YARDIM FAZLA CEZA TAYİNİ NEDENİ İLE BOZMA

16. Ceza Dairesi         2020/1522 E.  ,  2021/2664 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
Hüküm : 1- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında ayrı ayrı; Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına,
2- Sanık … hakkında; TCK’nın 314/3, 220/7, 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,
3-Sanık … hakkında; TCK’nın 314/3, 220/7, 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,

4-Sanıklar …, … ve … hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,
5-Sanık … hakkında; Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat


Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Yargıtay bozma ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesine dosyanın gönderilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğrudan Yargıtay ilgili ceza dairesine temyiz incelemesi için gönderilmesi gerekirken, hükümde istinaf kanun yolunun gösterilmesi nedeniyle tarafların yanıltılması sebebiyle bir kısım sanıklar müdafileri tarafından kararın istinaf edildiğine ilişkin dilekçeler verilmiş ise de; kanun yolunun yanlış gösterilmesi nedeniyle yanlış mercie verilen dilekçelerin tarafların haklarını haleldar etmeyeceği ve temyiz kanun yolunu değiştirmeyeceği nazara alındığında, söz konusu dilekçelerin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile süresinde olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası atılı suçlardan kurulan hükümlerin tamamının CMK’nın 307/3 maddesi uyarınca doğrudan temyiz incelemesine tabi olduğu, bunun dışında İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında “Ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin karar ise Yargıtay incelemesinden geçmeksizin ilk defa İlk Derece Mahkemesince verilmesi karşısında CMK’nın 286/2-h madde ve fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığı ve bu nedenle “Ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin hükmün de temyizi kabil olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I-) Katılanlar T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ile TBMM Başkanlığı vekilinin sanıklar …, … hakkında Silahlı terör örgütüne
yardım etme; sanıklar …, … ile … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile; sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme ve Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarının niteliği itibariyle, anılan suçlardan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve dolayısıyla hükmü temyiz etme hakları bulunmayan katılan vekillerinin temyiz itirazlarının CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
II-) Sanıklar …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
III-) Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ile katılan TBMM Başkanlığı vekilinin sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar … ve … ile Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine karar verilen …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün VI. fıkrasındaki ‘Ceza Verilmesine Yer Olmadığına’ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ‘Sanıkların Ayrı Ayrı Beraatlerine’ ibaresi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-)Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ile katılan TBMM Başkanlığı vekilinin sanık … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli emanetin 2017/3277 sırasında kayıtlı “Mühürlü delil zarfında …’dan ele geçirilen (6) adet 1 ABD Dolar “dan ibaret eşyanın sanığa teslimine karar verilirken uygulama maddesi olarak müsadereyi düzenleyen TCK’nın 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki hükmün VIII. fıkrasındaki ‘TCK’nın 54. Maddesi gereğince’ ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
V-) Sanıklar … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve
tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran, örgütün amacına hizmet eden ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1-) Darbe girişiminden sonra kapatılan, örgütün manipilasyonlarında kullandığı Taraf gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olan, terör örgütünün yayın organı olan, ”haberdar.com” isimli haber sitesinde yazarlık yapan, 03.03.2015 tarihli “Ben Buradayım Benimle Konuşun” başlıklı, 12.05.2016 tarihli “Mutlak Korku”
başlıklı, 14.06.2016 tarihli “Ezip Geçmek” başlıklı ve 10.07.2016 tarihli “Montezuma” başlıklı köşe yazılarını kaleme alan, HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileri ile iletişim-irtibatı bulunan, 14 Temmuz 2016 günü Can Erzincan isimli televizyon kanalında diğer sanıklar … ve … ile yaptıkları “Özgür Düşünce” isimli programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet eder nitelikteki eylemleri gerçekleştiren sanık … ve örgüte ait veya müzahir yayın organlarında uzun zaman yazarlık yapan, 2012 yılında “Her Taşın Altında ‘The Cemaat’mi Var?” isimli kitabı örgütün görünür meşruiyetini sürdürmek için yazan, kullandığı Twitter sosyal paylaşım platformu hesabını darbe girişimi günü dahil olmak üzere terör örgütünün kamuoyu oluşturmak amacı doğrultusunda kullanan, üst düzey yöneticilik yapmakta iken örgütten ayrılan tanık beyanlarına göre FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün medya yapılanması ile, HTS kayıtlarına göre de örgütün üst düzey yöneticileri ile irtibat kuran, ikametinde elde edilen not defterlerinde örgüt mensupları ile ilgili notlar bulunan, darbe girişiminden bir gün öncesinde Can Erzincan isimli televizyon kanalında diğer sanıklar … ve … ile gerçekleştirdikleri “Özgür Düşünce” isimli programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet niteliğindeki eylemleri gerçekleştiren sanık … hakkında;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanunun amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı sanığın kasta dayalı kusuru, güttüğü amaç ve saik ile sübutu kabul edilen silahlı terör örgütüne yapılan yardımın derecesi ve niteliği de göz önünde bulundurularak; sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri açısından; Dairemizin müstakar uygulamaları ve kararları doğrultusunda, yardımın niteliğine göre TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı makul oranda bir indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
2-)Türk Ceza Kanununun 58/9 maddesinde düzenlenmiş olan özel tekerrür hükmünün ancak örgüt mensubu sanıklar hakkında uygulanacağı gözetilmeksizin silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında yazılı şekilde Türk Ceza Kanununun 58/9 maddesinin uygulanmasına karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA; bozma nedenlerine ve tutuklulukta geçirilen süreye göre; 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince “yurtdışına çıkamamak” adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle sanık …’ın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer
Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BYLOCK BOZMA

16. Ceza Dairesi         2019/7017 E.  ,  2021/1243 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9, 63 maddeleri gereği kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, Kocaeli Emniyet Müdürlüğünün 09.10.2017 tarihli yazısından sanığa ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunamadığının anlaşılması karşısında sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS(CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması yine sanığın askeri personel olması da nazara alınarak öncelikle bağlı bulunduğu birimden görev yaptığı tüm yerler tespit edilerek hakkında herhangi bir ankesör/büfe sabit hat aramasının olup olmadığı, hakkında herhangi bir soruşturma bulunup bulunmadığı varsa bu soruşturmalar kapsamında düzenlenen analiz inceleme tutanaklarının ve sanıkla ilgili olan ifade örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse hakkında ifade veren ilgili şahısların dinlenmesi, ayrıca UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığı araştırılarak yukarıda belirtilen tüm belgelerin CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdirinden sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerekirken, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ARDIŞIK ARAMA (ANKESÖR) KRİTERLERİ

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) gizli haberleşme yöntemlerinden ankesörlü veya sabit kontörlü telefonlar üzerinden yapılan haberleşmenin hukuki delil sayılmasına ilişkin kriterleri belirledi.

Daire, ankesörlü/kontörlü sabit hatlardan ardışık arandığı da tespit edilerek, FETÖ üyeliğinden hüküm giyen bir askerin dosyasında, bir iletişim aracı olarak ankesörlü/kontörlü sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramaların hukuki niteliğini irdeledi, bu arama sonuçlarının delil olarak hukukiliğini tartıştı.

FETÖ’nün iletişim yöntemi olarak ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar yaptıkları yönündeki tespitlerden sonra yasalara uygun yapılan araştırmalar sonucunda, örgüt mensuplarının “sohbet” olarak adlandırdıkları örgütsel toplantılara devam etmek için kamuya açık market, büfe ve benzeri yerlerde kurulu, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatları özel yöntemlerle kullandıklarının tespit edildiği hatırlatıldı.

8 kriter
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararında, ardışık aramaların hangi kriterlere göre, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil sayılacağı şöyle sıralandı:

1- Mahrem imamların büfe/ankesörlü sabit telefon hattı ile hedef şahıslarla görüşmelerinde gizliliği sağlamak için arayacağı kişinin telefon numarasını çeşitli şifreleme metotları kullanarak kaydetmesi,

2- Aramaların tek taraflı ve kısa süreli olması veya sadece çağrıdan ibaret bulunması,

3- Aranan askerlerin genellikle rütbelerinin ve bağlı bulunduğu kuvvetlerin denk olması,

4- Aramanın mesai saatleri dışında yapılması,

5- Sorumlu şahsın, hedeflerin kaybolmasını sağlamak amacıyla askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle araması,

6- Aramanın 15 gün, ayda veya 2 ayda bir kez olmak üzere periyodik olması,

7- Mahrem imamın sorumlusu olduğu asker şahıs veya şahıslarla aynı ilde ikamet etmesi ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurması,

8- Aranan asker şahısların hatların takılı bulunduğu cihazların toplantı yerine götürülmemesi veya götürülse bile kapalı tutulması.

YARGITAY BOZMA SALT GİZLİ TANIK BEYANI İLE CEZA VERİLEMEYCEĞİ, KOLLUKTA DİNLENEN TANIKLAR MAHKEME HUZURUNDA DİNLENMEDİKÇE HÜKME ESAS ALINAMAZ

  1. Ceza Dairesi

Esas Yıl/No: 2020/7451

Karar Yıl/No: 2021/3429

Karar tarihi: 27.05.2021

Kendisine kayyım sıfatıyla devredilen ve suçta kullanıldığı iddiasıyla haklarında güvenlik tedbirine hükmedilen mal ve şirketler yönünden, malvarlıklarının müsaderesi ile sınırlı olmak üzere, katılan sıfatını alabilecek şekilde atılı suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan müşteki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun CMK’nın 260/1. maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkının bulunduğu, adı geçen müştekiye kovuşturma evresinde yöntemine uygun şekilde CMK’nın 234/1-b-l maddesi uyarınca dava ve duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığı, bu nedenle sanıklar hakkında açılan davadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediği ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında, TMSF tarafından dava konusu şirketlere atanan kayyımlar vekili S. Y.’in 07.07.2020 tarihli dilekçesinin davaya katılma ve temyiz istemi mahiyetinde olduğu değerlendirilerek, suçtan doğrudan doğruya zarar gören TMSF adına şirketler ve ticari işletmeler kayyımlar vekilinin CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne,

Sanık B. A. S. müdafiinin ibraz ettiği belgelere göre CMK’nın 40-42. maddeleri gereğince eski hale getirme talebi yerinde görüldüğünden, eski hale getirme talebinin kabulü ile temyizin süresinde olduğu belirlenerek, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Sanıklar A. A. B., A. F. D., E. K., E. K., G. Ş., H. P., H. C., İ. O. G., M. Y., M. B., M. E. Ç., R. H., Ş. Ü., T. A. müdafiileri ile sanıklar C. G. ve R. H.’nun duruşmalı inceleme talebinin yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE,

I) Sanık H. T. müdafıinin temyiz itirazının incelenmesinde;

Bölge Adliye Mahkemesi kararının 11.03.2020 tarihinde sanık müdafiince süre tutum dilekçesi verilmek suretiyle sebep belirtilmeksizin temyiz edilmiş ise de, gerekçeli kararın 15.03.2020 tarihinde sanık müdafiine tebliğ edilmiş olmasına rağmen CMK’nın 295. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içerisinde sanık müdafiince gerekçeli temyiz dilekçesinin verilmediği, 11.03.2020 tarihli temyiz dilekçesinin ise temyiz sebebini içermediği anlaşılmakla, temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

II) Sanıklar A. K., B. İ., C. G., E. K., M. T., R. H. ve Z. K. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanıklar H.C., ve M. G. hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile TMSF adına şirketler ve ticari işletmeler adına katılan kayyımlar vekilinin temyiz itirazına yönelik yapılan incelemede;

Sanıklar C. G., E. K., H. C., M. G., M. T., R. H. ve Z. K. hakkında 5271 sayılı CMK’nın 280/1-e maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açıp sonucuna göre aynı kanun maddesinin 2. fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesinin hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinden İlk Derece Mahkemesince belirlenen hükmün değiştirilmesi hukuka aykırı ise de; anılan uygulamanın sanıklar lehine olması ve aleyhe temyiz de bulunmaması hususları gözetilerek CMK’nın 290/1 maddesindeki emredici düzenleme kapsamında değerlendirilen iş bu hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya kapsamına göre, sanık A. K.’nın 15.07.2016 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nda vermiş olduğu ifadesinde; 2011-2016 yılları arasında örgütsel nitelikteki sohbetlere katıldığını ve Adana mütevelli heyeti içerisinde yer aldığını beyan etmiş olması karşısında, mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemekle, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, ayrıca müsadere taleplerinin reddine ilişkin kararlarda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar müdafiileri ile sanıklar C. G., B. İ., R. H., Z. K. ve TMSF adına şirketler ve ticari işletmeler adına katılan kayyımlar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

III) Sanıklar A. A. B., A. K. B., A. F. D., B. A. S., E. K., G. Ş., H. P., H. K., H. K., H. K., H. N. Ç., İ. O. G. İ. B., M. K., M. T., M. Y., M. B., M. E. Ç., Ş. Ü., S. A., T. A. ve Y. A. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;

1) Sanık B. A. S. yönünden;

Dosya kapsamına göre, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihlerde örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanık hakkında kollukta bilgi sahibi olarak alınan beyanların cumhuriyet savcısı veya kovuşturma aşamasında mahkemece doğrulanamaması karşısında hukuki değerden yoksun olduğu, ayrıca 5726 sayılı Kanun’un 9/8 maddesi gereğince gizli tanık beyanlarının başkaca delillerle desteklenmedikçe tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı cihetle, 13.03.2015 tarihinde örgütün eğitim faaliyetlerine destek amaçlı Vergi Denetim Kurulu raporuyla tespit edilen parasal tutarı FETÖ/PDY ile iltisaktı Çukurova Eğitim ve Kültür Vakfına aktardığı anlaşılan sanığın eyleminin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2) Sanık E. K. yönünden;

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim uygulamasına yer olmadığına karar verilerek neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezasına dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra netice cezanın 6 yıl 3 ay belirlenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesine CMK’nın 280. maddesi uyarınca yasal olanak bulunmadığı gözetilmeksizin düzeltilerek esastan ret kararı verilmesi sanık aleyhine temyiz olmadığından ve sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılığın aleyhe bozma nedeni yapılamayacağı (CMK’nın 290. maddesi) gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığın Bank Asya nezdindeki tüm hesap hareketlerinin getirtilip incelenmesi, gerektiğinde bu konuda bilirkişi raporu alınarak, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda katılım hesabı açma, para yatırma vb. işlemlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aynı dosyanın diğer sanığı M. B.’un etkin pişmanlık kapsamında sanık hakkında vermiş olduğu beyanlara ilişkin M. B. un tanık sıfatıyla dinlenerek sanık hakkındaki beyanlarının yer ve zaman itibariyle somutlaştırılması, ayrıca istinaf aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan başka dosya şüphelisi T. A.’in ifade ve teşhis tutanakları ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirilip CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

3) Sanık M. Y. yönünden;

Dosya kapsamına göre, sanığın 2016 yılına kadar örgütsel nitelikteki sohbet toplantılarına katıldığını beyan eden İ. A.’nın beyanlarının sanık hakkında atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, CMK’nın 210. maddesi gereğince İ. A.’nın huzurda tanık, sıfatıyla dinlenmesi, ayrıca UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerinin onaylı örneklerinin dosya arasına getirilip CMK.nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse tanık olarak dinlenildikten sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

4) Sanık M. E. Ç. yönünden;

Sanılın Bank Asya nezdindeki tüm hesap hareketlerinin getirtilip incelenmesi, gerektiğinde bu konuda bilirkişi raporu alınarak, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda katılım hesabı açma, para yatırma vb. işlemlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirilip CMK.nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse tanık olarak dinlenildikten sonra, ayrıca silahlı terör örgütü FETO/PDY’nin kamuoyunca bilinen 17/25 Aralık operasyonel eylemlerinden sonraki tarihte sanığın üyesi olduğu partiden istifa ederken vermiş olduğu demeç de nazara alınıp dosya kapsamındaki tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

5) Sanık Ş. Ü. hakkında;

Sanığın sahibi olduğu şirket/şirketler ve kişisel hesap hareketleri ile ilgili dosya kapsamında herhangi bir raporun bulunmadığı, sanığın sahibi olduğu şirket/şirketler ve kişisel hesaplarından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihler esas alınarak, örgütle iltisaklı yurt içi ve yurt dışı kurum, kuruluş, demek, vakıf ya da şirketlere ya da özel kişilere ait hesaplara para hareketlerinin bulunup bulunmadığına dair bilirkişi raporunun alınması, ayrıca UYAP ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerin onayı örneklerinin dosya arasına getirilip CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse tanık olarak dinlenildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

6) Sanık Y. A. yönünden;

Dosya kapsamına göre, MASAK ve Vergi Denetim Kurulu raporlarında belirtilen ve menşei Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan kuruluşa sanığa para transferi yaptığına dair faaliyeti ile ilgili olarak sanığın savunmasında kızının okumuş olduğu okula para gönderdiğini bildirmiş olması karşısında, sanığın savunmasının doğruluğu araştırılıp, ayrıca sanığın Bank Asya nezdindeki tüm hesap hareketlerinin getirtilip incelenmesi, gerektiğinde bu konuda bilirkişi raporu alınarak, örgüt liderinin talimat doğrultusunda katılım hesabı açma, para yatırma vb. işlemlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığını araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirilip CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse tanık olarak dinlenildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

7) Sanıklar A. A. B., A. K. B., A. F. D., G. Ş., H. P., H. K., H. N. Ç., İ. O. G., İ. B., M. K., M. T., M. B., S. A. ve T. A. yönünden;

Ayrıntıları Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf 383 vd.)

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacını bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte üye yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olamaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314.maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay CGK 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Kolluğun tanık dinleme yetkisinin bulunmadığı, kollukta bilgi sahibi olarak alınan beyanların Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma aşamasında mahkemece doğrulanamaması karşısında hukuki değerden yoksun olduğu, ayrıca 5726 sayılı Kanun’un 9/8. maddesi gereğince gizli tanık beyanlarının başkaca delillerle desteklenmedikçe tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı cihetle, sanık savunmaları ve dosya kapsamına göre; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihlerde örgütsel nitelikteki eylem ve faaliyetleri tespit edilemeyen, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı oldukları anlaşılan, fakat örgütün nihai amacını bildikleri, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil oldukları yönünde eylem ve faaliyetlerinin yoğunluluk, çeşitlilik ve süreklilik gösterdiğine dair her türlü kuşkudan uzak yeterli delil bulunmayan sanıkların; dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin, konum ve kişisel özelliklerine göre sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduklarını ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek atılı suçtan beraatleri yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı hükmün BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca dosyanın Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREKEN DURUMDA ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ UYGULANAMAZ

  1. Ceza Dairesi 2021/1040 E. , 2021/2186 K.
    “İçtihat Metni”
    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    İlk Derece Mahkemesi :İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarih ve 2018/192 – 2020/58 sayılı
    kararı
    Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
    Hüküm : TCK’nın 221/3 ve CMK’nın 223/4-a maddeleri uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair
    karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
    Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
    Temyiz edenin sıfatı,başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği
    düşünüldü;
    Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan
    incelemede;
    Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan
    mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku
    bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan,
    mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara
    başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve
    kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler
    ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce
    icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin
    somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği, bu tarihten
    sonra gerçekleşen ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilen hareketlerin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu
    gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermesi gerektiği değerlendirilerek;
    Oluş, sanık savunması ve mahkeme kabulüne göre; sanığın örgüt üyeliğine esas alınan faaliyetlerinin
    tamamının, “örgütün kamuoyunca bilinmeye başladığı tarihten önce gerçekleşen; 2011 yılı ve öncesine ilişkin
    eylemler” olması, bu tarihten sonra da dosya içerisinde sanığın, örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir
    biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren örgütsel faaliyet oluşturacak eylemlerine rastlanmaması, suç
    tarihi itibariyle de örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı veya örgütsel iletişim ağı kullandığının
    belirlenememesi karşısında; sanık hakkında üzerine atılı ve oluşmayan müsnet suç yönünden 5271 sayılı
    CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek
    yazılı şekilde örgüt üyesi olduğu kabulüyle hakkında etkin pişmanlık hükmü uygulanarak TCK’nın 221/3 ve
    CMK’nın 223/4-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi,
    Kanuna aykırı, Bölge Adliye Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde
    görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren
    20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. Maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca
    dosyanın İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.
    Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2021 tarihinde
    oybirliğiyle karar verildi.
marsbahis marsbahis - marsbahis giriş casibom marsbahis - marsbahis giriş
Whatsapp ile ulaşın bize
Whatsapp'a gönder

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!