YAKALAMA NEDİR?

Yakalama, suç şüphesi altında olan kişilerin özgürlüklerinin, henüz bir yargıç tarafından verilmiş tutuklama kararı olmadan önce sınırlandırılmasıdır.
Yakalama da öteki ceza yargılaması önlemleri gibi, ceza yargılamasının ve yargılama önlemlerinin amacına sahiptir. Ayrıca yakalama tutuklamayı mümkün kılmak için başvurulan bir önlem olduğundan, bununla yakın ilgisi vardır ve bunun aracı durumundadır. Yakalama yargıç kararına dayanmadığından, gerek Anayasada gerek yasada çok sıkı koşullara tabi tutulmuştur. Anayasa, yakalamanın ancak suçüstü durumlarında ve gecikmesinde tehlike olan durumlarda mümkün olduğunu belirtmiştir. Zaten yakalama kavramı suçüstü kavramı ile iç içe bir kavramdır, çünkü yakalama dendiği zaman suçüstü akla gelir. Bunun bir sonucu olarak, öteki yargılama önlemlerinde görülmeyen bir durum yakalama bakımından ortaya çıkar. Bu da kişilerin de bu önlemi uygulayabilmeleri, yani suç şüphesi içinde olan kişileri yakalayabilmeleridir. Bir başka deyişle, suçüstü durumlarda kişiler de şüphelileri
Yakalayabileceklerdir. Yakalamada yargıç kararı olmadığından, yakalanan kişinin durumu güvenceli değildir. Yakalanan kişi gözaltına (nezaret) alınır. Bu, kişinin kolluğun gözetim ve denetimi altında bulunması demektir. Gerek Anayasalar ve gerek yasalar, kişilerin özgürlüklerinin yargıç kararıyla sınırlandırılmasını, kısıtlanmasını temel ilke olarak benimsediklerinden, gözaltında tutulma süreleri daima kısa tutulmuş ve yakalanmış kişilerin en kısa sürede yargıç önüne çıkarılmaları gereği düzenlenmiştir. Hatta denebilir ki, bir hukuk düzeninde yakalanan kişilerin gözaltında tutulma sürelerinin kısa ya da uzun oluşuna göre, bu devlette kişilerin hak ve özgürlüklerine verilen değer anlaşılır. Yakalanan kişi yargıç önüne çıkarıldığında, yargıç bu kişinin ya tutuklanmasına ya da salıverilmesine karar
verir.

YURTDIŞINA ÇIKMA YASAĞI NEDİR?

Yurt dışına çıkma yasağı, CMK ile getirilen adli kontrol kurumu içinde mütalaa edilmiştir. Hakim ya da mahkeme, hakkında tutuklama koşulları ve nedenleri gerçekleşmiş olan şüpheli ya da sanıklar hakkında adli kontrol kararı verebilmektedir. Bu yetkiyi savcı kullanamaz, çünkü yasada bu konuda yetkilendirilmemiştir. Yurt dışı yasağı da adli kontrol önleminin türlerinden biridir ve bu rejime tabidir. Yurt dışı yasağı incelenirken Pasaport Yasasının üzerinde durulmalıdır. Bu yasada, yurtdışına çıkmaları mahkemelerce yasaklananlara pasaport verilmeyeceği belirtilmektedir. CMK, Pasaport Yasasının ilgili maddesini yürürlükten kaldırmamıştır. Bu nedenle CMK ile Pasaport Yasası birlikte uygulanmalıdır. Bu durumda, Hakim ya da mahkeme yurtdışına çıkma önlemine adli
kontrol kapsamında karar verdiğinde, sonuç bir müzekkere ile kolluk makamlarına bildirilmeli, bu kişiye pasaport verilmemeli ya da daha önce almış olduğu pasaporta el konulmalıdır. Yurt dışına çıkma yasağına ilişkin kayıtlar bugün bilgisayar düzeninde tutulmaktadır. Bunun sonucu olarak bu yasaklar bilgisayara işlenmektedir. Yasak kaldırıldığında, bu kayıtların polis tarafından tutulan bilgisayar kayıtlarından düşülmesi şarttır. Bu konuda uygulamada bazen aksaklıklar yaşanmaktadır.

ADLİ KONTROL NE DEMEKTİR?

Adli kontrol, CMK’nın getirdiği bir kurumdur; niteliği açısından bir yargılama önlemidir. Temel amacı, tutuklamanın ağır sonuçlarını ortadan kaldırmaktır.
Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Adli kontrol, ceza yargılaması hukukumuza yeni giren bir kurumdur. Bu kurumun hukuki niteliği, tutuklamanın bir türevi olmasıdır. Bunun anlamı şudur: Tutuklamanın koşullarının ve nedenlerinin gerçekleştiği hallerde, yargıç tutuklama kararı vermeyecek, fakat sanığın adli kontrol altına alınmasına karar verecektir. Adli kontrol, sanığın yasada sıralanan yükümlülüklerden birine ya da birden çoğuna (yurt dışına çıkma yasağı; yargıcın belirleyeceği yerlere, belirli zamanlarda başvurmak v.b.) tabi tutulmasıdır.
Maddede, bu kararı verecek olan yargıca geniş bir skala içinde seçenekler sunulmuştur. Yargıç, olayın oluşu, sanığa yüklenen suç ve delilleri gibi hususları dikkate alarak, adli kontrol kararında sanığın tabi olacağı yükümlülük/yükümlülükleri belirtecektir.
Adli kontrol kapsamındaki yükümlülükleri yargıç değiştirmek hakkına sahiptir. Önemli olan husus, bu yükümlülükler altına konulan sanığın yargılamada gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olması ve sonuçta verilecek olan hükmün kağıt üzerinde kalmasını önlemektir.
Dikkat edilmek gerekir ki, adli kontrol altına alınan sanık, kendisine yüklenen yükümlülükleri gereği gibi, eksiksiz olarak yerine getirmediği takdirde, yargıç bu
kararın geri alınmasına ve sanığın tutuklanmasına karar verecektir.

TUTUKLAMA (TUTUKLULUK) SÜREYLE SINIRLI MIDIR?

Bu konuda ilk söylenmesi gereken husus şudur:
Tutukluluk süresinden söz edildiği zaman, şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmiş, kişi hakkında tutuklama kararı uygulanmış ve bir tutukevine konulmuş
olması söz konusudur. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafinin görüşleri alındıktan sonra verilir. Ancak millet ve devlete karşı suçlarda, devletin güvenliğine karşı suçlarda, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarda, milli savunmaya karşı suçlarda, devlet sırlarına karşı suçlar ile casuslukta,
tutukluluk süresi soruşturma evresinde, en çok bir yıl altı aydır. Bu sure, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

TUTUKLAMANIN TEMEL İLKELERİ NELERDİR?

Tutuklamanın temel şartı, kişinin suçu işlediği konusunda kuvvetli suç şüphesinin varlığıdır. Suç şüphesinin kuvvetini deliller belirler. Deliller ne denli güçlü olursa, suç şüphesi de o kadar güçlü olur. Bu husus her olayın özelliğine göre değişir.
Tutuklama kararı için CMK’da belirli nedenler öngörülmüştür. Bunlar, kaçma şüphesi ve delilleri karartma (delile ulaşmayı önleme ya da delili bozma) olarak belirtilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için CMK’da belirli suçlar sayılmıştır. Bunlara “katalog suçlar” denilir. Katalog aslında yasada sayılan suçların listesidir. Bu suçların varlığı halinde, kaçma şüphesi var sayılır. Bu listede yer alan suçlar önemli suçlardır, çünkü bu suçların cezaları ağırdır.

TUTUKLAMA KARARINI KİM VERİR?

Tutuklama kararını Hakim verir. Bunun istisnası yoktur. Bu Hakim soruşturma aşamasında(kamu davası açılmadan önceki evre) Sul Ceza Hakimidir.
Son soruşturmada tutuklama kararını mahkeme verir. Mahkeme Asliye Ceza mahkemesi ise, yargıç bu mahkemede görev yapan Hakimdir.
Son soruşturma bir Ağır Ceza Mahkemesinde (ACM) yapılıyorsa, kararı mahkeme verir. ACM, bir başkan iki üyeden kuruludur. Tutuklama kararı bu mahkemede oy birliğiyle verilebileceği gibi, oy çokluğuyla da verilebilir.
Kanun yolu aşamasında istinaf ya da temyiz kanun yolunda, istinaf yargılaması Bölge Adliye Mahkemesinde yapıldığı için bu mahkemece verilir. Tutuklama kararı
bu mahkemede oybirliğiyle verilebileceği gibi, oy çokluğuyla da verilebilir.
Temyiz yargılaması Yargıtayda yapılır. Dosyanın incelendiği dairede (Yargıtayın bölümleri böyle anılır) yukarıdaki ilkeye göre verilir.

Bank Asya Katılım hesabı açma tarihlerinin örgüt üyelerinin talimat dönemine denk gelmemesi nedeni YARGITAY bozması

16. Ceza Dairesi         2019/6442 E.  ,  2021/4575 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne yardım etme
Hüküm : TCK’nın 314/3 ve 220/7-1 cümlesi yollamasıyla
TCK’nın 314/2, 220/7-2 cümlesi, 3713 sayılı
Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 63 maddeleri uyarınca
mahkumiyetine dair hüküm

Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;

Okumaya devam et “Bank Asya Katılım hesabı açma tarihlerinin örgüt üyelerinin talimat dönemine denk gelmemesi nedeni YARGITAY bozması”

“rutin bankacılık işlemi olan hareketlerin suç olarak kabul edilemeyeceği nedeni ile bozma” Bursa Bölge Adliye Mahkemesi

BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bursa 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/1055
Karar Yıl/No: 2020/606
Karar tarihi: 16.06.2020

YARGILAMAYA KONU İDDİA:

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 24/10/2018 tarih ve 2018/84292 soruşturma, 2018/26247 esas sayılı iddianamesi ile, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2, 53, 58/9 ve 3713 sayılı kanun 5/1. maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

Okumaya devam et ““rutin bankacılık işlemi olan hareketlerin suç olarak kabul edilemeyeceği nedeni ile bozma” Bursa Bölge Adliye Mahkemesi”

TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM ALT SINIRDAN UZAKLAŞARAK CEZA TAYİNİ NEDENİ İLE BOZMA

3. Ceza Dairesi         2021/7902 E.  ,  2021/9767 K.

“İçtihat Metni”



İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK’nın 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 62, 53,
58/9 maddesi delaleti ile 58/6, 63. maddeleri uyarınca
hükmedilen hapis cezası
Temyiz edenler : Sanık ve müdafii

Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi bağlamında sanığın örgüt yapılanmasındaki konumu, örgütte kaldığı süre, faaliyetlerinin mahiyet, yoğunluluk ve çeşitliliği meydana gelen zarar ve tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak, fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken,
Bank Asya nezdindeki mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden teşdinin derecesinde yanılgıya düşülecek dosyaya özgülenmemiş yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
2- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 58/6 maddesinin yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

marsbahis marsbahis - marsbahis giriş casibom marsbahis - marsbahis giriş
Whatsapp ile ulaşın bize
Whatsapp'a gönder

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!