ETKİN PİŞMANLIK OLMASINA RAĞMEN ANKESÖRLÜ ARAMA BERAAT

T.C.
AĞRI
2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
1. HEYET                                                                                                                                                                                                                BERAAT

DOSYA NO :
KARAR NO :
C.SAVCILIĞI ESAS NO :

GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
C. SAVCISI :
KATİP :

DAVACI : K.H.
SANIK :
MÜDAFİİLERİ : Av. ORÇUN AKBULUT, Güzelhisar Mh. 37 Sk. No:1 K:2 Efeler/ AYDIN
SUÇ : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ : 5271 sayılı CMK’nun 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.
SUÇ YERİ : AĞRI/MERKEZ
GÖZALTI TARİHLERİ : 24/02/2020 – 26/02/2020 tarihleri arası
KARAR TARİHİ : 31/03/2022

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. maddesine göre Türk Milleti Adına yargılamaya yapmaya ve hüküm vermeye görevli ve yetkili Mahkememizce yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının 04/03/2020 tarih, 2019/7853 soruşturma, 2020/549 esas ve 2020/142 iddia sayılı iddianamesi ile; sanık hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Yasanın 3.maddesi delaletiyle 3713 sayılı Yasanın 5/1, TCK’nın 53/1, 58/9 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış olup, dosya yukarıdaki esas sırasına kaydedilerek yapılan yargılama sonuçlandırılmıştır.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: “Sanık 1994 yılında orta okul döneminde örgüt ile tanıştığı, bu dönemde lise sınavlara hazırlık amacıyla örgüte müzahir Körfez Dersanesine gittiği, sohbet toplantılarına katıldığı, …………… isimli örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürütüen şahısların yönlendirmesiyle askeri lise sınavlarına girdiği, örgütün mahrem imamları tarafından kendisine verilen örgütün gizliliğine riayet etme ve açığa çıkma konusundaki talimatlara uyduğu, askeri lise döneminde, harp okulu döneminde, Ankara, İstanbul ve Diyarbakır ilinde görev yaptığı (1995-2016) dönemlerde örgütün mahrem imamları tarafından örgütsel amaçla arandığı, bu kapsamda HTS Bilirkişi İnceleme Raporlarında örgütün mahrem imamlar tarafından kullanıldığı değerlendirilen sabit hatlardan adına kayıtlı 053……. numaralı GSM hattının 03/03/….. tarihinde ve 054…… numaralı GSM hattının aranması hususlarını da ikrar ettiği dikkate alındığında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile hiyerarşik ve organik bağ içerisinde bulunduğundan örgüt üyesi olarak sorumlu tutulması gerektiği ve bu suretle atılı suçu işlediği kanısına varıldığı, ancak sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında örgüt yapılanması hakkında verdiği bilgilerin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği nedenle eylemine uyan TCK 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’ nun 3. maddesi yollaması 5/1, TCK 221/4-2.cümle , 53/1, 58/9 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, gözaltında geçirdiği sürenin verilecek cezadan mahsubuna karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa” etmiştir.
SAVUNMA:

SANIK MÜDAFİİ MÜTALAAYA KARŞI VE ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMASINDA: “Cumhuriyet Savcısının mütalaasına katılmıyoruz, önceki sözlü ve yazılı savunmalarımızı tekrar ederiz, öncelikle müvekkillimin dosya içerisinde yansıyan eylemleri ile ilgili etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunmuş ve eylemleri 17-25 Aralık öncesine aittir bu nedenle suçun oluşmadığı ortadadır, o dönemde terör örgütü olarak tanımlanmamıştır öncelikle hata hükümlerinin uygulanması, bu mümkün değil ise beraatine karar verilmesi, mahkeme aksi kanaate ise müvekkillim hakkında alt sınırdan hüküm kurulması ve etkin pişmanlığın en yüksek hadden uygulanmasına karar verilmesini talep ederiz.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
YAZILI DELİLLER:
Sanık savunması, HTS Bilirkişi İnceleme Raporları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, inceleme tutanakları, müzekkere cevapları, adli kontrol kararı, sanığın ceza ehliyetinin tam olduğuna dair Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi Raporu, adli sicil ve nüfus kaydı ile tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
A-FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ HAKKINDA GENEL BİLGİ:
Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında; FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Sahip olduğu yada mensuplarının tasarrufunda bulunan araç gereç bakımından 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
B-SANIĞA İSNAT EDİLEN SUÇ:
Sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.
Silahlı örgüte üye olmak, TCK’nın 314/1. maddesinde nitelikleri belirtilen örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Böylece bir örgüte katılmakla kişi, örgüt üyeliğini kabul etmiş sayılmaktadır. Örgüt üyeliğinin gerçekleşmesi, örgüte katılma iradesinin herhangi bir somut davranışla ortaya konulması ve bu iradenin devamlı katılmaya yönelik olması gerekir. Bu itibarla TCK’nın 314/2. maddesinde yazılı örgüt üyeliği suçunun oluşması için, bu maddenin 1. Fıkrasında yazılı suçları işlemek için oluşturulan silahlı bir örgütün bulunması veya böyle bir örgütün yöneticilerinin herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde durumlarının hukuken belirgin olması gerekir. Örgüte katılanların, örgütün gayesini bilerek ve benimseyerek bu örgüte girmiş olmaları ve yapıya dahil olma kastıyla ilişki içerisine girmeleri gerekir. Örgüt üyeliği suçu temadi eden bir suçtur.
Sanığın terör örgütü üyesi kabul edilebilmesi için, kuruluşu, örgütün amacı, stratejisi, yapılanması ve faaliyetleri itibariyle, 3713 sayılı Kanunun 1.maddesinde tarifini bulan cebir şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devletin otoritesini zaafa uğratmak, yıkmak veya ele geçirmek amacıyla kurulmuş terör örgütünün varlığı şarttır. Ancak bilindiği üzere terör örgütlerinin yapılanması genelde farklıdır. Kimi terör örgütleri tim sistemini, kimi terör örgütleri ise hücre tipi yapılanmayı benimsediklerinden örgüt üyeliğinin her terör örgütünün yapısına göre ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda örgüt üyeliğinin her olayda ayrı tartışılarak sanığın terör örgütüne katılma iradesinin bulunup bulunmadığının saptanması bu irade var ise örgütün hiyerarşik yapısına dahil olunan noktada suçun oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. TCK’nın 220. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, örgüte üye olmak fiili bir katılma fiili olup, örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. Bu nedenle örgüt üyeliği suçunun oluşumunda temel ölçüt, kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır(organik bağ kriteri). Ayrıca sanığın eylemlerin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğu kriteri ile eylemin niteliği kriteri (karineden yola çıkan kriter) örgüt üyeliği suçunun maddi unsuru bakımından organik bağ kriterine ilave istisnai ölçütlerdir, aslolan organik bağ kriteridir.
Silahlı örgüte üye olmak suçunun manevi unsurunu, örgütün belli amaçlarını gerçekleştirme gayesini bilerek ve isteyerek örgüte girme iradesi oluşturduğuna göre; failin konumunun örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek boyuta ulaşıp ulaşmadığı hususunun, örgütün amacını benimsemesinden ibaret bu kastını dışa yansıtan -açığa vuran- hareketlerinin fiilin gerçekleştiği yer ve zaman, şartlar (somut olay) göz önünde bulundurulmak, Yüksek Yargıtay’ın da bir çok kararında işaret ettiği gibi gerçekleştirilmek istenen amaç suç (tehlike suçu) ve tüm koşullar nazara alınmak ve sanık tarafından gelinen, içinde bulunulan aşamaya göre belirlenmesi, herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinde düzenlenen silahlı örgüte üye olma suçu, 3713 sayılı kanunun 3 üncü maddesinde terör suçları arasında sayılmıştır. 3713 sayılı kanunun 5 inci maddesine göre 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir.
C-MAHKEMEMİZİN KABULÜ VE SANIĞIN EYLEMLERİNİN HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ:
Sanık savunması, tanık beyanı ve fotoğraftan teşhis tutanağı, müzekkere cevapları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, adli sicil ve nüfus kaydı, iddia, yapılan yargılama ile tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesi ile; Türk Silahlı Kuvvetleri Mahrem Yapılanması içerisinde yer aldığı böylelikle FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyeliği (TCK 314/2) suçunu işlediği yönünde haklarında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil bulunduğu anlaşılarak kamu davası açılmıştır.
Sanık hakkında yapılan araştırmalar neticesinde;
A) 29/09/2019 tarihli HTS Bilirkişi İnceleme Raporunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda 2294799696, 2297080597 ve 2297080596 seri numaralı ankesörlü kartların yapılan HTS incelemesinde birden fazla ankesörlü/kontörlü/smart kartlı hatlarla görüşmelerinin olduğunun, bahse konu ankesörlü/kontörlü/smart kartlı hatların HTS incelemelerinin istenildiğinin, yapılan incelemelerde örgüt içerisinde mahrem imam olarak nitelendirilen şahısların örgüt üyesi askeri personeller ile görüşmek üzere ücret karşılığı satın alınan içerisinde kontör ve belirli bir miktarda para bulunan ve sadece örgüt üyesi askeri personeller ile irtibat sağlanmak için kullanılan bu ankesörlü kartı kullandıklarının, söz konusu kart içerisindeki görüşme trafikleri incelendiğinde mahrem imamlarca kullanılan “2294799696, 2297080597 ve 2297080596” seri numaralı kartların üzerinde yapılan incelemelerde sanık………..’un kullandığı değerlendirilen ……….6 numaralı hattın yine başka askeri personeller ile birlikte arandığının tespit edildiği,
Bilirkişiler tarafından düzenlenen 29/09/2019 tarihli HTS Bilirkişi inceleme raporuna göre; sanık……………un ankesörlü telefonlardan 03/03/2007 tarihinde ……. ve……… isimli askeri personeller ile birlikte 1 kez arandığı ve bu görüşmenin 38 saniye sürdüğünün tespit edildiği anlaşılmıştır.
B)25/12/2019 tarihli HTS Bilirkişi İnceleme Raporunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda 2164121417 ankesörlü kartın yapılan HTS incelemesinde birden fazla ankesörlü/kontörlü/smart kartlı hatlarla görüşmelerinin olduğunun, bahse konu ankesörlü/kontörlü/smart kartlı hatların HTS incelemelerinin istenildiğinin, yapılan incelemelerde örgüt içerisinde mahrem imam olarak nitelendirilen şahısların örgüt üyesi askeri personeller ile görüşmek üzere ücret karşılığı satın alınan içerisinde kontör ve belirli bir miktarda para bulunan ve sadece örgüt üyesi askeri personeller ile irtibat sağlanmak için kullanılan bu ankesörlü kartı kullandıklarının, söz konusu kart içerisindeki görüşme trafikleri incelendiğinde mahrem imamlarca kullanılan “2164121417” seri numaralı kartın üzerinde yapılan incelemede sanık………….un kullandığı değerlendirilen……. numaralı hattın yine başka askeri personeller ile birlikte arandığının tespit edildiği,
Bilirkişiler tarafından düzenlenen 25/12/2019 tarihli HTS Bilirkişi inceleme raporuna göre; sanık ……. ankesörler telefonlardan 04/09/….. tarihinde …… isimli askeri personel ile 1 kez arandığı ve bu görüşmenin 30 saniye sürdüğü tespit edildiği anlaşılmıştır.
Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 30/01/2020 tarihli FETÖ/PDY havuz sorgulamasına sanığın Bylock kaydının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Ağrı Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 28/01/2020 tarihli cevabi yazısında sanığın örgüte müzahir herhangi bir iş yerinde çalışma kaydının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Ağrı İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 23/01/2020 tarihli cevabi yazı incelenmesinde sanığın herhangi bir derneğe üyelik kaydının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bank Asya Genel Müdürlüğünün 04/02/2020 tarihli cevabi yazıda sanık adına açılmış herhangi bir hesaba rastlanmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinin 29/01/2020 tarihli cevabi yazısında sanığın adına abonelik bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Sanık ve sanık müdafiinin aşamalarda alınan beyanlarında sanığın akıl hastası olduğu, hakkında TCK m. 32 hükmünün uygulanması gerektiğini iddia etmeleri karşısında Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu tarafından, cezai ehliyetinin tespitine ilişkin sanık ……..’un 24/02/2019 tarihinde bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğuna dair rapor tanzim edilmiştir.
Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü’nün 17/04/2021 tarihli yazısı ile …….. hakkında Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü tarafından ATAÇ programı vasıtasıyla düzenlenen ankesör büfe sorgu raporunun incelendiği, yapılan incelemede herhangi bir örgütsel aramaya rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
Ataç programında sanık ile ardışık arandığı iddiası bulunan……. ın var ise beyan ve teşhislerinin mahkememize gönderilmesi için Ağrı KOM şube müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında; ……. isimli şahıs hakkında yapılan TEMBİS sorgusunda herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından yapılan araştırmada sanık hakkında herhangi bir beyana rastlanılmamıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2018/5526 E, 2019/6842 K sayılı kararında belirtildiği üzere, bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağında kuşku yoktur.
Anılan Yargıtay kararında söz konusu aramaların kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan delil olarak kabul edilebilmesi için, aramaların periyodik olması, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı rütbede olması, iletişime dair kayıtların incelenmesinde ankesörlü hattan aranmanın makul görünmemesi gerekmektedir. Ayrıca, söz konusu delilin teyit edilebilmesi için, mahrem imamların büfe/ankesörlü sabit telofon hattı ile hedef şahıslarla görüşmelerinde gizliliği sağlamak için genellikle kullandığı yöntem olarak belirlenen;
Hedef şahsın telefon numarasının, deşifre edilmesinin önlenmesi amacıyla çeşitli şifreleme metotları kullanarak kaydedilmesi, bazı mahrem imamların arama yapmadan önce ajandada kayıtlı numaralara baktığında şifreleme yaptığını unutarak/kasten yazılı olan şifreli numarayı aradığı, daha sonra yanlış numara çevirdiğini fark ederek/kasten asker şahsı tekrar gerçek numarasından aramış olmaları, aramaların tek taraflı ve kısa süreli olması veya sadece çağrıdan ibaret bulunması, aranan askeri personelin büyük kısmının genellikle rütbe/makam olarak ve bağlı bulunduğu kuvvetlerin de denk olmaları, mahrem imamlar tarafından gerçekleştirilen arka arkaya aramanın (ardışık arama) örgütsel amaçlı olduğuna dair karine oluşturması, aramanın mesai saatleri dışında yapılması, sorumlu şahsın, askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasını sağlama çabası, aramanın on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez olmak üzere periyodik olması, mahrem imamın sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğunun gözetilmesi, asker şahısların hatların takılı bulunduğu cihazların toplantı yerine götürülmediği veya götürülse bile kapalı tuttukları, mahrem imamlarca hedef şahıs arandıktan sonra ilgisiz rastgele numaraların çevrilerek, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışılması hususlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Dosya bir bütün olarak incelendiğinde; Emniyet Veri Havuzu Sorgu Tutanağı, TEMBİS Sorgulama Raporu, Ankesör/Büfe Analiz Raporu, sanık beyanları dikkate alındığında sanığın istikrarlı savunmalarında; Bu şahısların çeşitli dönemlerde kendisini aradıklarını kabul ettiğini, yaptıkları telefon görüşmelerinde bu şahısların kendisiyle görüşmek istediklerini, kendisine yardımcı olacaklarını söylediklerini, ancak kendisinin mesleki açıdan korktuğu için bu şahıslarla herhangi bir şekilde yüz yüze görüşmediğini” beyan ettiği, Ankesör/Büfe Sorgu İnceleme Raporuna göre; sanık …….’un ankesörlü telefonlardan 03/03/….. tarihinde …… ve …… isimli askeri personeller ile birlikte 1 kez arandığı ve bu görüşmenin 38 saniye sürdüğü, sanık ……’un ankesörler telefonlardan 04/09/20… tarihinde…… isimli askeri personel ile 1 kez arandığı ve bu görüşmenin 30 saniye sürdüğü, yapılan aramaların niteliği dikkate alındığında yukarıdaki açıklamalar ışığında anılan Yargıtay kararında söz konusu aramaların kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan delil olarak kabul edilebilmesi için, aramaların periyodik olması, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı rütbede olması, iletişime dair kayıtların incelenmesinde ankesörlü hattan aranmanın makul görünmemesi gerekmekte olup somut olayda yapılan aramaların periyodik olmadığı, ardışık değil tekil aramalar olarak kaldığı, sanığın ardışık olarak arandığı iddia edilen ……’ un beyan ve teşhislerinde sanığın adının geçmediğinin anlaşıldığı, sanığın kendisinin aranması durumunda herhangi bir şekilde arayan şahıslarla yüz yüze görüşmeye gitmediğini beyan etmesi karşısında aksi ispatlanamayan beyanları da dikkate alındığında ardışık arama koşullarını sağlamayan tekil aramaların sanık aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bu durumda söz konusu aramanın örgütsel mahiyette olmadığına kanaat getirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında içeriği tespit edilemeyen telefon arama kayıtlarının ancak Yargıtay’ın belirttiği kriterler sağlandığında sanık aleyhine delil olabileceği dikkate alınarak yapılan değerlendirmede sanığa ilişkin aramaların sanığın örgüt ile bağlantısını ortaya koymaktan uzak, hayatın olağan akışına uygun olan arama kayıtlarından ibaret olduğu; söz konusu iki aramanın, örgütün gerçek amaç ve yüzünün açığa çıktığı 17-25 Aralık 2013 tarihinden çok öncesine ait olduğu, 17/04/2021 tarihli ATAÇ programı vasıtasıyla düzenlenen ankesör büfe sorgu raporu incelendiğinde de sanığın herhangi bir örgütsel aramasının bulunmadığının tespit edildiği, sanık soruşturma beyanlarında örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten şahısların yönlendirmesiyle askeri lise sınavlarına girdiği fakat daha sonrasında askeri liseyi kazandıktan sonra kendi ile bir şekilde irtibata geçmeye çalışılmış ise de kendisinin herhangi bir örgütsel faaliyete katılmadığını beyan etmesi, bu beyanın aksini kanıtlar, sanığın örgütle irtibatı olduğunu gösterir herhangi bir delil ve beyanın bulunmaması karşısında yapılan araştırmalar neticesinde sanığın örgütsel bir eylemine rastlanılmadığının anlaşıldığı, bu durumda sanığın örgütle bağlantısını gösteren herhangi bir delile rastlanmadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üyelik suçunu oluşturduğunun değerlendirilebilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, onun bir parçası olmak istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi, örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmesi şartlarını taşımadığı anlaşıldığından sanığın eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması ve atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeni ile sanığın atılı suçtan CMK nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M/ Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Her ne kadar sanık…….. hakkında “FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi talebi ile kamu davası açılmış ise de, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeni ile sanığın atılı suçtan CMK nun 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE.
2-Sanık hakkında yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Beraat eden sanık hakkında daha önce verilen ve uygulanan adli kontrol tedbirlerinin hükümle birlikte KALDIRILMASINA, bu hususta ilgili birime müzekkere YAZILMASINA,
4-Beraat eden sanığın CMK 141 ve devamı maddeleri gereğince kararın kesinleşmesinin tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde 1 yıl içerisinde gözaltında geçirdiği süreler için tazminat isteme hakkı bulunduğunun ihtarına (ihtar edildi)
5-Sanık kendisini müdafi ile temsil ettirdiğinden AAÜT tarifesi uyarınca 10.250,00 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa ödenmesine,
6-Dijital materyal inceleme CD’nin dosyada delil olarak SAKLANMASINA.
7-Sanıktan elde edilen cep telefonu ve Sim kartın incelemesi bittiğinden sahibi sanığa İADESİNE, bu hususta ilgili kolluğa müzekkere yazılmasına.
Dair, sanık ve sanık müdafiinin yüzlerine karşı, hükmün tefhiminden itibaren 7 gün içinde mahkememiz veya en yakın Asliye Ceza Mahkesine veya Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere Z.Kâtibine beyanda bulunmak suretiyle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere, mütalaaya aykırı olarak oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31.03.2022

Başkan 171362
¸E-imza

Üye 212285
¸E-imza

Üye 251652
¸E-imza

Katip 45133
¸E-imza
MUHALEFET ŞERHİ

                                     Sanık hakkında yapılan yargılamada beyan ve teşhiste bulunan herhangi bir kişinin bulunmaması ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararlarında FETÖ/PDY mahrem imamlarında TSK mensuplarının ankesör  ve sabit hatlardan aranmasına ilişkin kararların bulunması gereken kriterlerin (aramaların periyodik olması, aynı rütbede kişilerin aranması, çalışmış olduğu diğer görev yerlerinde de aranmış olması) tam olarak karşılanmaması nazara alınarak ve iddianame ile sanık soruşturma beyanlarında  örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten şahısların yönlendirmesiyle askeri lise sınavlarına girdiği fakat daha sonrasında askeri liseyi kazandıktan sonra kendi ile bir şekilde irtibata geçmeye çalıştklarını ancak  ne askeri lise döneminde ne de sonraki süreçte herhangi bir örgütsel faaliyete katılmadığını beyanlarının aksini kanıtlayan bir delil bulunmadığı, sanığın terör örgütü üyesi olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, sanığın savunmasının aksinin ispatlanamadığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği konusunda kuşku hasıl olduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/04/2006 günlü, 2006/3-35/97 sayılı ve benzer kararında da ayrıntıları açıklandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan " kuşkudan sanık yararlanır " kuralı uyarınca,( şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince)  sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK 223/2-e gereğince beraat etmesi gerekirken CMK 223/2-a( yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması) maddesi ile beraat kararına hükümdeki kanun maddesine dair sayın çoğunluğun vermiş olduğu karara muhalifim.31.03.2022

                                                                                                                                                                                                                                                                                              Üye 212285
                                                                                                                                                                                            ✍e-imza
Whatsapp ile ulaşın bize
Whatsapp'a gönder
Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!
tr Turkish
ar Arabiczh-CN Chinese (Simplified)nl Dutchen Englishfr Frenchde Germanit Italianpt Portugueseru Russianes Spanishtr Turkishuk Ukrainian