uzman değerlendirmesi önemlidir.
Ayırt Etme Gücü Bulunmuyorsa Ne Olur?
Akıl hastalığı ile ayırt etme gücü birbirine yakın görünse de kanunda ayrı hukuki düzenlemelere konu edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 145. maddesinde eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması ayrıca mutlak butlan sebebi olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle bazı dosyalarda iki farklı hukuki ihtimal ortaya çıkabilir:
Birincisi, evlenmeye engel derecede akıl hastalığı bulunmasıdır.
İkincisi ise kişinin evlenme sırasında sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olmasıdır.
Her iki durumun şartları ve tıbbi değerlendirmesi somut olay bakımından ayrıca incelenmelidir.
Geçici Ayırt Etme Gücü Kaybı Varsa Ne Olur?
Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk ise Türk Medeni Kanunu’nda nisbi butlan kapsamında düzenlenmiştir.
Dolayısıyla sürekli ayırt etme gücü yokluğu ile geçici ayırt etme gücü yokluğu arasında önemli hukuki fark vardır.
Sürekli yoksunluk mutlak butlan hükümlerini gündeme getirirken, geçici yoksunlukta kanunun nisbi butlana ilişkin hükümleri uygulanabilir.
Bu ayrım özellikle dava açma hakkı ve süreler bakımından önemlidir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Evlilik İptal Davasını Kim Açabilir?
Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılabilir.
Ayrıca ilgisi bulunan kişiler de mutlak butlan davası açabilir.
Bununla birlikte kanun bazı durumlarda dava hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler getirmiştir.
Örneğin akıl hastalığının iyileşmiş olması halinde mutlak butlan davasını yalnız iyileşen eşin açabileceğine ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle dava hakkının kimde bulunduğu, yalnızca genel kurala bakılarak değil somut olayın mevcut durumuna göre değerlendirilmelidir.
Akıl Hastalığı Sonradan İyileşirse Ne Olur?
Bu durum Türk Medeni Kanunu’nda ayrıca düzenlenmiştir.
Akıl hastalığının iyileşmiş olması halinde mutlak butlan davasını yalnız hastalığı iyileşen eş açabilir.
Dolayısıyla hastalığın evlenme tarihinde mevcut olması kadar davanın açıldığı tarihteki durum da bazı dosyalarda önem taşır.
Bu nedenle sağlık kayıtlarının yalnızca geçmişe yönelik değil, güncel durumu da gösterecek biçimde incelenmesi gerekebilir.
Eşin Hastalığı Bilmesi Davayı Engeller mi?
Bu soruya tek bir cümleyle cevap vermek doğru değildir.
Eğer ileri sürülen hukuki sebep TMK m.145/3 kapsamında evlenmeye engel derecede akıl hastalığı ise, mutlak butlan bakımından değerlendirme kanundaki objektif şartlar üzerinden yapılır.
Ancak davanın tarafları, dava hakkı, hastalığın sonradan iyileşmesi ve diğer somut koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “Hastalığı biliyordun, artık hiçbir dava açamazsın” şeklinde genel bir hukuki sonuç çıkarılamaz.
Akıl Hastalığının Gizlenmesi Aldatma Nedeniyle İptal Sayılır mı?
Burada önemli bir ayrım daha bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 150. maddesi aldatma nedeniyle nisbi butlanı özel olarak düzenlemektedir.
Kanunda eşin namus ve onuru hakkında aldatılma ile davacının veya altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi belirli şartlarda iptal sebebi olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle hastalık gizleme iddialarında hastalığın niteliğine göre hem mutlak butlan hem de nisbi butlan hükümlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Her psikiyatrik hastalığın gizlenmesi otomatik olarak TMK m.150 kapsamında da iptal sebebi değildir.
Somut hastalığın kanunun aradığı şartları taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası da Açılabilir mi?
Evliliğin iptali ile boşanma birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Türk Medeni Kanunu’nda akıl hastalığı ayrıca özel boşanma sebebi olarak da düzenlenmiştir.
Ancak boşanma bakımından aranan şartlarla mutlak butlan bakımından aranan şartlar aynı değildir.
Bu nedenle eşin psikiyatrik hastalığının bulunduğu her dosyada doğrudan “akıl hastalığı nedeniyle boşanma” veya doğrudan “evlilik iptali” sonucuna gidilmemelidir.
Öncelikle hastalığın ne zaman başladığı belirlenmelidir.
Hastalık evlenme tarihinde var mıydı?
Evlenmeye engel derecede miydi?
Ayırt etme gücünü etkiliyor muydu?
Yoksa evlilik devam ederken mi ortaya çıktı?
Bu sorular doğru dava türünün belirlenmesinde önem taşır.
Evlilik İptal Davasında Sağlık Kayıtları Nasıl Önem Kazanır?
Akıl hastalığına dayanan evlilik iptal davalarında en önemli uyuşmazlıklardan biri geçmiş sağlık durumunun ispatıdır.
Özellikle;
hastane kayıtları,
epikriz raporları,
psikiyatri muayene kayıtları,
reçeteler,
ilaç kullanım kayıtları,
sağlık kurulu raporları,
hastaneye yatış ve çıkış kayıtları,
önceki teşhisler
önem taşıyabilir.
Mahkemeden ilgili sağlık kuruluşlarından kayıtların getirtilmesi talep edilebilir.
Ancak sağlık verileri özel nitelikli kişisel veri olduğundan bunların hukuka uygun yollarla yargılamaya kazandırılması gerekir.
Tarafların hukuka aykırı yöntemlerle sağlık sistemlerine veya kişisel hesaplara erişmeye çalışması doğru değildir.
Tanıkla Akıl Hastalığı İspatlanabilir mi?
Tanık beyanları önem taşıyabilir ancak tıbbi bir teşhisin yalnızca tanık anlatımıyla kurulması beklenmemelidir.
Tanıklar eşin davranışları, krizleri, hastaneye götürülmesi, düzenli ilaç kullanması veya evlilik öncesinde bilinen bazı olaylar hakkında bilgi verebilir.
Buna karşılık hastalığın tıbbi niteliği ve evlenmeye engel derecede olup olmadığı uzman değerlendirmesini gerektirebilir.
Bu nedenle bu tür davalarda yalnızca tanık deliline dayanan bir dosya yerine objektif sağlık kayıtlarıyla desteklenen bir delil yapısı önemlidir.
Evlilik İptal Edilirse Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?
Evliliğin butlanına karar verilmesi, eşler arasındaki bütün mali sonuçların ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu uyarınca tazminat ve nafaka bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanmaktadır.
Bu nedenle şartları oluşmuşsa nafaka ve tazminat talepleri ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak her iptal kararının otomatik olarak tazminat hakkı doğuracağı düşünülmemelidir.
Tazminatın kendi kanuni koşulları ayrıca incelenir.
Evlilik İptal Edilirse Mal Paylaşımı Ne Olur?
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde de boşanmaya ilişkin hükümler uygulanmaktadır.
Bu nedenle evliliğin mutlak butlanla iptal edilmiş olması, evlilik döneminde edinilen malvarlığı bakımından hiçbir talepte bulunulamayacağı anlamına gelmez.
Taşınmazlar, araçlar, banka birikimleri ve diğer edinilmiş mallar bakımından mal rejiminden kaynaklanan alacak talepleri somut olayın özelliklerine göre ayrıca gündeme gelebilir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Evlilik İptal Davasında En Önemli Nokta Nedir?
Bu davalarda en büyük hata, psikiyatrik hastalık teşhisi ile “evlenmeye engel derecede akıl hastalığı” kavramlarının aynı kabul edilmesidir.
Aynı şey değildir.
Davada esas olarak evlenme tarihindeki sağlık durumu araştırılmalıdır.
Bu nedenle dava stratejisinin merkezinde üç soru bulunmalıdır:
Hastalık evlenme tarihinde mevcut muydu?
Hastalığın niteliği ve ağırlığı neydi?
Evlenmeye engel olacak derecede miydi?
Bu sorular tıbbi kayıtlarla cevaplandırılmadan yalnızca “eşim hastalığını benden gizledi” iddiasıyla hareket edilmesi dosyanın yanlış hukuki temele oturtulmasına neden olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Depresyon evlilik iptal sebebi midir?
Bir kişide depresyon teşhisinin bulunması tek başına evliliğin iptal edilmesi anlamına gelmez. Hastalığın kanunda aranan nitelikte olup olmadığı somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.
Bipolar bozukluk evlilik iptal sebebi midir?
Tanının adı tek başına yeterli değildir. Hastalığın evlenme tarihindeki durumu ve evlenmeye engel derecede bulunup bulunmadığı tıbbi ve hukuki açıdan değerlendirilmelidir.
Şizofreni nedeniyle evlilik iptal edilebilir mi?
Yalnızca teşhis isminden hareketle otomatik sonuç çıkarılamaz. TMK m.145/3 kapsamında hastalığın evlenmeye engel olacak derecede olup olmadığı somut olayda belirlenmelidir.
Eşimin psikiyatri ilaçlarını gizlediğini öğrendim. Dava açabilir miyim?
İlaç kullanılması tek başına iptal sebebi değildir. Ancak geçmiş tedavi kayıtlarının ve hastalığın niteliğinin araştırılması bakımından önemli olabilir.
Eşimin evlenmeden önce psikiyatri tedavisi gördüğünü sonradan öğrendim. Evlilik iptal edilir mi?
Geçmişte tedavi görülmesi tek başına yeterli değildir. Hastalığın evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı ve evlenmeye engel derecede bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Akıl hastalığını gizleyen eşe karşı tazminat istenebilir mi?
Evliliğin butlanı halinde tazminat konusunda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Tazminat talebinin kabul edilip edilmeyeceği kendi şartlarına göre değerlendirilir.
Hastane kayıtları mahkemeden istenebilir mi?
Uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli sağlık kayıtlarının ilgili kurumlardan getirtilmesi mahkemeden talep edilebilir. Sağlık verilerinin hukuka uygun şekilde dosyaya kazandırılması gerekir.
Hastalığı evlendikten yıllar sonra öğrendim. Yine de dava açılabilir mi?
Davanın hangi butlan sebebine dayandığı önemlidir. Nisbi butlan bakımından hak düşürücü süreler bulunurken mutlak butlanda farklı kurallar uygulanır. Bu nedenle olayın hukuki niteliği belirlenmeden yalnızca geçen süreye bakılarak sonuç çıkarılmamalıdır.
Akıl hastalığı boşanma sebebi de olabilir mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu’nda akıl hastalığı belirli şartlarla özel boşanma sebebi olarak ayrıca düzenlenmiştir. Ancak boşanma ile evliliğin mutlak butlanı farklı kurumlar olduğundan somut olayda hangi şartların gerçekleştiği ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Eşin akıl hastalığını gizlemesi halinde evliliğin iptal edilip edilemeyeceği, yalnızca hastalığın gizlenmiş olmasına bakılarak belirlenemez.
Türk Medeni Kanunu bakımından asıl önemli hususlardan biri, evlenme tarihinde eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığıdır. Bunun yanında sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu, geçici ayırt etme gücü kaybı ve hastalığın gizlenmesine ilişkin nisbi butlan hükümleri somut olayın özelliklerine göre ayrıca gündeme gelebilir.
Bu nedenle özellikle evlilikten sonra geçmişe ait ciddi psikiyatrik tedavi kayıtlarının ortaya çıktığı durumlarda önce sağlık geçmişinin kronolojik olarak tespit edilmesi, ardından doğru hukuki sebebin belirlenmesi gerekir.
Akıl hastalığına dayalı evlilik iptal davalarında dava dilekçesinden önce doğru delil stratejisinin kurulması çoğu zaman davanın en önemli aşamasıdır.