ZORLA GETİRME NE DEMEKTİR?

Bir yargıç kararıyla, sanık ve tanıkların özgürlüklerinin kolluk tarafından sınırlandırılarak, bu kişilerin çağıran makama götürülmesidir.
Zorla getirme bir yargılama önlemi olarak özgürlüğü sınırlandırır. Bu bakımdan Anayasa gereğince yargıç kararına dayanmalıdır. Bu önlemin amacı, kendisini
çağıran makam önüne kendi rızası ile gelmeyenleri, kolluk gücüyle getirmektir. Bu nedenle de zorla getirme gerçekleştiğinde, sona erer. Örneğin bir tanık zorla
getirilip beyanda bulunduğunda, serbest kalır. Zorla getirme, bir müzekkere ile gerçekleşir. Buna zorla getirme müzekkeresi denir. Uygulamada ve yasada buna aynı ad verilmektedir. Bu müzekkere sanık ya da tanığın bulunduğu yerdeki kolluk makamlarına hitap eder. Bunda, getirilmesi istenen kişinin kimliği, eşkali (tanınmasını kolaylaştıracak olan özellikler), sanıksa kendisine yüklenen suç ve tanıksa niçin zorla getirildiği yazılmak gerekir. Ayrıca bu müzekkerenin bir suretinin kişiye verilmesi şarttır. Zorla getirme müzekkeresi günlü ya da günsüz olabilir.
Günsüz olduğunda, hemen yerine getirilir ve kolluk istenen kişiyi hemen çağıran makama götürür. Günlü zorla getirmelerde de, sanığın özgürlüğünün kısıtlanması, zamanında çağıran makamda hazır bulunacak biçimde ayarlanmak gerekir. Yasa bunu, zorla getirmenin, getirme için haklı bir zamanda başlaması ve işlemin sonuna kadar sürmesi biçiminde açıklamıştır. CMK’da zorla getirme kurallarının tanık, bilirkişi, mağdur ve şikayetçi için de uygulanması öngörülmektedir. Uygulamada çekilen sıkıntıları dikkate alan bir değişikliktir; dosyaların sürüncemede kalmasını
Önleyecektir. Bilirkişiler hakkında 1985 yılına kadar zorla getirme durumu uygulanmazken, yasada 1985’de yapılan değişiklikle, bilirkişiler hakkında tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağının açıklanmış oluşu, bilirkişilerin de zorla getirileceği sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Uygulamada bugün zorla getirme kurumu yasadaki görüntüsünden ve amacından saptırılmıştır. Özellikle büyük yerleşim yerlerinde, kolluk bir sanık ya da tanıkla ilgili zorla getirme müzekkeresini aldığında, bu kişiye bunu tebliğ etmekte, çağıran makama gitmesini, gittiğini ve çağrıya uyduğunu belgelemek ve ispatlamak bakımından, kendisine verilen belgeyi mahkeme kaleminde mühürletmesini istemektedir. Bu belge o kişi tarafından kolluğa geri getirildiğinde, işlemin hukuka uygun yapıldığı varsayılmaktadır.

ADLİ KONTROL NE DEMEKTİR?

Adli kontrol, CMK’nın getirdiği bir kurumdur; niteliği açısından bir yargılama önlemidir. Temel amacı, tutuklamanın ağır sonuçlarını ortadan kaldırmaktır.
Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Adli kontrol, ceza yargılaması hukukumuza yeni giren bir kurumdur. Bu kurumun hukuki niteliği, tutuklamanın bir türevi olmasıdır. Bunun anlamı şudur: Tutuklamanın koşullarının ve nedenlerinin gerçekleştiği hallerde, yargıç tutuklama kararı vermeyecek, fakat sanığın adli kontrol altına alınmasına karar verecektir. Adli kontrol, sanığın yasada sıralanan yükümlülüklerden birine ya da birden çoğuna (yurt dışına çıkma yasağı; yargıcın belirleyeceği yerlere, belirli zamanlarda başvurmak v.b.) tabi tutulmasıdır.
Maddede, bu kararı verecek olan yargıca geniş bir skala içinde seçenekler sunulmuştur. Yargıç, olayın oluşu, sanığa yüklenen suç ve delilleri gibi hususları dikkate alarak, adli kontrol kararında sanığın tabi olacağı yükümlülük/yükümlülükleri belirtecektir.
Adli kontrol kapsamındaki yükümlülükleri yargıç değiştirmek hakkına sahiptir. Önemli olan husus, bu yükümlülükler altına konulan sanığın yargılamada gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olması ve sonuçta verilecek olan hükmün kağıt üzerinde kalmasını önlemektir.
Dikkat edilmek gerekir ki, adli kontrol altına alınan sanık, kendisine yüklenen yükümlülükleri gereği gibi, eksiksiz olarak yerine getirmediği takdirde, yargıç bu
kararın geri alınmasına ve sanığın tutuklanmasına karar verecektir.

TUTUKLAMANIN TEMEL İLKELERİ NELERDİR?

Tutuklamanın temel şartı, kişinin suçu işlediği konusunda kuvvetli suç şüphesinin varlığıdır. Suç şüphesinin kuvvetini deliller belirler. Deliller ne denli güçlü olursa, suç şüphesi de o kadar güçlü olur. Bu husus her olayın özelliğine göre değişir.
Tutuklama kararı için CMK’da belirli nedenler öngörülmüştür. Bunlar, kaçma şüphesi ve delilleri karartma (delile ulaşmayı önleme ya da delili bozma) olarak belirtilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için CMK’da belirli suçlar sayılmıştır. Bunlara “katalog suçlar” denilir. Katalog aslında yasada sayılan suçların listesidir. Bu suçların varlığı halinde, kaçma şüphesi var sayılır. Bu listede yer alan suçlar önemli suçlardır, çünkü bu suçların cezaları ağırdır.

İSTİNAF AŞAMASINDA ETKİN PİŞMANLIK NEDENİ İLE BOZMA HAGB KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Konya 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/1644
Karar Yıl/No: 2020/159
Karar tarihi: 03.02.2020

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1-İDDİA

Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 07/11/2018 tarih ve 2018/14775 soruşturma, 2018/4312 Esas sayılı iddianamesiyle sanık …………..Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 5237 Sayılı TCK.nun 314/2, 221/4-5, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Yasanın 5/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

2-İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:

Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/09/2019 tarih ve 2018/342-2019/303 E-K sayılı kararı ile, sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan TCK.nın 314/2, 3713 sayılı TMK.nın 5/1, TCK.nın 221/4, 62, 53/1, 58/9, 63 ve 221/5 maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3-İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:

Sanık müdafii, yasal süresinde yaptığı istinaf başvurusunda özetle; müvvekkilinin atılı suçtan beraatına karar verilmesini, aksi kanaatin hasıl olması halinde müvekkil hakkında uygulanan etkin pişmanlık indiriminin en üst hadden uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

4-SAVUNMA:

Sanık ……………….. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında; “Daha önce soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde beyanlarda bulunmuştum, içeriğini aynen tekrar ediyorum, 0 538 736 74 73 numaralı hattı 2016 yılına kadar yani okul kapanana kadar kullanmıştım, okul kapandıktan sonra yukarıda beyan ettiğim telefonumu kullanmaya başladım, 74 73 numaralı hattan ankesörlü hattan arandığım doğrudur, kimin aradığını sonradan ………. olarak öğrenmiştim, ankesörlü hatlara cevap vermediğim için bir kez de beni cepten aradılar arayan …….. isimli şahısmış bunu sonradan teşhis ettim, kendisi bana neden görüşmelere gelmediğimi gelmek zorunda olduğumu yoksa okuldan atılabileceğimi söylemişti, en son 2015 yılında ……….. ile görüşmüştüm, ondan sonra da bir daha görüşmemiz olmadı, daha önce Aksaray’da bu yapıya ait eve haftasonu ders çalışmak için gidiyordum, bu evde bize örgüt elebaşının kitaplarını okumamızı ve kasetlerini izlemememizi istiyorlardı, benden burs bağış para talepleri de olmadı, ben sadece ders çalışmak için gitmiştim, soruşturma aşamasında beyanlarda bulunduğum hususların tamamı doğrudur, pişmanlığımı da dile getirip bildiklerimi de anlattım, benim herhangi bir kod adım da yoktu, …………. benim sınıf arkadaşımdır, beyanları da doğrudur, aramızda da herhangi bir husumet yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5-DELİLLER;

-Sanığın aşamalarda alınan savunmaları,

-Ankesörlü aramalara ilişkin inceleme tespit tutanağı ,

-Yakalama, arama ve el koyma tutanakları,

  • fotoğraf teşhis tutanakları, dijital imaj raporları ,

TANIK ANLATIMLARI

Tanık ……… ilk derece mahkemesindeki beyanında: “Sanığı tanıyorum, kendisi liseden arkadaşımdır, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde beyanlarda bulundum,o beyanlarım doğrudur, sanıkla aramda herhangi bir husumet yoktu, beyanımda adı geçen şahıs huzurda bulunan sanıktır, sanık ile beraber Aksaray’dayken bu yapıya ait evlere haftasonlarına gidiyorduk, daha sonrasında ben Jandarma Astsubay MYO’nu, sanık da Hava Astsubay MYO’nu kazanmıştı, benim ve sanığın herhangi bir kod adımız yoktu” şeklinde anlatımda bulunmuştur.

Tanık ………. ilk derece mahkemesindeki beyanında: “Ben şahsı tanımıyorum, sanıkla da ilgili herhangi bir bilgim de yoktur, kendisine herhangi bir şekilde mülakatlara giderken neler yapması konusunda bir şey söylemedim, sanık ile ilgili söyleyebileceğim bir şey yoktur, ben mahkemenizin 2017/220 Esas sayılı dava dosyasında yargılandım ve davam sonuçlandı” şeklinde anlatımda bulunmuştur.

6-DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;

Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü :

Kendisini kısaca “Hizmet hareketi” olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.

FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.

Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.

Ardışık Arama :

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tüm askeri birliklerde “birim yapılanması” adıyla ülke genelinde olduğu gibi mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda müdür, müdür yardımcısı, öğretmen veya asistan olarak isimlendirilen mahrem yapı imamı/sivil imamların askeri personel/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyet yürüttükleri, yürütülen faaliyetler kapsamında örgüte mensup askeri personel/öğrencilerle mahrem yapı imamı/sivil imamların dini görünümlü sohbet toplantıları yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personel/öğrenciler vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü, ayrıca mahrem yapı imamların/sivil imamların örgüt üyesi askeri personel ile henüz muvazzaf olmadan askeri öğrenci oldukları zaman görüşmeye başladıkları, mezun olduklarında ise tayin oldukları ilde bulunan mahrem yapı sorumlusunun öğrencinin mezun olduğu askeri okulun bulunduğu il merkezine giderek, mezun olan bu askeri öğrencilerle yüz yüze görüştükleri, ardından mezun olan askeri personel ile atandıkları illerde tekrar buluşarak bulundukları illerde örgütsel faaliyet yürüten mahrem yapı sorumluları/sivil imamlar ile askeri personelin tanıştırıldığı ve örgütsel faaliyetlere atandıkları illerde devam ettikleri, örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına ise yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği “tedbir” olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişki/irtibatlı olan ve sivil imam olarak tabir edilen şahısların ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek üç/dört kişilik gruplardan oluşan askeri personel/öğrencinin katılımı ile örgütsel toplantılar yaptıklarının anlaşıldığı, bu bilgiler doğrultusunda sürdürülen çalışmalarda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapı/birim yapılanması olarak adlandırdığı bu gizli yapı içerisinde faaliyet yürüten sivil imamların örgütsel faaliyetler kapsamında kullandıkları ve askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları değerlendirilen sabit ankesörlü/kontörlü telefon hatları ile yapılan ve ardışık arama olarak tabir edilen aramalar gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde;

Sanığın ikrarı, tanıkların anlatımı ve düm dosya kapsamına göre, Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nda öğrenim görmeye başlamadan önceki dönemde örgüte ait evlerde askeri sınavlara hazırlanan sanığın, ev abisinin ……… kod adlı ………olduğu, …….. kod adlı …….. tarafından düzenlenen sohbet adı verilen örgütsel toplantılara dinleyici olarak iştirak ettiği, kendisine örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e ait videolar izlettirildiği, kendisiyle birlikte örgüte ait evlere……… Kod ……..,……….., ………….., ……………, ……………… ve ………… isimli kişilerin de geldiği, ……. kod adlı ……… sanığa “burada kalırsanız sizi askeri okullara girdireceğiz, polis olmanızı sağlayacağız” şeklinde beyanlarda bulunduğu, askeri okul mülakatlarına girerken ……… kod adlı ………. tarafından nasıl giyinmesi gerektiğinin açıklandığı, okulu kazandıktan sonra yine…………. ile görüştüğü, okul bittikten sonra hizmet edeceğinin ve irtibatı koparmamasının kendisine söylendiği, tanık …………….’nin sanığın teklifi neticesinde örgüte ait evlere gittiğini ve birlikte bu evlerde kaldıklarını beyan ettiği, sanığın askeri okul sınavlarını kazandıktan sonra da örgütle olan bağını devam ettirdiği, 2014-2015 yıllarında askeri okulda öğrenciyken …… Kod …………. ile görüştüğü, gerek inceleme tespit tutanağı gerekse de sanığın ikrar mahiyetli savunmasına göre ankesörlü telefonlardan çeşitli tarihlerde arandığı, buna ilişkin 20.07.2018 tarihli inceleme ve tespit tutanağına göre sanığın 05.08.2014-07.08.2014 tarihleri arasında ankesörlü hatlardan arandığı, söz konusu aramaların örgütsel amaçlı yapılan aramalar olduğu, gerçekleştirilen aramaların deşifre olmamak için tedbir amaçlı örgüt içerisinde kullanılan bir yöntem olduğu, ankesörlü telefondan arandıktan sonra akabinde sanığın birlikte toplantılara katıldığı diğer kişilerin aranmış olmasının bunun bir diğer göstergesi olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olup bu örgüte üye olduğu, örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde bulunduğu, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, sanığın eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği Dairemizce kabul edilmiştir.

Sanık etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmiştir. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının veya etkin pişmanlık indiriminin hangi oranda yapılacağının belirlenmesinden önce etkin pişmanlık müessesesinin kısaca değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.

ETKİN PİŞMANLIK :

Türk Ceza Kanunu.nun 221. maddesinde “Etkin pişmanlık” düzenlenmiştir. Bu hükümle, gerek suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220) ve gerekse silahlı örgüt (TCK m.314) suçlarını işleyip de etkin pişmanlık gösteren faillerin örgüt suçlarından, yani amaç suç işlenmeksizin veya işlenen amaç suçlar dışında kalan suç örgütü ile ilgili suçlardan dolayı affedilmeleri veya cezalarında önemli bir indirime gidilmesi mümkün kılınmıştır.

5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle ceza soruşturmasına başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, kurduğu veya yönettiği örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmedilmeyecektir.

5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya henüz başlanmamış ve örgütün amacı doğrultusunda da suç işlenmemiş olmalıdır. Ancak bu şartların varlığı halinde, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan örgüt kurucu veya yöneticileri hakkında örgüt suçundan dolayı cezaya hükmedilemez. Örgütünü dağıtmayan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayamayan örgüt kurucusu veya yöneticisi, etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık halinden yararlanamaz.

5237 sayılı TCK.nun 221/2 maddesine göre; örgüt üyesinin, suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suça iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını, yani örgütle üyelik ilişkisini kestiğini ilgili makamlara bildirmesi halinde, örgüt suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığına bakılmaksızın suç örgütüne üyelik suçundan hakkında ceza hükmedilmeyecektir.

Bu hükme göre; örgüt üyesinin, hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmesi durumunda cezaya hükmedilemeyecektir. Bu etkin pişmanlık durumunda; örgüt üyesi örgüt tarafından işlenen veya teşebbüs edilen herhangi bir suça katılmamalı ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmeli, yakalanmamalıdır. Örgüt üyesi yakalanmayıp da, hakkında soruşturma başlatılsa ve bu arada kendisi ilgili makamlara örgütten ayrıldığını gönüllü olarak bildirse, örgüt üyesi hakkında suç örgütü üyeliğinden cezaya hükmedilmeyecektir. Üye yakalanırsa gönüllü bildirim ortadan kalkar ve yerini yakalanmaya bağlı etkin pişmanlık alır. TCK’nun 221/2. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık halinin tatbiki için, örgüt üyesinin örgütle ilgili faydalı bilgiyi ilgili makama verip vermediğine bakılmaz.

5237 sayılı TCK.nun 221/3 maddesine göre; suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesi hakkında, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde cezaya hükmedilmeyecektir. Suç örgütü üyesi tarafından verilen bilginin, örgütün dağılmasını veya örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlaması şart değildir. TCK.nun 221/3.maddesinin uygulanabilmesi için, pişmanlık duyan suç örgütü üyesinin bilgileri samimi olarak adli makamlara aktarması ve bunların da elverişli, somut bilgiler olması yeterlidir.

Bu hükmün tatbiki için; yakalanan örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen herhangi bir suça katılmaması ve pişmanlık duyup örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi şartları aranmaktadır. Hükümde; örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamak değil, sağlamaya elverişli, yani somut ve makul bilgilerin adli makamlara veya adli makamlara bilgi aktaran idari makamlara verilmesi yeterli görülmüştür.

5237 sayılı TCK.nun 221. maddesinin dördüncü fıkrasının düzenlenmesinin gerekçesi; “Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmakla birlikte, örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkânından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatları taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle de örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş ve yakalanmış olan fail, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verememiş ancak örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise 4. fıkra uyarınca cezasından indirim yapılacaktır.

5237 sayılı TCK.nun 221/4 maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup, suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, bu kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu nedeniyle cezaya hükmedilmeyecektir. Bu hükmün tatbiki için, gönüllü olarak teslim olan örgüt mensubu tarafından suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen amaç suçlarla ilgili bilgileri adli makamlara aktarması yeterlidir. Örgüt mensubu kendi isteğiyle adli makamlara teslim olmayıp da yakalandıktan sonra bu bilgileri verdiği takdirde, hakkında suç örgütü suçu kapsamında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirime gidilecektir.

5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinde iki etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir. Birincisine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan veya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişilerden bahsedilerek, yani 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan tüm süjelere yer verilerek, gönüllü olarak teslim olma, yani yakalanmama ve ek olarak örgütün yapısı ve bunun yanında faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi şartları aranmış, ancak bu şartların varlığı durumunda fail hakkında cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Cezasızlık öngören etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için; 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü olarak teslim olmaları, yakalanmamaları ve bunun yanında örgütün yapısı ile varsa faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı, yani somut ve makul bilgilerin verilmesi şartı aranmıştır.

5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlığa bağlı azaltılmış ceza ile aynı maddenin ilk cümlesinde öngörülen cezasızlık halinin farkı, failin yakalanıp yakalanmaması ile ilgilidir. Örgüt suçu mütemadi, yani neticesi devam eden bir suç olduğundan fail, CMK m.90’a veya 98.maddesine göre çıkarılan yakalama emrine bağlı olarak yakalanırsa, bu durumda cezasızlık değil, örgüt suçundan verilen cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesi gündeme gelecektir. Cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesinin tayin ve takdiri ise, somut olayın özelliklerine ve 5237 sayılı TCK.nun 61 ve 62. maddelere göre cezayı bireyselleştirecek mahkemeye aittir.

5237 sayılı TCK.nun 221. maddesine göre, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında etkin pişmanlık uygulanabilir.

5237 sayılı TCK.nun 221. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları arasında fark vardır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine katılmadan yakalanan örgüt üyesi; pişmanlık duyması kaydı ile, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgiler vermesi halinde, bu bilgilerin verilme aşamasının soruşturma veya kovuşturma olduğuna bakılmaksızın hakkında cezaya hükmolunmaz.

Maddenin dördüncü fıkrasında ise 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeleri halinde, bu kişiler hakkında örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçu nedeniyle ceza verilmez. Bu cezasızlık hali, soruşturma veya kovuşturma aşamasında ortaya çıkabilir. Kişinin yakalanacağından veya cezalandırılacağından korkarak teslim olması da gönüllü teslim olma kapsamında kabul edilmelidir.

Kişinin örgütle veya örgütün faaliyetleri ile ilgili bilgileri, CMK m.90 veya 98. maddesine göre yakalandıktan sonra vermesi halinde, fail hakkında tam cezasızlık değil, indirimli cezasızlık uygulanacaktır.

Bu açıklamalar çerçevesinde sanığın etkin pişmanlıktan ne şekilde faydalanacağına ilişkin somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın soruşturma aşamasında ve yargılama aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek suçlamalara ilişkin anlatımlarda bulunduğu, örgütün Askeri Öğrenci yapılanması içerisinde yer alan şahıslarla ilgili bilgiler vererek teşhislerde bulunduğu, beyanlarda ismi geçen şahıslarla ilgili dağıtım ve teşhis tutanaklarıyla ilgili mahkeme ve savcılıklara sanığa ait ifade tutanağının delil olması için gönderildiği, bu bakımdan sanığın vermiş olduğu bilgilerin elverişli ve örgütün çözülmesine yarayacak nitelikte olduğu, zira örgüt içindeki konumu ve bu konum nedeniyle örgütün işleyişi hakkında vermiş olduğu bilgilerin ve örgütün çözülmesine yönelik yaptığı teşhislerinde bu durumu desteklediği ve sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebinde bulunduğu anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nin 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle verdiği bilgilerin niteliği, bilgilerin kapsamı, vermiş olduğu kişilerin sayısı ve pişmanlığı göz önüne alınarak 221/4 maddesindeki düzenlemeye göre takdiren 2/3 oranında cezada indirim yapılmış ise de, sanığın örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde, örgütsel eylemler ve üyeleri ile ayrıntılı olarak bilgi vermesi, verdiği bu bilgiler doğrultusunda adli makamlarca işlem yapılmış olması karşısında, ilk derece mahkemesinin 2/3 oranında indirim uygulaması hatalı bulunmuş olup Dairemizce TCK’nın 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesi gereğince cezasından 3/4 oranında indirim yapılmış, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiş, sabıkasız olan sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde olumlu kanaat oluşması ve talebinin bulunması dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmış ve sanık hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/09/2019 tarih ve 2018/342-2019/303 E-K sayılı kararı ile;sanık ………………. hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 280/1-c maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Sanık ……………….. üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçu sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi gereğince suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak takdiren alt sınırdan 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın eyleminin 3713 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasının 3713 sayılı Kanunun 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti ile ilgili etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi nedeni ile örgüt içerisindeki konumuna göre vermiş olduğu bilgilerin nitelik ve derecesi dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 221/4-2 maddesi gereğince cezasından takdiren 3/4 oranında indirim yapılarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri gözetilerek TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,

Etkin pişmanlıkta bulunan sanık hakkında TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,

Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına,

Sanığın örgüt üyesi olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 58/9 maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

Sanığın kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, kişilik özellikleri ve duruşmalardaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşması ve dosyaya yansıyan somut zararın bulunmaması dikkate alınarak CMK’nın 231/5-6. maddesi gereğince sanık hakkında kurulan HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,

Sanığın CMK 231/8. maddesi gereğince 5 YIL DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA, sanığın sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak denetim süresi içerisinde sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına,

Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılacağı ve davanın düşmesine karar verileceğinin CMK 231/10 maddesi gereğince sanığa ihtarına (yapılamadı)

Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranması halinde CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına,(ihtarat yapılmadı)

Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kendisine has müstakil sisteme kaydına,

Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 50, 51.maddelerinin CMK’nın 231/7 maddesi gereğince uygulanmasına yer olmadığına,

5237 sayılı TCK’nın 63.maddesi uyarınca sanığın gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından MAHSUBUNA,

3-Sanık hakkında CMK 109/3-a maddesi gereğince uygulanan yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasına,

4-İlk derece mahkemesince yapılan 416,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,

5-5320 Sayılı Yasanın 16.maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin İlk Derece Mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,

Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliğine,

Dair, verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenleterek hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 231/12, 267 ve 268/1. maddeleri uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY AŞAMASINDA ETKİN PİŞMANLIK DİLEKÇESİ NEDENİ İLE BOZMA KARARI

3. Ceza Dairesi         2021/1948 E.  ,  2021/9770 K.

“İçtihat Metni”


Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2018 tarih ve
2017/54 – 2018/45 sayılı kararı
4-…, 5-…,
6-…, 7- …, 8- …
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : 1-Sanıklar …, … ve …
hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 53/1-2-3, 58/9, 63,
3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca kurulan
mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının
esastan reddi,
2-Sanıklar …, …,
ve … hakkında ayrı ayrı; TCK’nın
314/2, 53/1-2-3, 58/9, 62, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1.
maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararlarına
ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
3-Sanık … hakkında; TCK’nın 314/2, 221/4,
53/1-2-3, 58/9, 62/1, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1.
maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararına
ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
Temyiz edenler : Sanıklar müdafileri ve sanıklar …,
Alp, …, …

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren, sanık … müdafii ve sanık …’in duruşmalı inceleme taleplerinin ise yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre; sanıklar … ve …’in eşlerinin Bank Asya nezdindeki hesap hareketlerinin, yine dosya kapsamına göre sanık …’in eşi tarafından kullanıldığı anlaşılan 0505 545 33 46 numaralı GSM hattına ilişkin ByLock kullanımı tespitinin sanıklar açısından suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca, ayrıca sanık …’ün çocuklarını örgüte müzahir okula göndermesinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek yapılan incelemede;
I-Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar …, …, …, … ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik yok ise de; sanığın temyiz aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildiren ve müdafii tarafından 19.02.2021 tarihli dilekçede örgütle irtibatına ilişkin bilgiler vermek istediği nazara alındığında, gerekirse yeniden ifadesi alınmak suretiyle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

UYUŞTURCU TİCARETİ BOZMA KARARI

Yargıtay 10. Ceza Dairesi         2021/17137 E.  ,  2021/13106 K.

“İçtihat Metni”

Mahkeme : KOZAN Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; üzerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen ve evinde ele geçen net 0,01 gram eroin ile ilgili olarak hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip kesinleşen sanığın savunmalarının aksine, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen …’in sonradan döndüğü soyut beyanı dışında kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 07/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

ETKİN PİŞMANLIK NEDENİ İLE YETERLİ İNDİRİM YAPILMAMASI NEDENİ İLE BOZMA

3. Ceza Dairesi         2021/1253 E.  ,  2021/9660 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 tarih
ve 2018/777 – 2018/902 sayılı kararı
3-…
Suç : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Silahlı terör
örgütüne üye olma
Sanık … ve sanık …
için; 04.08.2016
Hüküm : 1-Sanık … hakkında;
TCK’nın 314/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62,
53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına
ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
2-Sanık … hakkında;
TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62,
53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına
ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
3-Sanık … hakkında;
TCK’nın 314/2, 221/4, 3713 sayılı Kanunun 5/1,
TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca
mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun
esastan reddi
Temyiz edenler : Sanık … müdafii, sanık …
müdafii, sanık … müdafii

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hakkında tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre yapılan temyiz incelemesi sonunda dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tebliğ ve temyiz tarihleri itibariyle sanık … müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu belirlendiğinden tebliğnamedeki ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklardan …’ün çocuklarını örgüte müzahir okula göndermesinin ve sanıkların Zaman gazetesi aboneliklerinin örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği kabul olunarak yapılan değerlendirme sonucunda;
I-Sanık … yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Terör örgütünü yönetme suçu ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
5237 sayılı TCK
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

Silâhlı örgüt
Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
3713 sayılı TMK
Terör örgütleri
Madde 7 – (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.)
Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.
I-Suçla korunan hukuki değer: Devletin Anayasal düzeni, bu düzene hakim olan ilkeler, devletin birliği ve ülke bütünlüğünün korunması suretiyle kamu güven ve huzuru temin edilerek bireyin Anayasada güvence altına alınan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı korunmasıdır.
II-Suçun maddi unsurları:
a-Suçun faili: T.C. Vatandaşı olan ya da olmayan herkes olabilir.
b-Suçun mağduru: Demokratik bir toplumda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alınmış olarak barış içinde yaşama hakkı olan her bir bireydir.
c-Fiil-Tipik eylem: TCK’nın 314/1 maddesinde tahdidi olarak belirtilen, Devletin anayasal düzenine, birliğine ve ülke bütünlüğüne karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütü yönetmektir. Böyle bir örgüt, 3713 sayılı Kanunun 3.maddesi gereğince terör örgütüdür. Aynı nedenle suç, mutlak terör suçlarındandır.
Örgütü yönetmekten bahsedebilmek için öncelikle TCK’nın 220. maddesinde öngörülen şartlarla birlikte, amaç-saik, yöntem ve elverişlilik kriterleri itibariyle de terör örgütü vasfını haiz bir örgütün bulunması gerekir.
Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre;
Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir. (Simeone I ReatiAssociativi,op.cit.s 257 aktaran Turinay Faruk Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu sh.269)
Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa işbölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır(Şen E.-Eryıldız S.Suç Örgütü sh.107).
Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir.
Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez.
Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir.
Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK 220/5m.), (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162 – 2017/4786 sayılı kararından).
Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir(Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK’nın 168 maddesinde yer alan, “silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak” ve 141. maddesindeki, “cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek” kavramları ile mer’i 3713 sayılı Kanunun 7/1 maddesinde yer verilen “örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına” dair kavramlar gerekse örgütle kurulan “organik bağın” sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır.
TCK m. 220/1’de düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur.
III-Suçun manevi unsuru: Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar. (Özgenç, Suç Örgütleri sh.21,22) Bu halde sorumluluk, TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen “hata” kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162-2017/4786 sayılı kararından).
IV-Hukuka Aykırılık; Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasanın 14. maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiç bir devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz.
V-Konunun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü bakımından değerlendirilmesi:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 16-956 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3- 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere FETÖ’nün dikey yapılanması şöyledir;
Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır.
Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir.
Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır.
Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır.
Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır.
…’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek …’e aktarılarak onayı istenmektedir.
Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri …’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır.
Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla”dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir.Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar.
Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder … olup, örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kainat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır.
Kainat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün işler onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini İnternet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır.
Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, İsmailiye mezhebinden ve köken olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem İsmailiye mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur.
Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet, katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, …, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir.
Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir;
-Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır.
-İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir.
-Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur.
-Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar.
-Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evlililiklerinin örgüt içinden olması zorunludur.
-Altıncı Kat, Has Tabaka: … ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar.
-Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir.
Yedi katmanın en üstünde “Sözde … Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir.
Şu hale göre; anılan örgüt yönünden, örgütün lideri … ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, bu cümleden olarak kıta imamı, ülke imamı, “Türkiye imamı” ve “bölge imamlarının”, her halükarda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. Örgüt yöneticisinin mutlaka illegal faaliyetleri yönetmesi gerekmez.
Örgütün amacına ve varlığının devamına katkı sunan sözde legal faaliyetleri sevk ve idare etmek de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Örgütün anlatılan yapılanması çerçevesinde, “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” gibi ilk üç katman mensuplarının ise örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir.
Sanık … hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçu yönünden yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün Şanlıurfa il imam yardımcığından sonra Mardin İl imamı olarak görev alan sanık …’nın, örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin süre, önem ve yoğunluğu da gözetildiğinde örgüt yöneticisi olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık … müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanık … ve … yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık … yönünden, atılı suçun vasfının tayini açısından
belirleyici nitelikte olması karşısında, temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan, başka dosya şüphelisi …’un aşama beyanlarının aslı veya onaylı suretlerinin getirtilerek, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup, gerektiğinde tanık olarak dinlenmesinden sonra, sanık ve müdafisine diyecekleri sorularak, yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık … yönünden, soruşturma ve kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek bu kapsamda örgütteki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve örgüt mensupları ile ilgili örgütsel konum ve faaliyetlerine uygun ifade veren ve anlatımlarda bulunduğu anlaşılan sanık hakkında verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama nazara alınarak TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca tayin olunan cezada, üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2. maddesi gereğince; etkin pişmanlık kurumunun amacına, hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun adil bir indirim yapılması gerekirken yetersiz gerekçe ve uygulama ile fazla cezaya hükmedilmesi,
3-Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca; sanıklar hakkında suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61/3 maddesine aykırı davranılması,
4-Kabul ve uygulamaya göre;
Sanık … hakkında belirlenen sonuç cezanın “6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası” yerine hesap hatası sonucu “5 yıl 22 ay 15 gün hapis cezası” olarak ve sanık … hakkında belirlenen sonuç cezanın ” 3 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası” yerine hesap hatası sonucu ” 2 yıl 17 ay 7 gün hapis cezası” olarak yazılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Şanlıurfa 5.Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ETKİN PİŞMANLIK MAKUL İNDİRİM YAPILMAMASI NEDENİ İLE BOZMA

3. Ceza Dairesi         2021/2025 E.  ,  2021/9730 K.

“İçtihat Metni”

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2019 tarih ve 2018/35 – 2019/195 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : Tüm sanıklar yönünden TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1, 62/1, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık … ve müdafii, sanık … ve müdafii, sanık … müdafii, … müdafii, … müdafii duruşmalı inceleme taleplerinin yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/956 – 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece sıfatıyla verdiği
24.04.2017 tarih ve 2015/3 – 2017/3 sayılı kararı ile Dairemizin temyiz incelemesi sonucu vermiş olduğu 14.07.2017 tarihli 2017/1443- 2017/4758 ve 13.11.2019 tarihli 2018/5526 – 2019/6842 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem hizmet ve yapılanması olarak adlandırılan yapılanması, Devletin en kritik ve operasyonel birimlerine sızarak örgüt hesabına yürütülen gizli faaliyetlerde bulunan bir yapı olup, örgüt mensubu sayısı mahrem yapılardan olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde süreç içinde artarak TSK birimlerini yönlendirebilecek ve kontrol altında tutabilecek bir güce kavuşmuştur.
FETÖ/PDY’nin Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatları içerisinde yer alan mensupları bu örgütün “Silahlı Kanadını” oluşturmuştur.
FETÖ/PDY’nin, TSK içerisinde diğer yapılanmalarından farklı bir yapılanmaya gittiği, tamamen hücre tipi, birbirinden habersiz ve bağımsız üniteler oluşturduğu, bu ünitelerin sivil kişilerin sorumluluğunda üst düzey komutanlar (general, albay, yarbay, binbaşı), alt rütbede subaylar (teğmen, üsteğmen, yüzbaşı) ve astsubay gruplarından oluştuğu tespit edilmiştir. FETÖ/PDY, askeri öğrenci olarak TSK’ya yerleştirdiği mensuplarını ikişer üçer kişiden oluşan, birbirinden ayrı ve habersiz hücreler halinde abi olarak tabir ettikleri örgüt üyelerinin sorumluluğuna vermiş, kod adı vererek gerçek isimlerini gizlemiş, bu örgüt üyelerinin, hiçbir hücre diğer bir hücreden haberdar olmayacak şekilde, ayda sadece bir-iki kez örgütün evlerine gitmelerini sağlayarak ya da dışarıda yüz yüze görüşerek deşifre olmalarının önüne geçmeye çalışmıştır. TSK’ya sızan elemanların korunması, orduda tutunabilmesi ve arkadan gelenlerin önünün açılabilmesi için her türlü yol ve yöntemin uygulandığı anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY, örgütsel tüm uygulamalarında olduğu gibi haberleşme yöntemlerinde de gizliliği esas alarak iletişim sağlamaya özen göstermiş ve bu amaçla yüz yüze (buluşma), canlı kurye, kriptolu IP hattı, not ile haberleşme, basın yayın üzerinden talimat verme, sosyal medya, telefon (GSM, operasyonel hat, ankesör, büfe arama), iletişim ve haberleşme programları (ByLock) şeklinde birbirinden farklı iletişim yöntemlerini kullanmıştır. FETÖ/PDY’nin askeri mahrem yapılanmasında, örgütün mahrem sorumlularının sevk ve idaresi altındaki askeri personel ile deşifre olmayı engellemek maksadı ile irtibat kurma yollarından birisinin de; “Kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, iddia bayii ve lokanta gibi işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan sabit (kontörlü/voip) hatlar ile Türk Telekom’a ait ankesörlü telefon hatlar” olduğu tespit edilmiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün “sohbet” olarak adlandırdığı örgütsel toplantıları devam ettirmek için elzem olan askeri personel ile irtibatlarında gizliliğe çok önem verdiği; FETÖ kapsamında yürütülen soruşturmalardaki şüphelilerin hatları ile kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta ve benzeri gibi sair işletmelerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesinde, ardışık arama (yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra), periyodik arama (farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı
dahilinde) ve tek arama şeklinde iletişimin gerçekleştirildiği ve irtibat sağlandığı saptanmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün TSK içerisindeki mahrem yapılanmasında faaliyet yürüten ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan bazı şüpheliler vermiş olduğu ifadelerinde ankesör-sabit hat (büfe-market vb.) aramaları konusunda, özetle; TSK içindeki bir kişinin örgüt adına aranacaksa kontörlü telefonu bulunan büfe, market ve kuruyemişçilerden arandığını, bunun bir tedbir olduğunu beyan etmişlerdir.
Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının bir kısmı ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market ve benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleşmek suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların arama işlemini yaptığı (askeri şahıs tarafından karşı arama yapılmadığı, askeri personelin de çok sık olmamakla birlikte mahrem sorumlusuna ulaşmak istedikleri durumlarda aradığı), sorumlu şahıs tarafından aranan askeri personelin büyük kısmının rütbe, makam ve sınıf olarak genelde denk oldukları, genel olarak her sivil yöneticinin sorumluluğunda birden fazla hücre bulunduğu ve hücrelerin 2-3 asker şahıstan (askeri öğrenci ve/veya muvazzaf personel) oluştuğu, bu asker şahısların da aynı Kuvvete mensup olup aynı rütbede bulundukları (istisnai olarak farklı rütbe ve/veya Kuvvetlere mensup asker şahıslardan bir hücre oluşabildiği, örneğin; sivil sorumlunun astsubaylardan oluşan grubunun yanında astsubaylıktan subaylığa geçen askeri personelle de ilgilenebileceği) tespit edilmiş, tek ankesör ya da sabit hattan (market-büfe-bakkal vb.) farklı asker şahısların aranması, arka arkaya arama (ardışık arama) şeklinde olması durumu da aramanın örgütsel olduğu kanısını güçlendirmiştir.
FETÖ/PDY’nin bir iletişim aracı olarak ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramaların hukuki niteliği konusunda Dairemizin 13.11.2019 tarihli 2018/5526 – 2019/6842 sayılı kararında yapılan açıklamalarda da belirtildiği üzere, ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri çerçevesinde başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesinde ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20. maddesinde koruma altına alınmış olan özel hayata saygıya ve özel hayatın gizliliğine ilişkin hükümler ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının haberleşme hürriyetine ilişkin 22., suç ve cezalara ilişkin esasların düzenlendiği 38., milletlerarası antlaşmaları uygun bulmaya ilişkin 90. maddesi; Ceza Muhakemesi Kanunun iletişimin tespiti ve dinlenilmesi ile kayda alınmasına dair 135., bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevinin düzenlendiği 160., Cumhuriyet savcısının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 161., delillerin ortaya konulması ve reddine dair 206., delillerin takdir yetkisine dair 217., hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlara dair 230., hukuka kesin aykırılık hallerine dair 289. maddeleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Khan/Birleşik Krallık, 12.05.2000, B.No:35394/97, &34; Bykov/Rusya, 10.03.2009, B.No:4378/02, & 90; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya, 25.07.2013, B.No:11082/06, 13772/05, & 700; Leander/İsveç, 26.03.1987,
B.No:9248/81, & 59; A. ve Diğerleri/Birleşik Krallık, 19.02.2009, B.No:3455/05, & 177 kararları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yargılama konusu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilir. Bu manada esas olan, delilin keyfi ve açıkça dayanaktan yoksun olacak şekilde sanık aleyhine kullanılmaksızın, yargılamanın bir bütün olarak adil yapılmasıdır. Delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ulusal mahkemelerin takdirindedir. Bir devletin terörle mücadele etmek için önlem almadan önce, felaketin gelip çatmasını beklemesi mümkün değildir. Herkesin özel yaşamına saygı gösterilmesi hakkına sahip olmasına karşılık; terörle mücadele, terör saldırılarını engellemeye yardımcı olabilecek bilgilerin toplanması, terör şüphelilerinin yakalanıp yargılanması amacıyla özel gözetleme yöntemlerinin kullanması hukuka aykırı değildir.
Suçun işlendiğini gösterir somut olgulara dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması, elde edilen delilin keyfi ve açıkça dayanaktan yoksun olmayıp denetlenebilmesi, kamu düzenini bozan bir eylem olarak işlenen suçun aydınlatılamamasının ve cezasız kalmasının, toplumun dirlik ve düzeninin bozulması sonucunu doğuracağında tereddüt olmaması hususları dikkate alındığında; demokratik kurumlara, hukuk devletine, demokrasiye ve insan haklarına karşı, 15.07.2016 tarihli darbe teşebbüsünü gerçekleştiren, pek çok insanın ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verip bir çok ağır suçu organize şekilde işleyen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, çok büyük bir önem verdiği, silahlı kanadını oluşturan askeri mahrem yapılanmasına yönelik yapılan soruşturmada, şüpheliler ve suç delillerine ulaşılması amacıyla Ankara merkezli ve diğer illlerde Cumhuriyet başsavcılıklarının yasal yetkisine dayanarak hakim kararıyla geçmişe dönük elde ettiği “iletişimin tespiti (HTS)” kayıtlarının, “hukuka uygun bir delil olarak hükme esas alınmasında herhangi bir hukuki isabetsizlik bulunmadığı, yapılan işlemin “demokratik bir ülkede gereklilik” ve “orantılılık” ilkelerine uygun” olduğu, somut olay kapsamında da, kanunda yazılı esas ve usullere göre bu tedbire başvurulmasının “iletişim özgürlüğü” hakkının özünü ortadan kaldırmayacağı kanaatine varılmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının iletişim yöntemi olarak ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar yaptıkları yönündeki tespitlerden sonra, soruşturma makamlarınca başlangıç soruşturması kapsamında ve CMK’nın 160/1 maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yapılan araştırmalar sonucunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının “sohbet” olarak adlandırdıkları örgütsel toplantılara devam etmek için kamuya açık market büfe vb. yerlerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatları özel yöntemlerle kullandıklarının tespit edilmeleri üzerine, CMK. 135/6 maddesi gereğince sabit hat ve ankesörlü hatlara yönelik iletişimin tespiti kararları alınarak uygulamaya konulması, bu cümleden olarak şüpheli kişilerin hatlarıyla kamuya açık, birbirinden bağımsız büfe, market vb. yerlerde kurulu bulunan sabit veya ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesi, üçüncü kişilere ait verilerin ayıklanması ile yapılan analizler sonucunda şüphelilere ulaşılmasında hukuka aykırı yöntemlerin kullanıldığı ileri sürülemeyeceği gibi, ihlal edildiği iddia edilen hakka nazaran kamu güvenliğinin korunması ve suçla mücadele için sağlanan yararın üstünlüğünden de kuşku duyulmaması gerekecektir.
Bu kapsamda dosya incelendiğinde, özellikle 24.12.2018 tarihli Bilirkişi Raporu, HTS Analiz raporu, tanık ifadeleri, sanıkların savunmalarına göre somut olayın;
1-Sanıklar …, …, …, …, …, … … ve … hakkında verilmiş mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Her ne kadar mahkeme tarafından sanık …’ın ardışık aramaya dahil olduğu kabul edilmiş ise de; bu aramanın yukarıda anlatılan kriterlere uymaması, tekil aramalar ve tanık beyanları nazara alındığında sonuca etkili görülmemiştir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalarda alınan ifadelerden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke genelinde olduğu gibi sanığın görev yaptığı Batman ilinde de, askeri mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiğine yönelik kuvvetli suç şüpheleri ile yapılanma içerisinde yer alan sivil mahrem imamların örgütsel faaliyetler kapsamında örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla il genelinde bulunan, kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatları kullandıklarına ilişkin bilgilere ulaşılması üzerine, il genelinde faaliyet yürüten sabit/ankesörlü telefonlara yönelik olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Sulh Ceza Hakimliğinden;
İl Merkezindeki kontörlü telefon ve ankesörlü telefon olarak kullanımda olduğu tespit edilen telefon hatlarına yönelik CMK’nın 135/6. maddesi gereğince iletişimin tespiti kararları alındığı, bu kararlara dayanılarak (HTS) kayıtlarının incelenmesinde (soruşturma konusu suç ile ilgileri bulunmayan üçüncü kişilere ait veriler ayıklanarak);
Ayrıntıları hükme esas alınan 24.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere;
Sanık …’nın… Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0 216 335 60 35 numaralı sabit hattan 1 kez ardışık, 0216 383 22 79 numaralı sabit hattan 1 kez tekil olarak arandığı,
Sanık …’un… Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0 216 335 60 35 numaralı sabit hattan 1 kez ardışık, yine… Büfe’den ve 0216 309 3137 nolu sabit hattan 3 kez de tekil olarak arandığı,
Sanık …’ın… Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0 216 335 60 35 numaralı sabit hattan 1 kez ardışık, yine… Büfe’den ve 0216 640 47 96 nolu hattan 5 kez tekil olarak arandığı,
Sanık …’nın… Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0 216 335 60 35 numaralı sabit hattan 1 kez ardışık, yine… Büfe’den ve 0216 343 27 37, 0216 523 24 72 nolu hatlardan 11 kez tekil olarak arandığı,
Sanık …’ın 0212 419 52 50, 0212 650 97 90, 0212 658 19 33, 0212 955 06 19, 0216 334 00 80, 0216 343 27 37, 0216 383 22 79, 0216 412 03 69 nolu hatlardan 53 kez tekil olarak arandığı,

Sanık …’nın… Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0 216 335 60 35 numaralı sabit hattan 1 kez ardışık, 0216 412 03 69 nolu hattan 2 kez tekil olarak arandığı,
Sanık …’ün… Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0216 335 60 35 nolu sabit hattan 3 kez ardışık olarak, yine… Büfe’den ve 0216 297 72 19, 0216 344 64 15, 0216 412 03 69, 0216 461 92 53, 0216 472 24 37, 0216 505 05 63, 0216 523 24 72, 0216 532 86 85 nolu sabit hatlardan 109 kez tekil olarak arandığı,
Sanık … Gülcan Büfe’ye tahsis edildiği anlaşılan 0216 335 60 35 nolu sabit hattan 1 kez ardışık olarak, yine… Büfe’den ve 0216 412 03 69, 0216 523 24 72, nolu sabit hatlardan 15 kez tekil olarak arandığı,
Tespit edilmiştir.
Sanıklar, aşamalarda alınan savunmalarında, söz konusu aramalara ilişkin makul bir açıklama getirememiştir.
Tüm bu açıklamalar karşısında somut olay irdelendiğinde;
Hukuka uygun olarak elde edilen (HTS) kayıtlarının incelenmesinde, “sanık …’nın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan … … GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (27.07.2013 – 28.10.2013) tarihleri arasında toplam 1 ardışık ve 1 kez tekil, sanık …’un…. GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (08.12.2012 – 22.03.2013) tarihleri arasında toplam 1 ardışık ve 3 kez tekil, sanık …’ın 0….. GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (17.08.2014 – 14.08.2015) tarihleri arasında toplam 1 ardışık ve 5 kez tekil, sanık …’nın …. GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (02.02.2012 – 08.03.2015) tarihleri arasında toplam 1 ardışık ve 11 kez tekil, sanık …’ın …. GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (25.03.2012 – 24.10.2015) tarihleri arasında toplam 53 kez tekil, sanık …’ın 0…. GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (05.01.2013 – 13.01.2013) tarihleri arasında toplam 1 ardışık ve 2 kez tekil, sanık …’ün 0…..GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (30.08.2013 – 27.06.2015) tarihleri arasında toplam 3 ardışık ve 109 kez tekil, sanık …’ın…..GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (17.09.2012 – 30.03.2014) tarihleri arasında toplam 1 ardışık ve 15 kez tekil olarak arandığının”, anlaşılması karşısında, arama sayısı, aramaların ardışık ve periyodik olması, ardışık aranan kişilerin aynı rütbeden olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanıkların farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil oldukları dikkate alındığında, mahkemenin sanıkların örgüt üyesi olduklarına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar …, …, …, … ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve incelenen dosya kapsamı ve delillere göre yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi nazara alındığında TCK’nın 221/4-2. cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı anlaşılan sanık hakkında yargılama sürecinde etkin pişmanlıkta bulunulan aşama da gözetilerek belirlenen cezadan dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken yeterli ve hukuki olmayan gerekçe yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükümlerin CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Büfe/Ankesörlü Sabit Telefon Hatlarıyla İrtibat Kurma Yönteminin Özellikleri

FETÖ kapsamında yürütülen soruşturmalardaki şüphelilerin hatları ile kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesinde;
-Ardışık arama (Yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra),
-Periyodik arama (Farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde),
-Tek arama,
Şeklinde iletişimin gerçekleştirildiği ve irtibat sağlandığı saptanmıştır.
Birim içerisinde sorumlu düzeyde bulunan örgüt mensuplarının, kendilerine bağlı askerlere ait telefon numaralarını, telefonlarına farklı isimler kullanarak veya not kâğıtlarına GSM numaraları üzerinde belirli değişiklikler yaparak kaydettikleri, iletişim kurmak istedikleri zamanlarda ise; kamuya açık ve birbirinden bağımsız market/büfe/lokanta vb. işletmelerde kurulu bulunan kontörlü/voip (sabit) hatlar ile Türk Telekom’a ait ankesörlü telefonları kullanmak suretiyle kendilerine bağlı askerleri aradıkları belirlenmiştir.
Yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sırasında elde edilen bilgilerden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün “Mahrem Yapısı” içerisinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının, kendi sorumlulukları altında bulunan asker şahısların telefon numaralarını, deşifre edilmelerinin önlenmesi ve örgütsel faaliyetlerinin sürdürülebilir olması amacıyla şifreleme metotları kullanarak kaydettikleri de tespit edilmiştir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan ve şu ana kadar tespit edilebilen bazı şifreli kaydetme yöntemlerinin;
1-On (10) Rakamına Tamamlama; Öğrencilerin telefon numaralarını telefona kaydetmek yasak olduğu için normal bir esnafın kartvizitinin arkasına veya herhangi bir kâğıda telefon numaralarının son dört rakamının her biri 10’a tamamlanarak kaydedilir. Yani kayıtlı telefon numarasının son dört rakamının her birini 10 sayısından çıkararak ortaya çıkan rakam yazılır. 10’a tamamlama sistemine örnek vermek gerekirse telefon numarasının son dört rakamı 46 05 ise not kâğıdına yazılan numaranın son dört rakama 64 05 olur. Bir başka örnekte ise telefon numarasının son dört rakamı 43 17 ise kartvizite yazılan numaranın son dört rakamı 67 93 olur.
2-Sondan İkili Rakam Bloklarını Çapraz Yer Değiştirme; Telefon numarasının sondan rakam bloklarının yerlerinin çapraz olarak değiştirilmesi yöntemidir. Örneğin, 0 xxx 345 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx 345 44 62 olarak kaydedilir.
3-Rakam Bloklarını Ters Yazma; Telefon numarasının operatöre ait ilk 3 rakamları sabit kalmak şartıyla geri kalan rakamları ise rakam bloklarının kendi arasında ters yazılarak kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx 345 62 41 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx 543 26 14 olarak kaydedilir.


4-Sondan 4 üncü Rakamı Dört (4) Arttırma; Telefon numarasının sondan dördüncü rakamına dört eklenerek kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx xxx 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx xxx 02 44 olarak kaydedilir.
5-Sondan 2 nci ve 4 üncü Rakamı Yer Değiştirme; Telefon numarasının sondan ikinci ve dördüncü rakamlarının yerlerinin değiştirilerek kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx xxx 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx xxx 42 64 olarak kaydedilir.
6-Telefon Numarasını Oluşturan Rakamlara Bir Ekleme Bir Çıkarma; Telefon numarasını oluşturan rakamlara soldan başlayarak sırasıyla bir ekleme bir çıkarma yapılarak kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx 444 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx 535 53 35 olarak kaydedilir.
7-Telefon Numarasını Oluşturan Rakamları Kredi Kartı Numarasına Benzetme; Telefon numarasını oluşturan rakamlarının başına, sonuna rakamlar ekleyerek veya 16 haneli kredi kartı numarası şeklinde kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx 444 62 44 telefon numarası 5410 xxx4 4462 4454 olarak kaydedilir.
8-Telefon Numarasını Oluşturan Rakamları Servis Sağlayıcı Operatör Kodunun İl Alan Koduna Değiştirme; Operatör kodunun herhangi veya faaliyet gösterdiği il kodu şeklinde kaydedilmesidir. Örneğin, 0 505 xxx xx xx numaralı telefon kaydedilirken 0 312 xxx xx xx olarak kaydedilir.
9-99’a Tamamlama; Aranacak telefon numaraları doğrudan olarak değil son iki hanesini 99 ‘a tamamlama yöntemiyle aranmasıdır. Örneğin 5XX 123 45 67 numarasının 5XX 123 45 32 şeklinde yazılması.
-100’e Tamamlama; Aranacak telefon numaraları doğrudan olarak değil son iki hanesini 100’e tamamlama yöntemiyle aranmasıdır. Örneğin 5XX 123 45 67 numarasının 5XX 123 45 33 şeklinde yazılması.
10-Çaprazlama metodu; Aranacak telefon numaraları doğrudan olarak değil son dört hanesinin ikili gruplar halinde kendi içinde çaprazlama yöntemiyle aranmasıdır. Örneğin 5XX 123 45 67 numarasının 5XX 123 76 54 şeklinde yazılması,
Şeklinde olduğu saptanmıştır.
Mahrem İmamların; kendilerine bağlı muvazzaf askerlerin(öğrenci) telefon numaralarını ajandalarına kaydederken yukarıda açıklamaları verilen örnek şifreleme yöntemlerini kullanmakla birlikte; “bazı Mahrem İmamların arama yapmadan önce numaralara baktığında şifreleme yaptığını unutarak/kasten yazılı olan şifreli numarayı aradığı, daha sonra yanlış numara çevirdiğini fark ederek/kasten asker şahsı tekrar gerçek numarasından aradıkları da” sıklıkla gözlemlenmiştir.
Kolluk birimlerinin yapmış olduğu çalışmalar ve soruşturmalarda alınan ifadelerden;
“Mahrem imamların belirledikleri periyodik zaman diliminde grubunda bulunan askeri personelle sohbet adı altında örgütsel toplantıları düzenledikleri, bir sonraki toplantının yerinin-zamanının ve saatinin yapılan bu toplantılarda yüz yüze görüşülerek belirlendiği, toplantı günü ve saatinde değişiklik veya farklı bir gelişme olduğu zaman mahrem imam tarafından sabit hatlardan(ankesör-büfe-market vb.) askeri personelin cep telefonu aranmak suretiyle irtibatın gerçekleştirildiği, mahrem imam tarafından gerçekleştirilen bu görüşmelerin genellikle çok kısa tutulduğu ve şifreli olarak anlatılmak istenilenin söylendiği, bu telefon görüşmelerinin kısa tutulmasının sebebinin mahrem imamın ve sabit hatlardan aranan askeri personelin deşifre olmasını engellemek olduğu, askeri personelle mümkün olduğu kadar sabit hatlardan az irtibat kurulmaya özen gösterildiği, askeri personelin çok aranmasının o personelle ilgili bir sıkıntının yani toplantılara gelmeme, terör örgütü ile irtibatını koparmaya çalışma gibi etkenlere işaret ettiği, mahrem imam tarafından sürekli arama yapılarak askeri personelin ikna edilmeye çalışıldığı, askeri personelin az aranmasının ise o personelin toplantılara düzenli geldiğinin, gerçekleştirilen toplantılarda yüz yüze alınan kararlar sonucunda bir sonraki toplantıya düzenli katıldığının göstergesi olduğu, katalog evlilik yapan askeri personelin eşleri ile toplantılara katıldıkları örgüt imamlarının eşlerinin askeri personelin eşleri ile ilgilendikleri, bu şekilde mahrem imamlarca yapılan görüşmelerin 2017 yılına kadar devam ettiği, bu tarihten sonra sabit hatlardan askeri personelin aranmamasına dikkat edildiği, bunun sebebinin ise yapılan örgütsel faaliyetin deşifre olması ve mahrem imamların takip edilmesinden korku duyulmasından kaynaklı olduğu, bu süreçten sonra askeri personel ile görüşme yapılmak istenildiği zaman; lojmanlarda oturmayan ve FETÖ Terör Örgütü içerisinde faaliyet gösteren askeri personelin evlerine gidilerek irtibat kurulduğu ya da asker şahsın mahrem imamın evine gitmesi şeklinde irtibat kurulmaya çalışıldığı, subay, astsubay veya askeri öğrenciler ile ilgilenen mahrem imamların birbirinden farklı olduğu, örneğin subay ve astsubayların aynı grup içerisine dâhil edilmediği”,
Anlaşılmıştır.
Sonuç olarak;
Yukarıda izah edilen açıklamalar, olgular ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda alınan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının çok az kısmına kriptolu haberleşme programı Bylock, Eagle vb. gibi programlar yüklediği, geri kalan mensupları ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market vb benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleştikleri, örgütsel irtibatta asıl olan iletişim metodunun yüz yüze görüşme olduğu ve bir sonraki görüşmenin tarih ve yerinin bu esnada belirlendiği, bu mümkün olmaz ise tedbir anlamında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan (market-büfe-bakkal vb.) aranmak (GEZEREK) suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların ARAMA işlemini yaptığı (askeri şahıs tarafından karşı arama yapılmadığı, askeri personelin de çok sık olmamakla birlikte mahrem sorumlusuna ulaşmak istedikleri durumlarda aradığı), sorumlu şahıs tarafından aranan askeri personelin büyük kısmının rütbe/makam olarak genelde denk olduklarının tespit edildiği (Örneğin; aranan Astsubay ise ardışık aranan kişide Astsubay, Subay ise ardışık aranan da Subay gibi), aynı şekilde kuvvetlerinde denk olduğu (Örneğin; aranan jandarma ise ardışık Jandarma, aranan KKK personeli ise ardışık KKK personelinin arandığı gibi), genel olarak her sivil yöneticinin sorumluluğunda birden fazla hücre bulunduğu ve hücrelerin 2-3 asker şahıstan (askeri öğrenci ve/veya muvazzaf personel) oluştuğu, bu asker şahısların da aynı Kuvvete mensup olup aynı rütbede bulundukları (istisnai olarak farklı rütbe ve/veya Kuvvetlere mensup asker şahıslardan bir hücre oluşabildiği, örneğin; sivil sorumlunun astsubaylardan oluşan grubunun yanında astsubaylıktan subaylığa geçen askeri personelle de ilgilenebileceği), tek ankesör ya da sabit hattan (market-büfe-bakkal vb.) farklı asker şahısların aranmasının; arka arkaya arama (ARDIŞIK ARAMA) şeklinde olması durumunda, aramanın örgütsel olduğu kanısını güçlendirdiği, ayrıca aynı ankesör/sabit (büfe-market vb.) hattan arka arkaya (ARDIŞIK) arama yapılmasının; mahrem sorumlu şahsın tedbirsizliği ve işin kolayına kaçmasından kaynaklandığı, daha çok gizliliğe uymayan MAHREM İMAMLAR tarafından yapıldığı, aramaların kısa olmasının nedeninin ise askeri personelin daha önceden yeri ve zamanı kararlaştırılan görüşmeye gelinmemesi gerektiği veya gelip gelemeyeceğinin teyit edilmesi ya da görüşmeye gelmeyen kişiye gelecek görüşme yer ve zamanının bildirilmesi veya daha önceden kararlaştırılan yer/tarihin değişmesinden dolayı yapılan aramalar olmasından kaynaklı olduğu, aramaların genellikle mesai saatleri dışında yapıldığı, sorumlu şahsın, askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasının amaçlandığı, genellikle on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez iletişime geçilerek buluşmalar/toplantıların gerçekleştirildiği, bu görüşmede bir sonraki buluşma tarihinin kararlaştırıldığı, bir aksaklık olmadığı müddetçe yeniden bir aramaya ihtiyaç duyulmadığı, bazen mahrem sorumlu tarafından, sorumlu bulunan gruplarla ilgili grup içerisinde bulunan tek şahsın arandığı ve bu şahıstan gruptaki diğer şahsa veya şahıslara bilgi vermesini istediği, aramanın sadece büfe, lokanta, market vs. kontörlü arama yapılabilen yerler olmadığı, ayrıca ankesörlü telefonlar ile kontörü olmadığından bahisle rica yolu ile işyerlerinde mevcut sabit hattan da arama işlemi yapılabildiği, genel olarak yüzbaşı ve üstü rütbedeki subaylarda, “birebir sorumluluk” esasının geçerli olmasından dolayı birden fazla asker şahsın oluşturduğu hücre sisteminin tercih edilmediği, mahrem yapı sorumlusunun kural olarak sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğu, istisnai olarak sözde TSK Yapılanmasının bölge esaslı teşkilatlanması nedeniyle yakın ilde bulunan hatlarla da iletişim kurulabildiği, mahrem yapı sorumlusunun sorumlu olduğu örgüt mensubu asker şahısları aramasından sonra belirlenen buluşma yerinde aranılan hatların takılı bulunduğu cihazların götürülmemesi veya götürülse bile kapatılmasına yönelik tedbir uygulanmaya çalışıldığı, ancak istisnai durumların olabileceği, bu tedbirin ortak yer baz istasyonundan sinyal verilmesini ve/veya dinleme yapılmasını önleme amaçlı olduğu, daha önceden kararlaştırılan noktaya gelinmediği takdirde ya da mahrem imam il dışında ise ve periyodik zamanlarla bir araya geliniyorsa (2 haftada bir Cumartesi gibi) bir gün önce mahrem imamın arayarak çağrı bıraktığı, arama işlemi sonrasında gizlilik (son aradığı numaranın telefon hafızasında kalmasını önlemek) ve sözde tedbir amaçlı olarak ilgisiz rastgele numaraların çevrildiği, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışıldığı, sivil yönetici unsurun sorumlusu olduğu asker şahsın numarasının son iki rakamını kendi telefon rehberinde “10”, “100” veya “99” rakamına tamamlayacak şekilde kayıt etmesinin en fazla başvurulan tedbir yöntemlerinden biri olduğu, bu nedenle yanlışlıkla numaraların şifrelenmiş haliyle yapılan aramaların da gerçekleşebildiği, yapılanmada her yönetici sivil unsurun deşifre olmamak amacıyla kendi tedbir ve iletişim metodunu kendisinin belirlediği, (Bu metotlardan birisine örnek vermek gerekirse kısa süreli arama, cevapsız çağrı bırakma, aynı hattan parça parça kısa süreli arama vb.), mahrem yapı içerisindeki irtibatın ve şifreleme tekniğinin deşifre olmaması amacıyla çok sayıda şifreleme tekniğinin kullanıldığı,
Belirlenmekle;
Günümüzde iletişim aracı olarak cep telefonlarının kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun ve kabul edilen bir gerçek olmasına karşın, kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatlar üzerinden asker şahıslarla GEZEREK ya da ARDIŞIK şeklinde yapılan aramaların; örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün MAHREM İMAMLARI tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği, sonucuna varılmıştır.

SD Kart Kodlama Harfi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarihinde ele geçirdiği micro SD kartta Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiği ve personelin;

  • Örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı,
  • Örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı,
  • Örgüt mensubu değilse örgüte bakış açısı, sosyal hayattaki tavru, yaşam tarzı,
  • Örgüt mensubu olsun olmasın bazı personelin özel ve meslek hayatındaki ilişkin kişi özelinde hazırlanış açıklamaların yer aldığı ve örgüt perspektifiyle çeşitli sistematik kodların verdiği tespit edilmiş.

Ele geçirilen bu dijital veri içerisinde “Tüm Liste, Güncel Liste ve Tüm Emekli” isimli tablolar vardır. Her personele bu tabloda amir ve memur olarak sınıflara ayrılmış ve A4, A5, B4, B5, SAY, EA, AD, F vb harf ve rakam kodlarıyla yaklaşık 80 kategoriye ayrılmıştır.

0Hakkında bilgi olmayan personeli ifade ettiği,
2Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademide FETÖ mensubu olmayan, Cuma namazlarını kılan kişileri ifade ettiği,
3Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademide FETŐ mensubiyeti olan ancak örgüte bağlılığı alt seviyede olan kişileri ifade ettiği,
4Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademideki FETÖ bağlılığı orta düzey olan kişiyi ifade ettiği,
5Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademideki FETÖ bağlılığı en üst olan kişiyi ifade ettiği.
?Hakkında kanaat yazılamamış EGM personelini ifade ettiği.
AFETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişileri ifade ettiği, (Normalde A’nın yanına rakam yazıldığı, ancak burada eksik yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.)
A?FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan ancak A4 veya A5 derecesine karar verilememiş kişiyi ifade ettiği,
A4FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade ettiği,
A4?FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan ancak A5 ile A4 arasında kararsız kalınmış kişileri ifade ettiği,
A5FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği,
A5?FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan ancak A5 ile A4 arasında kararsız kalınmış kişileri ifade ettiği,
AÇIKTAFETÖ mensubu veya örgüt tarafından ilgilenilen, yani DİL seviyesinde bulunan personelin görevden uzaklaştırma durumunu belirtmek üzere yazıldığı değerlendirilmiştir.
ADEmniyet içindeki FETO yapılanmasının etki alanı dışındaki kişileri tanımlar.
AD-GAEmniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişilerden; gammazlama yapan, aleyhte çalışan kişileri ifade ettiği,
AKTFETO mensubu personelin örgütten uzaklaşıp tekrar FETÖ’ye döndüğünü belirten ve örgüt üyeleri için kullanılan bir kod olarak değerlendirilmiştir. (Bazen de FETŐ mensubu personelin abiler arasındaki nakil durumunu belirttiği değerlendirilmiştir.)
BFETO mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan veya zaafı olan kişileri ifade ettiği, (Normalde B’nin yanına rakam yazıldığı, ancak burada eksik yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.)
B4FETO mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan veya zaafı olan kişileri ifade ettiği,
B5FETO mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan kişileri ifade ettiği.
B5?B4 ile B5 arasında kararsız kalınmış kişiyi ifade ettiği.
CGeçmişte FETŐ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişileri ifade ettiği, (17-25 Aralık sürecinden vareste olduğu değerlendirilmiştir.)
C?Örgütten kopup kopmadığı tam tespit edilemeyen kişiyi ifade ettiği,
CAGeçmişte FETŐ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya en yakın olan kişileri ifade ettiği,
CAKTFETŐ mensubu iken örgütten kopan, daha sonra tekrar örgüte kazandırılarak aktarımı yapılan kişiyi ifade ettiği,
CBGeçmişte FETŐ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya ikinci derecede yakın olan kişileri ifade ettiği,
CCGeçmişte FETÖ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya üçüncü derecede yakın olan kişileri ifade ettiği,
CDGeçmişte FETÖ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın olan kişileri ifade ettiği,
CDE-CDPYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
CEGeçmişte FETÖ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya beşinci derecede yakın olan kişileri ifade ettiği,
CFC sınıflandırmasının normalde CE ye kadar olduğu, burada yanlış yazılmış veya örgüte tekrar katılım noktasında CE konumundaki kişilerden daha uzakta olan kişileri ifade etmek için kullanılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
DADaha önce örgüt derslerine gelip gitmiş olanlardan küsüp ayrılarak FETŐ aleyhinde çatışan, zarar vermek için konuşan kişileri ifade ettiği,
DevirFETÖ mensuplarından tayin/okul bitirme döneminde devredilen personeli ifade ettiği.
Devir OlmadıKişinin FETÖ mensubu olduğunu gösteren kavramlardan biri olarak FETÖ mensubunun ‘cemaat’ abilerine devredilmesiyle alakalı olduğu,
Devir OlmayacakKişinin FETÖ mensubu olduğunu gösteren kavramlardan biri olarak FETÖ mensubunun ‘cemaat’ abilerine devredilmesiyle alakalı olduğu,
Devir?FETÖ mensuplarından tayin/okul bitirme döneminde devredilmesi sorulan kişileri ifade ettiği,
DışAlan dışı, FETÖ yapılanmasının içinde değil anlamında olduğu,
Dil-Dil1Emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, (Bu kodun kendi arasında DİL1, DİL2, DİL3 olarak kategorilendirildiği görülmüş, kazanılmaya en yakın olanın DİL3 koduyla ifade edildiği değerlendirilmiştir.)
Dil2-Dil3Emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, (Bu kodun kendi arasında DİL1, DİL2, DİL3 olarak kategorilendirildiği görülmüş, kazanılmaya en yakın olanın DİL3 koduyla ifade edildiği değerlendirilmiştir.)
DPDaha önce örgüt derslerine gelip gitmiş olanlardan küsüp ayrılarak FETÖ’ye ters bakan ancak örgüte karşı eylemsiz olan kişileri ifade ettiği,
DCYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
EFarklı hayat görüşünden olan, işini iyi takip eden ve hayatının hiçbir döneminde FETÖ ile ilgisi olmayan kişileri ifade ettiği,
EAFETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği,
EAVEA düzeyinin üstünde olup sivil abi olmadığında ders yaptıran vekil konumunda örgüt mensubunu ifade ettiği,
EBLEhlibeyt, FETÖ mensubu olmayan, alevi mezhebinden olan kişiyi ifade ettiği,
EDL-EDEhli dünya, FETÖ mensubu olmayan, dünya hayatıyla haşir neşir kişiyi ifade ettiği,
EDL-GAEhli dünyalardan gammazcı olan kişiyi ifade ettiği,
EMLYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
F1-F2-F3-F4Farklı hayat görüşünden olan, hayatının hiçbir döneminde FETŐ ile bağlantısı olmamış, FETÖ tarafından zararlı görülen, örgüte zarar verebileceği düşünülen kişileri ifade ettiği,
F4-F5-F6Farklı hayat görüşünden olan, hayatının hiçbir döneminde FETŐ ile bağlantısı olmamış, FETÖ tarafından zararlı görülen, örgüte zarar verebileceği düşünülen kişileri ifade ettiği,
GHerhangi bir örgütle bağlantısı olmayan ancak dini vecibelerini yerine getiren güzel insan anlamında kullanıldığı,
GAFETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensuplarını bilip onları amirlerine ifşa eden, gammazlama yapan, aleyhte çalışan kişileri ifade ettiği,
GMMLYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
HataYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
İ, İA, İB, İCFETÖ mensubu olmayan ancak örgüte kazandırılmak için ilgilenilen kişileri ifade ettiği, (kazanılmaya en yakın olanın İA koduyla ifade edildiği değerlendirilmiştir.)
İHLİmam Hatip mezunu ancak FETÖ mensubu olmayan kişileri ifade ettiği.
MAmirlerde farklı cemaatlere müntesip kişileri ifade ettiği,
Menfi-MMLFETÖ tarafından kötü görülen, zarar verebileceği düşünülen kişileri ifade ettiği,
MNL-MNYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
MNMLFETÖ mensubu olmayan ancak başka cemaatlere müntesip kişileri ifade ettiği
MNML-MMLFETÖ mensubu olmayan ancak başka cemaatlerce müntesip kişilerden menfi görülenleri ifade ettiği,
SSüreçle alakalı bir kod olarak tek başına bir anlam ifade etmediği değerlendirilmiştir.
SAKT17-25 sürecinden etkilenmiş ancak tekrar örgüte aktarına hazır hale gelmiş kişileri ifade ettiği,
SAYFETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu ifade ettiği,
SAY?SAYA ile SAYV arasında kalınan değerlendirmeyi ifade ettiği,
SAYAFETÖ mensubu olup “gassalın elindeki meyyit” olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını ifade ettiği,
SAYVFETÖ mensubu olup “gassalın elindeki meyyit” olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve sohbet hocalığı yapan polis memurlarını ifade ettiği,
SC17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrar kazanılması ile ilgili bir kodlama olarak değerlendirilmiştir.
SCA17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya yakın olan kişileri ifade ettiği,
SCB17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya ikinci derecede yakın kişileri ifade ettiği,
SCC17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya üçüncü derecede yakın kişileri ifade ettiği,
SCD17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın kişilerdir. Kazanılması zor olan kişidir.
SCD-GA17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın kişilerden gammazcı olan kazanılması zor olan kişileri ifade ettiği,
SCDAYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SCEYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SCPYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SDAYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SDCYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SDEYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SDİL3DİL kodunun Emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, (Bu kodun kendi arasında DİL1, DİL2 ve DİL3 olarak kategorilendirildiği görülmüş, kazanıImaya en yakın olanın DİL3 koduyla ifade edildiği ancak burada yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
SDPYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SEASüreçten etkilenmiş EA sınıfı personeli ifade ettiği, (17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişileri ifade ettiği değerlendirilmiştir.)
SGAYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SLM-SMYazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
SMLFETÖ mensubu olmayan potansiyel ilgilenilecek kişileri ifade ettiği,
SÖZFETÖCÜ olmayan ve şu anda bir kategori olarak kullanılmayan ancak daha önceki yıllarda örgüt içerisinde DİL3 ile EA arasındaki bir kategoride tasniflenen kişileri ifade ettiği,
SSAY, SSAYA17-25 sürecinden etkilenerek FETÖ’den ayrılmış, yukarıda açıklanan SAY sınıfından olan kişileri ifade ettiği,
SSAYV17-25 sürecinden etkilenerek FETÖ’den ayrılmış, yukarıda açıklanan SAY sınıfından olan kişileri ifade ettiği,
SVHT, VHTSüreçle alakalı bir kod olduğu veya yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
TMLYanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.
XDİL3Yazım yanlışı olabileceği ancak DİL3 kodunun FETÖ mensubu olmayan ancak kazanılmaya yakın kişileri ifade etmek için kullanıldığı değerlendirilmiştir.
ZARARLIFETÖ mensubu olmayan ve örgüte zararı dokunabilecek kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
ZRRFETÖ mensubu olmayan ve örgüte zararı dokunabilecek kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
YOMemurluktan geçme Amir personeli ifade ettiği,
YURTDIŞI, YDYurtdışında görevli personeli ifade ettiği,
YOKHakkında bilgi olmayan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir.
Whatsapp ile ulaşın bize
Whatsapp'a gönder
Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!