“Sanığın hukuki durumunu değerlendirirken sadece hesap açılış ve para yatırma tarihlerinin değil, hesabını kapattığı ya da sıfırladığı tarihlerin de suçun sübutu açısından önem arz ettiği ” gerekçesi ile beraat.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
SAMSUN 2. CEZA DAİRESİ
ESAS YIL/NO: 2018/2243
KARAR YIL/NO: 2018/2289
KARAR TARİHİ: 17.12.2018

Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen iş bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir.

Somut olay değerlendirildiğinde;

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12/07/2017 gün 2017/6514 esas sayılı iddianamesi ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma ve terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçlarından 3713 Sayılı Kanun’un 7/1 maddesi delaletiyle5237 Sayılı Kanun’un 314/2, 3713 Sayılı Kanun’un 5/1, 5237 Sayılı Kanun’un 53, 58/9 ve 63, 6415 Sayılı Kanun’un 4/1, 5237 Sayılı Kanun’un 53 ve 58/9 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince” sanık adına kayıtlı by-lock uygulaması tespit edilen 0 507 … numaralı GSM hattına ilişkin HTS analiz raporuna göre; by-lock bağlantısının gerçekleştirildiği 2015 Şubat-2015 Ekim ayları arasında bağlantı baz bilgilerinin çoğunun Çorum İli olduğu, sanığın ise o tarihlerde Samsun İlinde bulunduğu, ayrıca sanığın savunmasında bahsi geçen S. U.’nın Mahkememize hitaben yazdığı dilekçede by-lock bağlantısı tespit edilen GSM hattının sanık O. K. tarafından kullanılmadığını beyan ettiği, sanığın aksi ispat edilemeyen savunmasına itibar edilerek sanığın münhasıran örgüt yöneticileri ve mensupları arasında kullanıldığı bilinen by-lock adlı haberleşme ağına dahil olmadığının tespit edildiği, bununla birlikte sanığın Bank Asya isimli bankada 18/05/2001 günü açılmış … müşteri numaralı hesabı bulunduğu, hesabında çeşitli bankacılık işlemleri yanında örgüt liderinin Bank Asya için yaptığı çağrısının hemen akabinde 20/01/2014 günü 58.500 TL tutarlı katılım hesabı açma işleminin bulunduğu, hesap hareketlerinin incelenmesinde sanığın daha önceden katılım hesabı açma kapama işlemi yapmadığı, ilk kez örgüt liderinin çağrısından sonra böyle bir işlem yaptığı, katılım hesabı açma işleminin hayatın olağan akışı dışında bir faktörden ileri geldiği, sanığın örgüte müzahir PAK-İŞ adlı sendika üyeliğinin bulunduğu, sanığın eylemlerinin örgüt mensubiyeti için süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler seviyesine ulaşmayıp örgüte yardım seviyesinde gerçekleştiği, sanığın örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte yardım ettiği sabit görüldüğünden” sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de;

Sanığın örgütle iltisaklı Pak – İş sendikasına üyesi olmasının sendikanın icra ettiği faaliyetlerinin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

Sanığın Bankasya’ya para yatırma eylemin örgütsel bir amaçla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine dair değerlendirmede; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 Sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet: eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 Sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.

Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;

Sanığın örgütün mali açıdan kalesi sayılan Bankasya’ya para yatırması eyleminin yardım olarak nitelendirilebilmesi için bu eylemini örgütün sözde liderinin çağrısı üzerine gerçekleştirdiğinin hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmış olmasının gerektiği,

Dosya arasında bulunan sanığın Bankasya’daki hesap hareketleri incelendiğinde; sanığın bankasya isimli bankada 18/05/2001 günü açılmış hesabının bulunduğu, hesabında çeşitli bankacılık işlemleri yanında, örgüt liderinin “Bankasyayı kurtarın” talimatından kısa bir süre sonra 20/01/2014 tarihinde anılan bankada katılım hesabı açtığı ve bu hesaba 58,500 TL tutarında para yatırdığı görülmektedir.

Ancak sanığın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından 04/02/2015 tarihinde yönetiminin devraldığı Bank Asya’nın, 29/05/2015 tarih ve 6318 Sayılı Kararı ile tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’ye devredilmesine karar verdiği tarihten sonra da bu hesabı kapatmayarak kullanmaya devam ettiği ve 2016 yılına kadar hesabın açık olduğu anlaşılmaktadır.

Sanığın anılan bankada katılım hesabı açılış tarihi ile bu hesaba altın/para yatırdığı tarihlerin örgütün sözde liderinin talimatlarına uygun olduğu ancak sanığın hukuki durumunu değerlendirirken sadece hesap açılış ve para yatırma tarihlerinin değil, hesabını kapattığı ya da sıfırladığı tarihlerin de suçun sübutu açısından önem arzettiği, somut olayda sadece hesabın açılış ve altın/para yatırılış tarihleri nazara alınarak sanığın örgütün sözde liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettiğinin değerlendirilebileceği ancak sanığın diğer örgüt mensuplarının aksine anılan bankanın devlet yönetimine (BDDK ve TMSF) devredildiği tarihten sonra da hemen hesabını kapatmadığı ve sıfırlamadığı, 2016 yılına kadar fiilen kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması karşısında; örgütün sözde liderinin talimatıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkındaki İlk Derece Mahkemesi’nin mahkumiyet kararı kaldırılarak beraat kararı verilmesinin gerektiği;

5271 Sayılı CMK’nın “Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma” başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 Sayılı Kanun’un 15. maddesiyle, “bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.” Şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,

5271 Sayılı CMK’nın 280. maddesi;

Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;

a-) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.

Kendisine atıf yapılan 5271 Sayılı CMK’nın 303/1-a maddesi ise;

Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a-) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse… şeklindedir.

SONUÇ: Değişikliğe konu yasal mevzuat dosyamıza uyarlandığında, yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine ulaşılmış, mevcut deliller ışığında sanığın üzerine atılı örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun sabit olmadığından, Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27/04/2018 tarihli, 2017/149 (E) ve 2018/160 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı CMK’nın 303/1-a ve 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-a maddelerince KALDIRILMASINA,

Sanık O. K.’ın üzerine atılı örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit olmadığından 5271 Sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,

Sanığın kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmakla hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’ye göre belirlenen 3.960,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa VERİLMESİNE,

Sanık hakkında beraat kararı verildiğinden, karar kesinleştiğinde 5271 Sayılı CMK’nun 141. maddesi gereğince gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu hürriyeti kısıtlayıcı sürelerle ilgili olarak tazminat talebinde bulunabileceğinin ihtaratına,

Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 17/12/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...

BANKA HESAP HAREKETLERİNİN FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM KASTIYLA HAREKET ETTİĞİNİ GÖSTERMEYE YETERLİ OLMADIĞI GEREKÇESİ İLE BERAAT

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
ADANA 2. CEZA DAİRESİ
ESAS YIL/NO: 2018/2546
KARAR YIL/NO: 2020/61
KARAR TARİHİ: 29.01.2020

Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2018 tarih ve 2018/161 esas 2018/319 karar sayılı kararı ile dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderildiği, Dairemizin 2018/2546 esasına kaydının yapılarak Dairemizce yeniden yargılama yapılmıştır.

İDDİA:

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 18/04/2018 tarih ve 2018/19052 soruşturma, 2018/6251 Esas, 2018/1126sayılı iddianamesi ile “Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle TCK’nun 314/2, 53/1-2, 54/1, 58/9, 63/1 ve 3713 Sayılı TMK’nun 5/1 maddeleri gereği cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:

Gerekçeli kararda özetle; “Mevcut dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanık hakkında her ne kadar örgüte üye olmak suçundan dava açılmış ise de; delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığa atfedilen suçun örgüte üyelik suçunu oluşturmayacağı görülmüştür. Buna yönelik olarak Mahkememizce dosya bilirkişiye gönderilmiş, 10/07/2018 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişinin 13 sayfa olarak düzenlediği raporun 12.sayfasında sonuç bölümünde sanığın banka nezdinde vadeli vadesiz katılım hesapları ve kredi kartının bulunduğu hesaplarına para çekme yatırma ve virman şeklinde hareketler görüldüğü, sanığın hesap hareketlerinde örgütün dernek veya yayın organlarına ödeme tespit edilmediği, sanığın 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra herhangi bir talimatla parayı yatırdığına dair dikkat çekici para girişinin, artışının olmadığı görülmüştür şeklinde rapor tanzim edildiği, ancak sanığın hesabındaki artışa ilişkin bank …..dan gelen dökümanlardan 17/25 Aralık öncesi 2013 aralık ayında hesap bakiyesinin 292,5 TL 2014 Ocak 904,98 TL 2014 Şubat 6.322,00 TL Mart 4600 TL, Nisan 56.858,00 TL Mayıs 89.385 TL Haziran ayında 91.610,00 TL Temmuz 91.541 TL, Ağustos 90.876,TL Eylül 102.297 TL Ekimde 90,623 TL kasım ayında 90,625 TL Aralık 92.743 2015 yılı ocak ayı 94.225, Şubat 94.671, Mart 95.975 TL Nisan 96.908 TL Mayıs 155,00 TL Haziran 25 TL Temmuz 25 TL şeklinde ay sonu bakiyelerinin olduğu söz konusu para artış tarihlerinin FETÖ terör örgütü üyesinin talimat tarihlerine denk gelmesi yatırılan para miktarı daha öncesindeki hesap hareketleri de dikkate alındığında sanığın savunmalarının dosya içerisindeki delillerle uyuşmadığı suçtan kurtulmaya yönelik savunma yaptığı bu nedenle sanığın bank …..daki para hareketlerinin TCK 220/7 kapsamında değerlendirilmiştir. Ve söz konusu yerleşik Yargıtay İçtahatları da dikkate alınarak Yargıtay 16. C.D. 2017/1862 2017/5796 E.K. Yine yanı dairenin 2018/1118 2018/1935 Karar sayılı ilamlarında da bank …..daki para hareketleri yönünden eylemin örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım kapsamında değerlendirilmiştir.

Yine Mersin Kom Şube Müdürlüğünce çevre araştırma tutanakları irdelendiğinde sanığın ….. kullanıcısı olmadığı, dernek, sendika üyeliği, sgk kaydı ve tepe yönetimiyle irtibatının olmadığı,

TCK.nın 220/7 maddesine göre örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Yine yardım kavramının anlamını genişletmek, bunu maddi yardımla sınırlı tutmak bu şekilde ceza sorumluluğu alanını suçta ve cezada kanunilik prensibiyle uyumlu şekilde dar tutmak yardım kavramını en fazla somut olarak suç örgütüne yol göstermek, saklamak, gizlemek, yer ve barınak sağlamak bu gibi eylemleri özgür eylemleriyle destek vermek gerekir. Dosya kapsamı mevcut delil durumu değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyeliği suçunu işlemediği, çünkü örgüt üyeliğinden hüküm kurabilmek için devamlılık, süreklilik ve fikir birliği içerisinde hareket etmesi gerektiği yerleşik içtihatlarla tespit edilmiştir.

Sanığın dosyada sadece örgüte üye olmamakla birlikte örgüt liderinin talimatıyla bank …..da bulunan hesaba para yatırma şeklindeki emir ve talimatıyla hareket ettiği, 0 TL olan banka hesap bakiyesini 92.085,65 TL.ye çıkarması örgütün talimatıyla hareket ettiği anlamını taşıdığı ve bunun da somut delillerle ortaya konulduğu, söz konusu sanığın bu fiilinin de örgüt üyeliği değil örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu sübuta ermiştir.
Sanığın Fetö’yle bağlantılı herhangi bir kurum ve kuruluşla ilgisinin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından sanık yönünden iddia edilen suçun örgüt üyeliği olmadığı, örgüt üyeliği suçunun vasıflarının mevcut dosya kapsamında sanık yönünden değerlendirilemeyeceği Mahkememizce anlaşılmıştır.

Suç veya terör örgütleri, kurma, yönetme veya bu örgütlere üye olma bağımsız suç tipleri olarak tanımlanmaktadır. TCK.nın 220/7 maddesi anlamında suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin bilme ve isteme iradesiyle gerçekleşen yardım etme eyleminin cezalandırılmasını öngörmüştür.

TCK.nın 220/7 maddesinde geçen yardım kavramının anlamını genişletmemek, bunu maddi yardımla sınırlı tutmak bu şekilde ceza sorumluluğu anlamına “Suçta ve cezada kanunilik” prensibiyle uyumlu olacak biçimde dar tutmak, yine yardım kavramını en fazla somut olarak suç örgütüne yol göstermek, barınak sağlamak ve diğer hususlarda özgür iradesiyle destek bulmak fiillerini kapsayacak şekilde anlamak gerektiği, bu anlamda da sanığı örgütün finans kaynağı bank …..’ya her ne kadar eşinin talimatı doğrultusunda yatırdığını ifade etse de bilerek ve isteyerek para yatırdığı anlaşıldığından sanık yönünden örgüte yardım suçunun sübuta erdiği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırma yoluna gidilmiş, TCK 220/7 maddesi gereğince yatırmış olduğu para miktarı nazara alınarak takdiren cezasında 2/3 oranında indirim yapılmış olup sanığın eylemine uyan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmasına” denilmek suretiyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu görülmüştür.

İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:

İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafi ….. istinaf dilekçesinde özetle; “Salt Bank …..da hesabı olduğundan değil duruşmada dinlenilen müvekkil sanık anlatımlarına ve dosyadaki bilirkişi raporu başta olmak üzere tüm delillere göre hareket edilerek müvekkil sanık …..’ın beraatine karar verilmesi gerekirken, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması talebi dahi reddedilerek, yasal unsurları oluşmayan terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, hükmü istinaf etme gereği doğmuştur. İzah edilen ve re’sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle hukuki mesnetten uzak yerel mahkeme kararının sanık ….. lehine bozulmasına karar verilmesini” belirterek yerel mahkemece verilen hükmün bozulması istemiyle istinafa başvurmuştur.

SAVUNMA:

Sanık ….. Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında; ”Ben bu konuda daha önce soruşturma aşamasında verdiğim ifadelerimi aynen tekrar ederim, ancak eksiklikler vardır, terör örgütü ile uzaktan yakından herhangi bir ilgim yoktur, suçlamaları kabul etmiyorum, ben evliyim, 1 bebeğim var, FETÖ’ye ait hiçbir dersane ve okula gitmedim, üniversitede ailemin yanında kaldım, 2008 yılında Diyanet ile umreye gittim, örgütün organize ettiği bir umre değildir, herhangi bir geziye gitmedim, sohbet ve toplantılarına gitmedim, maddi yardımda bulunmadım, ….. ve ….. aboneliğim yoktur, Bank …..’da 2008 yılında hesap açtırdım, sosyal hayata ait tüm işlemlerimi bu bankada gerçekleştirdim, kimsenin talimatı ile para yatırmadım, her ne kadar savcılıkta bu paranın babamın sattığı arsanın karşılığı olduğunu söylemiş isem de; 30.000 TL lik miktar kızkardeşimden gelmiştir, daha sonra 2013 yılı Ekim ayında ev almayı düşünüyordum, sözleşme yaptım, daha sonra evi beğenmediğim için ….. inşaat tarafından hesabıma 50.000 TL ve 28.000 TL civarında para yatmıştır, babamın hacizli arsaları olduğu için babamın üzerine değil de benim üzerime arsalar alındı ve para akışı benim hesabımdan sağlandı, eğer ben FETÖ’nün çağrısını duysaydım üzerime kayıtlı olan arabam ve evimi satarak yatırırdım, suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi isterim, savunmam için yeniden mehil istemiyorum, önceki savunmalarımı tekrar ile beraatımı isterim, mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederim” şeklinde savunmada bulunmuştur.

Sanık ….. Ceza Dairemizde hazır edilerek alınan savunmasında; ”Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, önceki savunmalarımı da tekrar ederim, benim ilk çalıştığım kurum Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığıydı, daha sonra 2012 yılında Tarım Kırsal Kalkınma, Destekleme kurumunun sınavını kazanarak Mersin İl Koordinatörlüğünde uzman olarak görev yaptım, eski kurumum beni çağırırsa ve yeni kurumum da ihtiyaç olmadığını bildirmesinden dolayı eski kurumuma 11/07/2016 tarihinde geri döndüm, darbe girişimi sonrasında da bu kurumdan ihraç edildim, ben talimat üzerine kesinlikle hesap açmadım ve yine talimat üzerine para yatırmadım, babamın arazi satışından müteahhit firmanın vermiş olduğu para hesapta duruyordu, Mersinde ev almak için inşaat firmasına parayı gönderdim, daha sonra müteahhitin bana söylemiş olduğu ev ile vereceği ev çok farklıydı, bu nedenle ev almaktan vazgeçtim ….. inşaat tekrardan bu parayı hesabıma gönderdi, benim maaş aldığım hesabım ile 2008 yılından beri kullandığım Bank ….. hesabımdan başka hesabım yoktur, ….. inşaattan gelen parayı Bank …..’da dolar hesabına çevirerek aileme tekrardan gönderdim, dediğim gibi hiçbir şekilde talimat üzerine bankaya para yatırmadım, suçsuzum beraatimi isterim,” şeklinde savunmada bulunmuştur.

İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:

”Sanık ….. hakkında fetö/pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda sanığın üyelik boyutuna ulaşan eylemleri olmayıp ancak örgütün finansal açıdan en önemli kurumu olan Bank …..’da hesabının bulunması ve örgüte elebaşısının talimatından sonra hesap hareketinin mevcut olması nedeniyle sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım suçundan mahkumiyet kararı verilip, dosyaya yansıyan delillerde sanık …..’ın yukarıda belirtilen Bank …..’da hesap açmasının dışında fetö/pdy silahlı terör örgütü ile bağlantısının bulunduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya yansımamış olduğu, bu bakımdan örgüte yardım amaçlı Bank …..’ya para yatırmasının öncelikle olabilmesi için bir biçimde örgüt ile bağlantısının bir şekilde sağlanmış olması gerekip ayrıca Bank …..’daki hesabın 2008 yılında açılmış olup, örgüt elebaşısının talimatından sonraki para akışına yönelik sanığın savunmasının tutarlılık gösterip talimat ile hareket edildiğine yönelik herhangi bir kanıtında yansımadığı, bu bakımdan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekip bu doğrultuda Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kaldırılarak sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik ve suçun unsurlarının oluştuğuna dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından, sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi esas hakkında mütalaa olunur,” şeklinde mütalaada bulunmuştur.

DELİLLER:

  • Bank ….. hesap hareketlerine ilişkin CD ve alınan Bilirkişi raporu,
    -…..bank dekontları,
  • Sanık savunması,
  • Sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE:

Ayrıntıları Yargıtay Genel Ceza Kurulu’nun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 esas 2017/370 karar sayılı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 14/07/2017 tarih 2017/1443 Esas ve 2017/4758 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; Fetö/Pdy’nin TCK’nın 314. maddesinin 1. ve 2. fıkraları kapsamında silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılıp kabul edildiği,

Yine ayrıntıları Yargıtay Genel Ceza Kurulu’nun ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin aynı kararlarında belirtildiği gibi “….. iletişim sistemi somut delillerle de kanıtlandığı üzere Fetö/Pdy silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzan, kesin kanaate ulaştıracak teknik delillerle tespiti halinde kişinin örgüt ile bağlantısını gösteren delil olacağı” hususunun dairemizce de kabul edildiği,

Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1861 esas 2018/294 karar, 2017/1862 esas 2017/5796 karar ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile verdiği 2015/3 esas 2017/3 sayılı kararlarında ve istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;

“Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet: eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir. (Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1861 esas 2018/294 karar, 2017/1862 esas 2017/5796 karar sayılı ilamları )
Sanık hakkında duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda ve yukarıda değinilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanık ilk derece mahkemesinde 27/06/2018 tarihli celsedeki savunmasında özetle; Daha önce aynı konuda beyanda bulunduğunu, Fetöye ait hiçbir okul ve dershaneye gitmediğini, 2008 yılında Diyanet ile umreye gittiğini, bank …..da 2008 yılında hesap açtırdığını, bütün işlemlerini bu bankadan yaptığını, kimsenin talimatıyla para yatırmadığını, savcılıkta her ne kadar paranın babasının sattığı arsadan kaynaklandığını söylese de; 30 bin liralık miktarın kız kardeşinden geldiğini, 2013 yılında ev almayı düşündüğünü, 2013 yılının ekim ayında sözleşme yaptığını, daha sonra evi beğenmediğini, ….. İnşaat tarafından hesabına 50 bin lira ve 28 bin lira para yatırdığını, babasının hacizli arsaları olduğu için paranın kendi hesabına yatırıldığını belirterek iddiaları reddetmiştir.

Alınan 10/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda sanığın talimat tarihlerine denk gelecek şekilde Bank…..ya para yatırdığına dair dikkat çekici para artışının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, Bank ….. cevabi yazıları incelendiğinde sanığın 03/10/2008 tarihinde Bank …..’da hesap açtırdığı, talimat tarihlerinden öncede sanığın hesabında para bulundurduğu, hesabında toplamış olduğu yaklaşık 90,000 TL. parayla ev almayı düşündüğü, ….. inşaat isimli şirkete daire bedeli açıklaması ile 02/04/2014 tarihinde 50,000 TL. İle 09/05/2014 tarihinde 27.889 TL. olarak eft yaptığı, daire alımından vazgeçmesi nedeniyle ….. İnşaat tarafından göndermiş olduğu paranın sanığın Bank …..’da bulunan hesabına eft ile tekrardan gönderildiği, sanık savunmaları ile alınan bilirkişi raporu ve Bank ….. hesap hareretlerinin uyumlu olduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ve örgüt liderinin çağrı ve talimatları üzerine Bank ….. isimli bankaya destek olmak amacıyla para yatırdığına dair, sanığın savunmasının aksine herhangi bir delil elde edilemediği ayrıca Mersin Kom Şube Müdürlüğünce çevre araştırma tutanakları irdelendiğinde sanığın ….. kullanıcısı olmadığı, dernek, sendika üyeliği, sgk kaydı ve tepe yönetimiyle irtibatının olmadığı bu nedenlerle Tüm dosya kapsamı itibariyle mevcut delillerin, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olduğuna dair delil olmadığı gibi Bank …..’daki hesap hareketlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım kastıyla hareket ettiğini göstermeye yeterli olmadığı, açıklanan nedenlere sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediği anlaşıldığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine yönelik aşağıda yazılı şekilde karar verme cihetine gidilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Sanık ….. hakkındaki Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2018 gün ve 2018/161 Esas 2018/319 Karar sayılı HÜKMÜNÜN CMK’nın 280/2. MADDESİ GEREĞİNCE KALDIRILMASINA,

Sanık …..’ın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan isnat edilen eylemin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,

Sanık kendisini vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama için maktu vekalet ücreti olan 4.360,00TL ile BAM Dairesinde yapılan yargılama içi……700,00 TL ücreti olmak üzere toplam 6.060,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,

Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

Sanık ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet ….. katılımıyla mütalaaya uygun olarak, CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca yüzüne karşı karar verilenler yönünden tefhimden itibaren, tefhim edilemeyen ve tebliği gereken taraflar yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (temyiz gerekçesi bulunmayan süre tutum dilekçesi verilmesi halinde CMK’nun 295/1 maddesi gereğince gerekçeli karar tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ) Dairemize gerekçeli bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup temyiz dilekçesi mahiyetinde tutanak tutturup hakime onaylatmak suretiyle verilmesi, bir başka İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunularak veya bu hususta bir dilekçe verilmesi suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK’nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, 29/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...

Bank Asya Katılım hesabı açma tarihlerinin örgüt üyelerinin talimat dönemine denk gelmemesi nedeni YARGITAY bozması

16. Ceza Dairesi         2019/6442 E.  ,  2021/4575 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne yardım etme
Hüküm : TCK’nın 314/3 ve 220/7-1 cümlesi yollamasıyla
TCK’nın 314/2, 220/7-2 cümlesi, 3713 sayılı
Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 63 maddeleri uyarınca
mahkumiyetine dair hüküm

Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;

Okumaya devam et “Bank Asya Katılım hesabı açma tarihlerinin örgüt üyelerinin talimat dönemine denk gelmemesi nedeni YARGITAY bozması”

“rutin bankacılık işlemi olan hareketlerin suç olarak kabul edilemeyeceği nedeni ile bozma” Bursa Bölge Adliye Mahkemesi

BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bursa 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/1055
Karar Yıl/No: 2020/606
Karar tarihi: 16.06.2020

YARGILAMAYA KONU İDDİA:

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 24/10/2018 tarih ve 2018/84292 soruşturma, 2018/26247 esas sayılı iddianamesi ile, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2, 53, 58/9 ve 3713 sayılı kanun 5/1. maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

Okumaya devam et ““rutin bankacılık işlemi olan hareketlerin suç olarak kabul edilemeyeceği nedeni ile bozma” Bursa Bölge Adliye Mahkemesi”

TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM ALT SINIRDAN UZAKLAŞARAK CEZA TAYİNİ NEDENİ İLE BOZMA

3. Ceza Dairesi         2021/7902 E.  ,  2021/9767 K.

“İçtihat Metni”



İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK’nın 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 62, 53,
58/9 maddesi delaleti ile 58/6, 63. maddeleri uyarınca
hükmedilen hapis cezası
Temyiz edenler : Sanık ve müdafii

Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi bağlamında sanığın örgüt yapılanmasındaki konumu, örgütte kaldığı süre, faaliyetlerinin mahiyet, yoğunluluk ve çeşitliliği meydana gelen zarar ve tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak, fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken,
Bank Asya nezdindeki mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden teşdinin derecesinde yanılgıya düşülecek dosyaya özgülenmemiş yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
2- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 58/6 maddesinin yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bank Asya’daki bankacılık işlemlerinin rutin olması nedeni ile Yargıtay Bozma

3. Ceza Dairesi         2021/2814 E.  ,  2021/9907 K.

“İçtihat Metni”


İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : … 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarih ve 2017/340 – 2018/380 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : Sanıklar hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/9, 63/1 maddeleri gereğince kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
1-) Sanık … hakkında yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu gösterir ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosyaya getirtilmeden hüküm kurulması, diğer delillerin suçun sübutu açısından yeterli olduğu görülmekle sonuca etkili bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde
eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Yargılama giderlerinin tahsiline karar verilirken, duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmasına ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun 5271 sayılı CMK’nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün yargılama giderlerinin dökümünün yapıldığı 5. maddesinden “232,50 TL SEGBİS çözüm gideri” bölümünün çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-) Sanık … için yapılan temyiz incelemesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Bu kapsamda sanığın savunması ile tüm dosya kapsamına göre, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına, organik bağ kurmak suretiyle dahil olduğuna eylem ve faaliyetlerinin yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik arz eder nitelikte bulunduğuna dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli ve kesin delil bulunmayan sanığın; örgütle iltisaklı olan Bank Asya’daki bankacılık işlemlerininde rutin olması gözetildiğinde atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … 21. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BANK ASYADAKİ MUTAD HAREKETLERİN MÜSNET SUÇ YÖNÜNDEN DELİL OLAMAYACAĞI NEDENİ İLE YARGITAY BOZMA

3. Ceza Dairesi         2021/1581 E.  ,  2021/10069 K.

“İçtihat Metni”


İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2017 tarih ve 2017/106 – 2017/392 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 220/7, 53/1-2-3, 58/9, 62/1, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5. maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararların niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Hükmolunan cezanın miktarına göre yasal koşulları oluşmadığından sanığın duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği gözetilerek; sanığın Bank Asya nezdindeki 2013 yılı öncesi dahil olmak üzere tüm hesap hareketlerine ilişkin belgeler yeniden temin edilip incelenmek ve gerekirse bu konuda bilirkişi raporu da alınmak suretiyle örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden, bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
a-İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlıklarında suç adının “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” yerine “Silahlı terör örgütüne üye olma” olarak yazılması,
b-Sanık hakkında hüküm kurulurken delalet ve uygulama maddelerinin, “TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddesi yollamasıyla 314/2. maddesi” olarak yazılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c-Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi,
d-Belirlenen temel cezanın önce TCK’nın 220/7. maddesinin 2. cümlesi gereğince indirilmesi akabinde 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi gereğince arttırıma tabi tutulması gerekirken, yazılı şekilde hatalı uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin …Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BANK ASYA+MÜZAHİR KURUM ÇALIŞMASI+HTS KAYDI BOZMA YARGITAY

3. Ceza Dairesi         2021/10467 E.  ,  2021/11010 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından, sanık müdafiinin duruşma isteminin CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 E. ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ
kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı tespit ve değerlendirme tutanağı temin edilemeyen ve Bank Asya nezdindeki bankacılık işlemlerinin mutad olduğu bilirkişi raporu ile belirlenen sanığın, müzahir kurumlarda çalışması içerik ve özelliği saptanamayan bir kısım örgüt mensubu olduğu iddia edilen şahıslarla HTS kayıtları bulunması; örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığı ve süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arzeden faaliyetlerde bulunduğunu kesin olarak kanıtlamayacağından müsnet suçtan beraati yerine, dosya kapsamı ile de örtüşmeyen yetersiz ve ilgisiz gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

MÜDAFİİ OLMAMASI NEDENİ İLE YARGITAY AŞAMASINDA BOZMA

YARGITAY 3. Ceza Dairesi         2021/1474 E.  ,  2021/9759 K.

“İçtihat Metni”


İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2018 tarih ve 2017/136 – 2018/283 sayılı kararı

Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
27.07.2016 (Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … için),
01.08.2016 (Sanıklar …, …, …, …, … ,… ve … için),
03.08.2016 (Sanıklar … ve … için)
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …, … ve …’nın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
2-Sanıklar …, …, …, …, … ve …’nın TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
3-Sanıklar …, …, …, … ve …’nın Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
4-Sanıklar …, … ve … hakkında; sanıkların mahkumiyetlerine yönelik İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin CMK’nın 303/1-a. maddesi gereğince kaldırılarak, sanıkların CMK’nın 223/2-c, e maddesi uyarınca beraatine dair karar
Temyiz edenler : Sanıklar müdafileri, sanıklar …, … ve … ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı

Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde, diğer sanıklar yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm süresinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık … müdafii ile sanıklar … ve …’ın duruşma taleplerinin ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
I-)Sanıklar …, …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar hakkında yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, yine haklarında beraat hükmü kurulan sanıklar …, …, …, … ve … ile ilgili olarak ise; örgütle iltisaklı olan Bank Asya’da ki hesap hareketlerinin rutin olması gözetildiğinde, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafileri, sanıklar … ve … ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle beraat ve mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
II-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
1-) Sanıklar hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan temel ceza tayin edilirken atıf maddesi olarak TCK’nın 314/3. maddesinin gösterilmemesi,
2-) Sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5 maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki hükümlerin birinci fıkrasındaki “TCK’nın 220/7. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddesi” ibaresinin yazılması, yine sanıklar hakkındaki hükümlerin üçüncü fıkrasındaki “5. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “5/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-)Sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma, sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelemesinde;
1-)Sanıklar … ve … yönünden;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların, yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanıklara isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesi ile müsnet suç için uygulanması zorunlu olan TMK’nın 5/1. maddesinin uygulanması sonucunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca haklarında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgularının tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1 -a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
2-)Sanıklar …, … ve … yönünden;
a-)İlk Derece Mahkemesince TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddesi delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan istinaf incelemesi neticesinde CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıkların CMK’nın 223/2-c,e maddeleri uyarınca beraatlerine kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
….
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir. 

(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.

Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade …lanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
….
Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönleri tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına geldiğinden bir tür “ıslah”tır.(Yenisey İstinaf ve tekrar Kabulü sh.189,Centel/Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh 359) Esas itibariyle istinaf kanun yolunda aslolan bozma yerine ıslahtır.Bu şekilde ıslah olunan karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp İlk Derece Mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür.(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235)
Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, kural olarak İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen, incelenen kararda kısmi değişiklik yapılarak veya yeni bir hüküm fıkrası eklenerek verilen bir karardır.
Ancak İlk Derece Mahkemesinin hükmü mahkumiyet iken, İstinaf mahkemesi duruşma açılmasına ihtiyaç duymaksızın CMK’nın 303/1-a maddesi gereğince beraat kararı verip hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı vermiş ise bu kararın hüküm niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla CMK’nın 280/1-a,b,c maddesi kapsamında duruşma açılmaksızın verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, maddi vakıanın belerlenmesi bakımından yeni delil ikamesini veya mevcut delillerin yeniden takdir edilmesini gerektirmeyen hallerle sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Doktrinde de, CMK’nın 280/1-a (CMK m. 303/1-a) hükmü uyarınca “olayın daha ziyade …lanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması” gerekçesiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, bu türden durumlarda duruşma açılması ve bir öğrenme yargılaması yapılması gerekeceği görüşü savunulmaktadır. (Kaymaz Seydi Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.132, Balcı/Öztürk Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz sh 165) Yargıtayın CMK’nın 193/2 (ve CMK m. 223/9) hükmünün uygulanmasında derhal beraat kararı verilmesi) bakımından dahi “delil takdiri gereken hallerde” savunma alınmaksızın ve sanık sorguya çekilmeksizin beraat kararı verilemeyeceğini kabul ettiği nazara alındığında CMK’nın 280/1-a hükmü kapsamında duruşma açılmaksızın ve delil takdiri yapılmaksızın sadece dosya üzerinden inceleme yapılarak sanığın savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilebileceğini kabul etmenin ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırı olacağı izahtan varestedir.(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235)
Şu hale göre istinaf mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte, mesala eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği ya da suç olmaktan çıkarıldığı kanaatinde ise incelenen hükmün bütünü kaldırılmaksızın sadece hukuki meselenin çözümüne ilişkin mahkumiyet yerine beraat kararı verebilecektir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da böyledir.
Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının istinaf edilmesi üzerine, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c,e maddesi gereğince sanıkların suç kastının bulunduğu hususunda, mahkumiyetlerini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle duruşma açılmaksızın sanıkların beraatine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b-) Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların, yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanıklara isnat edilen “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesi ile müsnet suç için uygulanması zorunlu olan TMK’nın 5/1. maddesinin uygulanması sonucunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca haklarında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgularının tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1 -a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafii, sanık … ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BANK ASYADA Kİ MUTAD HAREKETLER NEDENİ İLE CEZA VERİLEMEYECEĞİ NEDENİ İLE BOZMA

YARGITAY 3. Ceza Dairesi         2021/7902 E.  ,  2021/9767 K

“İçtihat Metni”

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK’nın 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 62, 53,
58/9 maddesi delaleti ile 58/6, 63. maddeleri uyarınca
hükmedilen hapis cezası
Temyiz edenler : Sanık ve müdafii

Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi bağlamında sanığın örgüt yapılanmasındaki konumu, örgütte kaldığı süre, faaliyetlerinin mahiyet, yoğunluluk ve çeşitliliği meydana gelen zarar ve tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak, fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken,
Bank Asya nezdindeki mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden teşdinin derecesinde yanılgıya düşülecek dosyaya özgülenmemiş yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
2- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 58/6 maddesinin yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Whatsapp ile ulaşın bize
Whatsapp'a gönder

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!